
Raporda, küresel enerji dönüşümünün hız kazanmasıyla birlikte içinde bulunulan dönem “Elektrik Çağı” olarak tanımlandı. Elektrik tüketiminin 2030’a kadar toplam enerji talebine kıyasla en az 2,5 kat daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor.
Elektrik talebindeki artışta sanayide elektrifikasyon, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması, iklimlendirme sistemleri, veri merkezleri ve yapay zeka uygulamalarının artan enerji ihtiyacı belirleyici faktörler arasında yer alıyor.
GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLER TALEBİ SÜRÜKLEYECEK
IEA, elektrik talebindeki büyümenin özellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından destekleneceğini belirtti. Öte yandan, uzun süredir sınırlı artış gösteren gelişmiş ekonomilerde de elektrik talebinde yeniden canlanma yaşandığına dikkat çekildi.
YENİLENEBİLİR VE NÜKLEER ENERJİ PAYINI ARTIRACAK
Artan elektrik ihtiyacının karşılanmasında yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve doğal gaz kaynaklarının kritik rol oynayacağı değerlendiriliyor. Rapora göre, düşük emisyonlu üretim kaynaklarının genişlemesiyle birlikte 2030 yılına kadar yenilenebilir ve nükleer enerjinin küresel elektrik üretimindeki payının yüzde 50’ye ulaşması bekleniyor. Halihazırda bu kaynaklar dünya elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 42’sini karşılıyor.
ŞEBEKE KAPASİTESİ EN BÜYÜK ENGELLERDEN BİRİ
IEA, üretim yatırımlarının hız kazanmasına rağmen şebeke altyapısındaki yetersizliklerin önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Dünya genelinde yaklaşık 2 bin 500 gigavat kapasiteli yenilenebilir enerji, enerji depolama ve veri merkezi projelerinin şebekeye bağlantı beklediği belirtildi.
IEA Enerji Piyasaları ve Güvenliği Direktörü Keisuke Sadamori, elektrik talebindeki hızlı yükselişin karşılanabilmesi için şebeke yatırımlarının 2030’a kadar yüzde 50 artırılmasının zorunlu hale geldiğini ifade ederek, enerji sistemlerinin esnekliğinin kritik önem taşıdığını vurguladı.










English (US) ·