İran değil sistem kazandı

2 gün önce 33

Herkes gibi siz de Mutabakat Zaptı’nın İran için bir zafer olduğunu düşündünüz mü?

Büyük ihtimal ‘evet’tir bu sorunun cevabı. Hatta İran’ın Trump’ı nasıl dize getirdiğini ve ABD’nin nasıl hezimete uğradığını mutlaka eş dost ortamında tartışmışsınızdır bile.

*

İran, zaptta hiçbir taviz vermemişti. Üstüne onlarca yıldır boğazını sıkan, ayaklarına pranga vuran petrol yaptırımları ABD tarafından kaldırılmış ve dondurulmuş varlıkları da serbest bırakılmak üzereydi.

Aylarca yaşanan sıkıntılardan sonra oluk oluk akmaya başlayan petrol parası, Kalibaf’ın devlet kanalındaki röportajında şu cümlelerle dile dökülmüştü.

- Petrol yaptırımları kaldırıldı ve petrolü yüzde 20 daha pahalıya satıyoruz.

- Hürmüz Boğazı, içinden geçen trafik her geçen gün azaldığında değil, arttığında değerlidir.

İran değil sistem kazandı

- Hürmüz Boğazı’nı kendimize karşı bir silaha çevirmemeliyiz.

*

Peki ne oldu da “İran kazandı” denilen mutabakat İran tarafından dinamitlendi?

Mesela... Haftalardır bağıra bağıra geldiğini yazdığım sürecin ipuçlarına bakalım mı?

Neler demişim mesela...

- İçimden bir ses size sözünü ettiğim “derin rejimin” bu işin suhulet içinde çözülmesine mani olacağı yönünde.

- Tıpkı 47 yıl önce olduğu gibi bugün de Kalibaf ve Arakçi, içerideki şahinleri ürkütmeden dışarıda bir uzlaşı zemini arıyorlar.

- Kameralar karşısındaki o aşırı mesafeli ve sert duruş, aslında Büyük Şeytan’a değil, her an arkalarından hançerlemeye hazır bekleyen kendi iç kamuoylarına yönelik bir savunma kalkanı.

- Sistem öyle bir sistem ki... Sistemi kurtarmak için atmanız gereken adımlar dahi sistemin yarattığı radikallik ve içine kapanmacılık bir noktada “reset” tuşuna basıverip her şeyi 1979’a geri döndürüveriyor.

*

Ve evet... Kalibaf “Hürmüz’ü kendimize karşı silaha dönüştürmeyelim” dedikten birkaç dakika sonra ekrandan apar topar indirilirken bu noktaya geleceğimiz kesin gibiydi.

Hürmüz’den akan milyarlarca dolar değil, İran halkının refahı değil, yeniden savaş seçildi.

Sistem, yeniden “reset” tuşuna bastı bir kez daha.

Pezeşkiyan, Kalibaf ve Arakçi üçlüsünün Hamaney’in cenazesinde saldırıya uğraması da tesadüf değil.

*

Bu Mutabakat Zaptı ve barış için Kalibaf da Arakçi de istikballerini ortaya koydu.

Fakat sistem öyle bir sistem ki...

Barış, uzlaşma, dünya ile entegrasyon ve dünyaya açılım; doğrudan sistemin ta kendisine aykırı şeyler.

Sistem, halkı değil kendisini korumaya aldı ve “yeniden savaş” dedi.

Bundan sonra korkum... Hem bölge, hem dünya hem de bu süreç için kendini ortaya atanlaradır.

Düne kadar “İran” kazanmıştı.

Bugünden itibaren ise “sistem” kazandı.

KABULLENME

YAS tutmanın 6 evresi vardır.

Bunlar şöyle tanımlanır:

- İnkâr

- Öfke

- Pazarlık

- Depresyon

- Kabullenme

- Anlam bulma

Geçen gün Washington’daki Yunan meslektaşım Lena Argiri’nin Kathimerini’deki F-35 analizini okudum.

Kendisi sağlam Yunan milliyetçisidir. Türkiye aleyhine bayağı mesai harcamıştır.

Aleyhimize gerçekleştirilen her kampanyanın medya mensubu olarak bizzat tam ortasındadır.

Lena Hanım’ın son yazısında 5’inci evrede olduklarını saptadım.

Nasıl mı?

*

Şöyle diyordu Lena Hanım:

- Beyaz Saray’ın Kongre onayına ihtiyaç duymadan CAATSA’yı tek taraflı olarak kaldırabileceği hatırlatılmalıdır.

- F-35 konusunda Türkiye S-400’leri üçüncü bir ülkeye devrederse hukuki durum esasen değişir ve yasal gerekçe ortadan kalkar.

- Kongre’nin gücünün olası bir satışı engelleyecek kesin bir engel olarak öne sürülmesi, Washington’daki siyasi gerçekliğin oldukça safça bir okunmasını yansıtmaktadır.

- Kongre elbette bu süreci durdurmaya çalışacak kurumsal kapasiteye sahiptir. Ancak mevcut konjonktürde bunu yapacak ne siyasi cesarete ne de gerekli çoğunluğa sahiptir.

*

Ben anlattım, anlattım, anlattım... Bazı kesimler de anlamadı, anlamak istemedi, anlamamakta direndi.

Belki de Washington’daki “komşu” meslektaş anlatınca anlarlar.
Ne dersiniz?

Buna bir de Trump’ın NATO Büyükelçisi Whitaker’ın “Bence F-35 anlaşması gerçekleşecek” açıklamasını da ekleyince yakın bir zamanda İsrail ve Yunan lobisinin yavaştan 6’ncı evreye geçeceği kesin gibi.

YARINI BEKLEYİN

TRUMP Türkiye saatiyle cuma sabaha karşı 04.00’te bir ulusa sesleniş konuşması yapacak.

Bunu ta pazartesi gününden duyurduğunda “İran olamaz ya... Ta üç gün sonrası” tepkisi vermiştim.

Konuşulanlara göre ortaya çıktı ki durum çok daha farklıymış...

*

Biliyorsunuz 2020 seçimlerinde Biden’a karşı kaybeden Trump, o seçimlerin peşini 6 yıldır hala bırakmadı.

Trump’a göre o seçimler “hileliydi” ve “çalınmıştı.”

Öyle ki şu an Trump’ın üst düzey görevlere atadığı isimler Senato’daki onay duruşmalarında “2020 seçimini kim kazandı” sorusuna cevap vermekten dahi korkuyorlar.

*

Efendim... Trump’ın ulusa sesleniş konuşması “2020 seçimlerine yabancı bir ülkenin hile karıştırdığına dair” olacakmış.

İster misiniz Trump çıkıp “Venezuela seçimlere hile karıştırdı. İtirafçı da Maduro” deyiversin...

Ya da ihale İran’ın başına kalsın?

Benim aklıma gelenler bunlar.

Pazar günü sonuçlarını ve yansımalarını uzun uzadıya konuşuruz.

GÖRMEMİŞİN GÖRMEMİŞ FANLARI

TAYLOR Swift’in dünyanın en meşhur spor salonunu düğün salonuna çevirmesine fena takılmıştım geçenlerde... Hatırladınız mı?

Swift’in görmemişliği beni fena rahatsız etmişken fanlarının ruh hali daha da rahatsız etti.

*

Efendim New York’un Queens bölgesinde yaşayan bir sanatçı ben bu düğünü nasıl fırsata çeviririm diye düşünürken “bunun fanları çöpünü satsam alır” diyecek olmalı ki...

İran değil sistem kazandı

Taylor Swift&Travis Kelce düğününün çöplerini küçük kutulara koyup tanesi 25 dolardan satışa çıkarmış.

*

Yahu abartma... Kadının çöpünü kim alır” diyorsanız Swift’in fanlarını tanımamışsınız demektir.

Çünkü kapış kapış gitmiş ve yok satıyormuş.

Alın size görmemişin görmemiş fanları.

Habere git