İran’ı 36 yıl yöneten adam... İşkenceden iktidara Hamaney

2 hafta önce 29

Oluşturulma Tarihi: Temmuz 03, 2026 07:00

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettikten aylar sonra törenle toprağa veriliyor. Tahran’da başlayan törenler 5 gün sürecek. Hamaney, doğup büyüdüğü ve İran’ın en kutsal şehri kabul edilen Meşhed’te İmam Rıza türbesine defnedilecek. Törenleri takip için geldiğimiz İran’da Hamaney’in bir portresini de hazırladık…

Ayetullah Ali Hamaney, 8 çocuklu bir ailenin ikinci erkek evladı olarak 1938’te Meşhed’te doğdu. Ailenin dördüncü çocuğuydu. İki ablasının annesi ölünce babası tekrar evlenmiş Ağabeyi, Hamaney ve kardeşleri bu evlilikten doğmuştu. Aile fakirdi. Ama babası hürmet edilen bir hocaydı. İran’ın en kutsal şehri kabul edilen Meşhed’te Pazar yerinin imamıydı. İki odalı, küçük sade bir evleri vardı. Evine de talebeleri gelip giderdi. Hamaney ve kardeşleri bu ziyaretler sırasında evde yer kalmayınca çoğu zaman dışarı çıkarlardı. Hem anne tarafından dedesi hem de babası tarafından dedesi ‘alim’ olarak bilinen, medreselerde ders veren kişilerdi.  Dedelerinden biri sonradan Şah rejiminin sürgünlerine de maruz kalmıştı.

İran’ı 36 yıl yöneten adam... İşkenceden iktidara Hamaney

EVDE TÜRKÇE

Necef doğumlu annesi de okur yazardı.  Hamaney ilk Kur’an-ı Kerim eğitimini ‘Fasih’ Arapça konuşan annesinden aldı. Arapçaya ilgisi o zamanlardan başlamıştı. Arapça ’ya hayranlığını hiç gizlemedi.  Sonradan Arapçadan birçok kitabı çevirerek siyasi mücadelesinde bunları da kullanacaktı. Babası da Azerbaycan Türklerindendi. Soyadı da Azerbaycan sınırındaki ailesinin memleketi ‘Hamaney’ adlı kasabadan geliyordu.  Hamaney ‘Anadilim Türkçedir, evimizde Türkçe konuşulurdu’ diyerek bunu da vurgulardı.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

ZEVACO’NUN HAYRANI

Çocukluğunda gözlerinde bozukluk olan Hamaney ancak 4’üncü sınıfta öğretmeninin bu fark edip onu en ön sıraya oturtmasıyla rahat etmişti. Artık yazılanları da görebildiği için hocasının anlattıklarını daha iyi anlamaya başlamıştı. Babasının disiplini ve otoritesinin de tesiriyle hep iyi bir talebe oldu. Meşhed’in en iyi medreselerinde eğitim almaya başladı. Dünya edebiyatıyla da bu dönemde tanıştı. Bazı Rus ve Fransız yazarların klasiklerine özel bir ilgisi vardı. Fransız ‘Anarşist’ ve monarşi karşıtı Michael Zevaco’ya özel bir ilgisi vardı. Zevaco’nun saray entrikaları, gizli örgütler, düello temalarıyla bezeli, Fransız devriminden de esintiler taşıyan ‘Pardalyan’ serisini soluksuz okumuştu. Yıllar sonra yazacağı otobiyografisinde ‘Zevaco’nun tüm romanlarını okudum’ diyecekti.

İLK İDOLÜ NEVVAP SAFEVİ!

Ardından Irak’ın medreseleriyle meşhur ‘Necef’ şehrine geçti. Burada da eğitim aldı. Sonra eğitimine İran’ın ‘İlim Havzası’ diye bilinen Kum şehrine geçti. Burada da dönemin meşhur alimlerinden ders aldı. Lübnanlı yazar Halil Cibran’ın romanlarını, Mısırlı Seyyit Kutup’un politik nitelikli eserlerini tercüme etti. Zaten Necef’teyken o dönem Şah karşıtı ‘İslam Fedaileri’ adlı örgütü kuran Nevvap Safevi’ye hayrandı. Onu örnek alıyordu. Şah’ın azılı istihbarat örgütü SAVAK’ın dikkatini ise çoktan çekmişti. 

Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri

Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.

Abonelik tamamlandı

KOD ADI: HACI AĞA RUHULLAH

Asıl ‘idolü’ İmam Humeyni ile ise 1958’de gittiği Kum’da tanıştı. O zamana kadar adını ‘Hacı Ağa Ruhullah’ diye duyduğu Humeyni’den fıkıh dersleri aldı. Bu dersler 6 yıl devam etti. Humeyni’nin güvendiği isimlerden biri oldu. Zaten babasının da arkadaşı olan Humeyni başka şehirlerdeki takipçilerine mesajları da Hamaney ile gönderiyordu.  

HUMEYNİ’NİN EMRİNDE

Humeyni, Şah rejimine karşı ‘kıyam’ başlattığı 1963’teki meşhur vaazını yaparken Hamaney de oradaydı. Humeyni bu vaazında hem Şah’ı hem de İsrail’i hedef almış; Şah’ı İsrail ve ABD kuklası diye tasvir etmişti. Bu vaazdan sonra başlayan süreçte Humeyni önce tutuklandı. Sonra da önce Türkiye’ye oradan da Irak’a sürgüne gönderileceği süreç başladı. Hamaney de bu dönemde ilk kez tutuklandı.

SAVAK SAKALLARINI KESTİ

1979’daki devrime kadar beş kere daha tutuklanıp serbest bırakılacaktı. En çok korktuğu ise sakallarının kesilmesiydi. Çünkü SAVAK’ın tutukluların sakallarını su ve sabun kullanmadan kestiği ürkütücü bir şayia olarak yayılmıştı. Sakallı haliyle ilk tutuklandığında kendini bu ‘korkutucu ve acı verici’ ana hazırlamıştı. Ürkerek beklediği berber çantasından bir makine çıkarınca da ‘rahat bir nefes aldım’ diyecekti. Cezaevlerinde çok hatıra biriktirdi. Bunların çoğunu ’14. Hücre-Zindan ve Sürgün Hatıraları’ adlı otobiyografisinde anlattı.

11’LERİN LİSTE BAŞI

Teşkilatçıydı, intizam ve insicam içinde çalışıyordu. Mescit imamlığı da yaptığı için geniş bir ilişki ağı vardı. “Seyyid” (peygamber soyundan) kabul edildiği için halk nazarında ayrı bir itibarı da vardı. Kum’daki alimler arasında sonradan ‘Camiayi Müderrisin’ adını alacak ilk teşkilatlanmayı yapıp, tüzüğünü hazırlayanlar arasındaydı. Sonradan “11’ler Teşkilatı” diye ünlenen ve Hamaney ile yakın arkadaşı Haşim Rafsancani’nin de aralarında olduğu 11 kişilik teşkilatı da kurdu. SAVAK yıllar sonra bu teşkilatı tespit ettiğinde 11 kişilik tutuklama listesinin başına da Hamaney’i koymuştu.

İŞKENCECİYLE YÜZ YÜZE

Cezaevi günlerince birçok eziyet ve işkenceye de maruz kalmıştı. Bayılana kadar kırbaçlandığını, sonra yüzüne ve ayaklarına su dökülüp ayıltıldıktan sonra kırbaca devam edildiğini hatıralarında anlatıyordu. Bu işkenceleri yapanlardan biriyle devrimden sonra karşılaştı. Babayi adlı bu işkenceci gardiyana ‘Bana neler yaptığını hatırlıyor musun?’ diye sordu. Cevabı da ‘Sakalımdan tutup yere atıyordun sonra yine sakalımdan tutup kaldırıyordun’ diyerek yine kendisi verdi.

TAHRAN VAİZİ

Son kez 1979’da tutuklandı. Serbest kaldıktan birkaç ay sonra da Şah rejimi devrildi. Humeyni, Fransa’dan gelip yönetimi devraldı. Hamaney o sırada Meşhed’teydi. Humeyni’nin çağrısıyla ‘inkılap’ meclisinde görev aldı. Savunma Bakanlığı’nda da önemli bir göreve geldi. Humeyni’nin talimatıyla Tahran’da Cuma vaazlarını da veriyordu. Yeni rejimdeki öneminin de bir göstergesiydi bu.
 
YAŞAYAN ŞEHİT!

Bu vaazlardan birinde kayıt teybine yerleştirilen bombayla 27 Haziran 1981’de suikasta maruz kaldı. Ağır yaralandı. Bir kolu felç oldu. O günden sonra ‘Şehid-i Zende’ (Yaşayan Şehit) diye de anılmaya başlandı. Aynı suikastlar sürecinde hapishanelerden hücre arkadaşı, dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai öldürülünce 1981’de İran Cumhurbaşkanı seçildi. 1989’da Humeyni ölünce de o zamana kadar en güçlü aday olarak görülmese de Humeyni’nin yerine dini lider oldu. Zamanla İran rejimini iyice tahkim edip kurumları dönüştürdü. Gücünü ve hakimiyetini tartışmasız bir konuma getirdi… 28 Şubat’ta ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybedene kadar İran’a her bakımdan hakimdi…

“TAKİYYE SİLAHIMIZ”

Türkçeye Seyyid Ali Hamaney’in Zindan ve Sürgün Hatıraları” diye çevrilen otobiyografisinde Şah rejimine karşı taktiklerinden birini şöyle anlatıyor: “Rejim karşısında takiyye yapıyorduk takiyye bizim savaşmak için spermimiz gibiydi ve rejim bizim karşımızda bu siper karşısında çaresiz kalıyordu”

SEYYİD VE MORS

“Cezaevinde ‘Mors Alfabesi’ öğrendi. Duvarlara belli ritimlerle vurarak yan hücrelerdeki arkadaşlarıyla haberleşiyordu. Başındaki siyah sarık da onun ‘seyyid’ yani peygamber soyundan olduğunun alametiydi. Cezaevindeyken bile sarığını başından hiç çıkarmadı”

Habere git