İki usta yorumcu masaya yatırdı... Türk futbolunda sorun nerede

2 hafta önce 26

TÜRK FUTBOLUNUN EN BÜYÜK SORUNU TEMPOSUDUR

“Cevap basit aslında” diyor Şansal Büyüka ve ekliyor: “Türk futbolunun en büyük sorunu temposudur. Sistemin kendisidir. Türk futbolu acilen hızlanmalıdır.”

Deneyimli spor yorumcusu, Süper Lig’deki oyun temposundan
örnek veriyor:

BU SİSTEMLE DÜNYA İLE REKABET ZOR

“Oyun sürekli duruyor. Futbolcular en küçük temasta dakikalarca yerde kalıyor. Hakemler her pozisyonda düdük çalıyor. Düdük çalan hakemi önce seyirci sonra yorumcular ardından kulüp yöneticileri paramparça ediyor. Böyle bir futbolun ne Avrupa ne dünya futboluyla rekabet etmesi mümkün değil. Türkiye’de futbol yavaş oynanıyor. Sonuç olarak Milli Takım’da da...”

AVRUPA’DA HIZLI BİZDE YAVAŞ

Bazıları diyor ki: ‘Takımın yarısı Avrupalı oyunculardan oluşuyor. Onlar hızlı değil mi?’ Hızlılar. Ancak hızlı takımlarda oynadıkları için hızlılar. Türk Milli Takımı’nda, yavaş oynayan bir takım içinde onların bireysel hızları da etkisini kaybediyor.”

HOCA DEĞİŞTİRMEK ÇÖZÜM DEĞİL

Büyüka, futbolu yavaş oynadığı düşünülen İran, Mısır gibi ülkelerin bile Türkiye’nin önüne geçtiğini belirterek, “Bütün maçları izliyorum. Bizim oyun modelimizde futbol oynayan başarılı bir takım neredeyse yok. Savunmada kalabalıklar. Hücuma çok hızlı çıkıyorlar. Biz ise savunmada az adamla yakalanıyoruz, hücumda ise rakip ceza sahası önünde sonuç üretmeyen kısa paslarla vakit kaybediyoruz. 15-20 pas yapmak marifet değil. O sırada rakip savunma tamamen yerleşiyor. Sonra da neden gol bulamadık? İsterseniz 60 değil 160 şut atın, sonuç değişmez. Çözüm ise sürekli başkan değiştirmek, hoca göndermek ya da yeni oyuncu aramak değil, Türk futbolunu hızlandırmaktadır. Bunun için de futbola gönül penceresinden değil, futbolun gerçeklerinden bakmak gerekir” yorumu yapıyor.

HEP AYNI KISIR DÖNGÜ 

Türk futbolunu hızlandırmak için ne yapılmalı soruma ise ne yapılmadığını söyleyerek yanıt veriyor: “40 yıldır Türk futbolunu daha ileri taşımak adına bir çalıştay yapıldığına tanık olmadım. Yıllardır aynı konular: ‘Ofsayttı, değildi... Fauldü, değildi... Bu hakem şu takımı tutuyor, bu hakem bu takımı tutuyor... Yok birileri bize operasyon yapıyor...’ Bu kısır döngü içinde çaresizce kıvranıyor Türk futbolu. Konuşulmayanları konuşmaya başlamamız lazım, acilen...”

İki usta yorumcu masaya yatırdı... Türk futbolunda sorun nerede

SORUN HOCA YA DA FUTBOLCU DEĞİL SİSTEMİN KENDİSİ

Türk futbolunun bir başka deneyimli yorumcusu Cem Dizdar da benzer görüşte: “Yıllardır aynı yöntemleri deneyip farklı sonuçlar bekliyoruz. Demek tersini yapmalıyız! Çünkü sorun ne tek bir teknik direktörde ne de birkaç futbolcuda. Çok daha derin ve yapısal. Türk futbolunu düşünme ve inşa etme biçiminde.”

HERKES SONUÇ ODAKLI

Her şeyden önce çocukları, gençleri yeniden oyunun içine sokmak gerektiğine dikkat çeken Dizdar,Futbolu sadece izleyen değil, oynayan; sadece antrenman-maç yapan değil, eğlenen ve sporla büyüyen kuşaklara ihtiyaç var. Bizde ise futbol bir iş! Sadece sonuç üreten bir gösteriye dönüşmüş durumda. Bu sorunlu bir anlayış! Herkes sonuç görmek istiyor. Ama o sonucu doğuracak sürece sabır göstermiyor” yorumunu yapıyor.

BİLGİYE YATIRIM YAPILMALI

Dünya Kupası sonrası “takım mücadele etmedi” eleştirilerine de karşı çıkan yorumcu, bunun rakamlarla desteklenmediğini belirterek, şöyle devam ediyor:

Türkiye iki maçta da topa daha fazla sahip olan, daha fazla koşan ve oyun oynamaya çalışan taraftı. Sorun mücadele eksikliği değil; üretilen oyunun yeterince kaliteli ve etkili olmaması. Fakat ne yazık ki toplumda öfke ve hayal kırıklığının harmanlandığı, suçlu aramaya kurgulanmış bir bakış açısı var. Her alanda... Böyle bir atmosferde başarı inşa etmek pek mümkün değildir. Teknik direktörü, futbolcuları ya da belirli isimleri hedef göstermek ise kolay çünkü alıcısı var.

SÜREKLİ KURTARICI ARANMAMALI

Bugün Türkiye’de futbol üzerine yapılan tartışmaların önemli bir bölümü bilgiye değil, sonuca dayanıyor. Kazananın her zaman haklı olduğu varsayılıyor. Oysa sporun özü bilgi, eğitim, planlama ve gelişimdir. Kadın voleybolunda elde edilen başarı, bunun en somut örneklerinden. Bakınız orada teknik adamın milliyeti değil, bilgi birikimi ve sistemi belirleyici olmuştur. Türk futbolunun ihtiyacı olan şey tam olarak budur. Sürekli kurtarıcı aramak yerine oyuncu yetiştiren, bilgiye yatırım yapan, sabırlı ve sürdürülebilir bir model kurmak. Portekiz’in, Hollanda’nın yaptığı gibi...”

OYUNCU YETİŞTİRME KÜLTÜRÜNÜ KAYBETTİK 

“Türk futbolunun en büyük açmazlarından birisi de oyuncu yetiştirme kültürünü kaybetmiş olmasıdır. Milli takımın omurgasına baktığımızda önemli isimlerin yurtdışında yetiştiğini görüyoruz. Bu da sistemin oyuncu geliştirmeye değil, günü kurtarmaya odaklı olduğunu göstermekte. Sorun; düşünme biçimimiz, üretim kültürümüz ve başarıya bakışımızda... Sonuçtan önce süreci, suçludan önce sistemi tartışmayı öğrenmediğimiz sürece aynı hayal kırıklıklarını yaşamaya devam edeceğiz.”

Habere git