Giriş Tarihi: 04 Temmuz 2026
Uluslararası sistemin türbülansa girdiği, hatta Başkan Erdoğan'ın ifadesiyle "yoğun bakımda" olduğu bir dönemde, ayakta kalmayı başaran az sayıdaki yapılardan biri NATO.
Son yıllarda "Beyin ölümü gerçekleşti", "ABD tarafından terk edilecek" denilen NATO, aksine büyümeye ve kendini yenilemeye devam etti. Önümüzdeki hafta ise Türkiye'nin ev sahipliğinde, "NATO 3.0" hedefiyle yeni bir yol haritası belirlemeye hazırlanıyor.
Bu tablo, 74 yıllık NATO üyesi Türkiye için sıradan bir diplomatik gelişme değil, tarihi bir fırsattır. Üstelik bu fırsat tesadüfen ortaya çıkmadı. Başkan Erdoğan liderliğinde dile getirilen "Daha adil bir dünya" çağrısının, Batıcı kuşatmalara rağmen savunma sanayiinde atılan ezber bozucu adımların ve çok yönlü denge siyasetinin doğal sonucudur.
Artık Türkiye, yalnızca bölgesel bir aktör değil, küresel denklemde merkez ülke olma yolunda ilerleyen bir güçtür. Bu yüzden Atlantik Bloku'nun askeri örgütü NATO'nun yeni yol haritasının Ankara'da konuşulacak olması son derece anlamlıdır.
Tam da böyle bir dönemde, dünyanın gözü kulağı Ankara'ya çevrilmişken, CHP'nin eski genel başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel öyle bir çıkış yaptı ki, bunu siyasi rakip değil, ancak Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olan çevreler yapardı.
Türkiye'ye dair her olumlu gelişme karşısında öfke krizine giren İsrail ve Yunanistan bile bu kadarını yapmadı. Ama hâlâ CHP kimliği taşıyan Özel yaptı.
NATO Zirvesi öncesinde küreselcilerin sesi Financial Times'a yazdığı yazıda Türkiye'yi ve Başkan Erdoğan'ı Batı'ya şikâyet etti. Bunun arkasında bir akıl mı var, yoksa klasik Batıcı-mandacı zihniyetin refleksi mi, bilemem. Ama şu satırlar başlı başına bir skandaldır:
"Erdoğan'ın demokrasiye yönelik baskıları, Türkiye'nin müttefiklerini de tehdit ediyor. Otoriter yönetim ve siyasi rakiplerinin hapsedilmesi hem NATO'yu hem de bölgesel istikrarı tehlikeye atabilir."
Dünyayı savaşla, ambargoyla, yaptırımla terbiye etmeye çalışan ABD görmüyor; oyun içinde oyun kuran İngiltere görmüyor; çifte standardı siyaset hâline getirmiş Avrupa görmüyor; ama partisindeki yolsuzluk iddialarını, iç kavgaları ve siyasi çöküşü perdelemeye çalışan Özgür Özel görüyor ve Batı'yı uyarıyor!
Akıl alır gibi değil.
İnsan sormadan edemiyor: Çevresinde bu toprakların tarihini bilen, emperyalizmin nasıl çalıştığını anlayan, mandacılığın bu millette nasıl bir karşılığı olduğunu hatırlatan tek bir aklıselim insan yok mu?
Şu satırları, emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin siyasetçisi yazabilir mi?
"Hukukun üstünlüğünün bulunmadığı bir Türkiye öngörülebilir ya da güvenilir bir ortak değildir. Erdoğan bugün Washington'a, yarın Moskova'ya, ertesi gün Pekin'e yönelebilir; tek amacı kendi iktidarını güvence altına almak olur. NATO Zirvesi'nde Erdoğan kendisini vazgeçilmez bir lider olarak sunacaktır."
Hâle bakın...
Gazze'de soykırıma sessiz kalan, Netanyahu'ya açık ya da örtülü destek veren, demokrasi ve insan hakları kavramlarını kendi çıkarları için kullanışlı bir aparata dönüştüren Batı'ya Türkiye'yi şikâyet ediyor.
Kendi ülkesini "güvenilmez ortak" gibi gösteriyor. Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını, bağımsız devlet aklı olarak değil, Batı'ya karşı şikâyet konusu yapılacak bir kusur gibi sunuyor.
Bundan daha utanç verici bir siyaset olabilir mi?
Bu, muhalefet değil, teslimiyet siyasetidir. Bu, demokrasi arayışı değil, dış vesayetten medet umma alışkanlığıdır. Bu, ülke içi siyasi rekabet değil, Türkiye'nin diplomatik gücünü zayıflatma girişimidir.
Kendi ülkesini, o ülkenin sandıktan yüzde 52 oyla çıkmış cumhurbaşkanını NATO çevrelerine şikâyet eden bir anlayışı bu millet affetmez. Zaten onlar da böylelerini ciddiye almaz; sadece kullanır, sonra kenara bırakır.
Allah akıl fikir versin...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın

1 saat önce
37










English (US) ·