İflah olmaz hastalığımız: Haset

1 saat önce 35

İnananların da inanmayanların da en büyük çıkmazı, hastalığı "haset" yani kıskançlıktır. Hz. Âdem'i cennette kıskanan şeytana en büyük günahı işleten hasettir. Hz. Âdem'in çocuklarını, yani kardeşi kardeşe düşman eden hasettir. Kabil, hasedin ateşiyle Habil'i katletti.
Hz. Yusuf'u kuyuya attıran hastalık, kardeşlerinin ona duyduğu haset değil mi? Firavunun huzurunda Hz. Musa'ya iman ettiğini haykıran sihirbazları işkenceyle öldürten duygu, Musa'ya duyulan kıskançlık, yani haset değil mi?
Hz. İbrahim'i ateşte yakmaya yeltenen Nemrud'u yakan hırs hasedi değil miydi?
Dikkat edin; haset genellikle imansızların bir çıkmazıdır. Ama ne yazık ki çağımızda Müslüman'ı Müslüman'a düşman eden kahrolası duygu da hasettir. Çekememezliktir.
Bir Müslüman'ın başarısını diğer kardeşleri hazmedemiyor, çekiştiriyor. "Haset etmeyin ey müminler" düsturunu dinleyen kim? Alanında başarılı olanı paçasından çekmek konusunda son derece mahiriz. Unutmayın hasetçi kişi, kendini Allah'ın tasarrufuna ortak görüyordur. Hasedin bir yanı şirktir.


PEYGAMBERİMİZİN SÖZLERİNDEN...
En kötü pişmanlık, kıyamet günü duyulacak pişmanlıktır.
Müslüman'ın malının haram oluşu, kanının haram olması gibidir.
En büyük zenginlik, gönül zenginliğidir.
En hayırlı azık, takvadır.
Hikmetin başı, Allah korkusudur.
Mutlu insan başkasından ibret alandır.
İşler sonucuna göre değerlendirilir.
Her gelecek (uzak görünse de) yakındır.
Müslüman'a küfretmek fasıklıktır.
Müminle savaşmak küfürdür.
İffetli davrananı Allah iffetli kılar.
Kim kinini bastırırsa, Allah onu sevindirir.

EFENDİMİZİN BAZI ÖZELLİKLERİ
Evine izin isteyerek girerdi.
Namazlarını huşu ve huzur içerisinde, korku ve ümit arasında kılardı.
Güneş doğuncaya kadar zikrederdi.
Konuştuğunda ne fazla ne eksik söz söylerdi.
Dünya işleri için kızmazdı.
Boş şeylerle uğraşmazdı.
Hiç kimseyi arkasından kınamaz, ayıplamazdı.
Her zaman ağırbaşlıydı.
Kapısına yardım için gelen hiç kimseyi geri çevirmezdi.
Hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
Fakirlerle birlikte yerdi, öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
Kahkahayla gülmez, tebessüm hâlinde bulunurdu.
Nefsine karşı işlenen hataları yumuşaklıkla karşılardı.
Allah'a yapılan bir hücum olunca asla susmazdı.
Saygı ve sevgi perdesini yırtmazdı.
O, insanların en cömertiydi.
Hanımlarına güzel ahlakla davranmıştı.
Abdestsiz yatmazdı.
Daima sağ tarafına yatardı.
Nazik, yüce gönüllüydü.
Çok sadaka verirdi.
Su içerken besmele çeker, 3 yudumda içer ve sonunda "Elhamdülillah" derdi.
Bilerek veya bilmeyerek günah işlememişti.


İÇKİ İÇTİĞİNİ BİLDİĞİMİZ BİRİ KURBANA ORTAK OLABİLİR Mİ?
İçki içen biri günahkârdır. İçkiyi helal saymadıkça Müslüman'dır. Günahkâr da olsa (şirke bulaşmadıkça) bir Müslüman kurbanımıza ortak olabilir. Kötü amellerin hesabını biz değil Allah sorar, sorgular.
Deniz suyuyla abdest alınır mı?
Elbette alınır. Deniz suyu hem temizdir hem de temizleyicidir.
Hemşirelik yapıyorum, radyasyon orucu bozar mı?
Radyasyon almak oruca zarar vermez.


TEKRAR HAC YAPAYIM MI?
Adamın biri, Behlül Dana'ya şöyle sordu: Üstad, ben daha önce hac yaptım. Borcumu ödedim. Nafile hacca gideyim mi?
Behlül şöyle dedi: Sen daha önce farz haccı yapmışsın.
Nafile gitmek istiyorsun. Peki ne kadar para biriktirdin hac için?
Adam: Yüz gümüş biriktirdim.
Behlül şöyle dedi: O yüz gümüşü muhtaçlara dağıt. Sen nafile hacca gideceğine bu iyiliği yap. Böylece 10 haccın sevabını alırsın.
Adam öyle yaptı. Nafile hac parasını dağıttı.

Habere git