Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılı değerlendirme toplantısı ve iftar programı kapsamında Ankara'da açıklamalarda bulundu.
İşte Özkaya'nın açıklamaları:
Sizleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ve şahsım adına en kalbî duygularımla, saygıyla selamlıyorum. Bu mübarek Ramazan akşamında iftar programımız vesilesiyle mesleklerinde liyakatleriyle en üst seviyelere gelmiş olan sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Katılımınız için teşekkür ediyorum.
Anayasa Mahkemesi olarak hem bireysel başvuru yolunda hem de norm denetimi alanında; hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda üzerimize düşen görevi, etkin ve verimli bir şekilde yerine getirmek için üstün bir çaba gösterdiğimiz 2025 yılını geride bırakırken, 2026 yılında da çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam ediyoruz.
Kamuoyunun doğru, zamanında ve güvenilir biçimde bilgilendirilmesi, hem demokrasinin sağlıklı işlemesi hem de hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada sizlerin üstlendiği sorumluluğun da ne derece önemli olduğunun farkındayız. Bilgiye erişimin hızlandığı ancak aynı ölçüde bilgi kirliliğinin de arttığı günümüzde, şeffaflıkla yürüttüğümüz çalışmalarımızı sizlerin aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz.
Bu anlamlı buluşma vesilesiyle sizlerle 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizi paylaşacak, kıymetli değerlendirmelerinizi alacak ve sorularınızı da yanıtlamaya çalışacağım.

ADALET VE ANAYASA YARGISI
Bizler Anayasa Mahkemesi olarak adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan, topluma refah ve gelişme imkânı sağlayan asli dayanak olduğu bilinciyle son derece özverili ve titiz bir çalışma yürütüyoruz.
Mahkememiz, incelemelerini yaparken birbirini denetleyen birçok yapının içerisinde yer aldığı bir süreci yürütmektedir. Hazırlık ve karar aşamasında konuya ilişkin uluslararası evrensel yaklaşımlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartlar, varsa benzer konularda diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararları, ülkemizin yüksek yargı organlarının kararlarında ortaya koydukları birikimler, oluşturdukları içtihatlar titiz bir şekilde araştırılmaktadır. Bu araştırma neticesinde ortaya çıkan tespitler, raportörlerimizin görüş ve önerileri de dikkate alınarak Mahkememizin geçmişten günümüze kadar oluşan birikimiyle titiz bir müzakereye tabi tutulmaktadır.
Ayrıca belirtmek isterim ki Mahkememizce, incelenen bireysel başvurularda dile getirilen tüm ihlal iddiaları kimsenin dinî, siyasi veya ideolojik kimliğine bakılmadan tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirilmekte; anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla, temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek, modern hukukta benimsenen yorum yöntemleri tatbik edilmektedir.
DOSYALARIN İNCELEME SIRASI VE ŞEFFAFLIK
Mahkememizin, dosyaları inceleme sırası ve kriterlerine ilişkin konular zaman zaman kamuoyunda gündeme gelmektedir. Adalet odaklı bir yaklaşımla yürüttüğümüz titiz çalışmalarımızı gerçekleştirirken elbette dosyaların bir inceleme sırası var.
Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde "İlk gelen ilk çıkar." ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün "Başvuruların inceleme sırası" başlıklı maddesi uyarınca, geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır.
Ancak mevzuattan kaynaklanan yetki kapsamında başvuruların konuları itibarıyla önemi ve aciliyeti de göz önünde bulundurularak Genel Kurulumuz kararıyla belirlenen kriterler çerçevesinde farklı bir inceleme sıralaması da yapılabilmektedir. Bu anlamda daha önceden belirlemiş olduğumuz bu kriterler 2025 Temmuz ayında Genel Kurul kararıyla güncellenmiştir. Tamamen objektif ölçütlere göre belirlenen bu kriterler doğrultusunda "Acil", "Pilot ve Öncü" ve "Çekirdek Haklar" gibi toplam 7 kategori oluşturulmuştur.
Örnek verecek olursak "Başvurucunun hayatına veya sağlığına ilişkin ciddi ve aciliyet arz eden haller" ya da "Bir çocuğun yararının söz konusu olduğu ciddi ve aciliyet arz eden haller", "Acil" kodlu olan birinci kategoride yer almakta ve öncelikle incelenmektedir. Ciddi ve aciliyet arz eden haller incelemenin süratle yapılmaması hâlinde başvurunun anlamsız/faydasız olabileceği durumları ifade etmektedir.
"Pilot ve Öncü" başlığı altında ikincil öncelikli olarak incelediğimiz başvurular ise "Çok önemli bireysel veya kamusal menfaat taşıyan başvurular" ile "Tekrar eden veya tekrar etme ihtimali olan çok sayıdaki başvurunun sonuçlandırılmasını sağlayacak nitelikteki" başvurulardır.
"Çekirdek Haklar"a ilişkin başvurular olarak nitelendirilen "Tekrarlayan başvuru olmalarına bakılmaksızın insan onuruna ve fiziksel varlığına doğrudan tehdit içeren durumlara ilişkin başvurular" üçüncü kategori kapsamında incelenmektedir.
Bu kriterleri ete kemiğe büründürme sorumluluğu hukuken başkan ve başkanvekillerine ait olmakla birlikte fiilî sorumluluk raportörlük müessesesindedir. Ben başkan olarak bu hususu başta başraportörlerimiz olmak üzere koordinatör raportörlerimize ve raportörlerimize sürekli olarak hatırlatmaktayım: Dosyaların önceliklendirilmesi konusunda tamamen belirlemiş olduğumuz kriterlere göre hareket edeceksiniz, bu konuda bir taviz vermeyeceksiniz demekteyim. Esas itibarıyla ben de bugüne kadar, belirlenen objektif kriterler dışında, subjektif bir nedenle herhangi bir dosyaya öncelik verilmesi yönünde talimat vermiş değilim. Raportörlerimiz de bugüne kadar tamamen belirttiğimiz ölçütler çerçevesinde önceliklendirme yapmışlardır. Kendilerine teşekkür ediyorum.
Bununla birlikte kamuoyuna yansıyan bir hususa da değinmem gerekir. Zaman zaman mesela 2022 yılında yapılmış bir başvuru ile 2024 yılında yapılmış bir başvurunun aynı gün karara bağlandığı görülmektedir. Bu durum, kimi zaman farklı hak grupları arasında denge gözetilmesinden, kimi zaman ise emsal niteliği taşıyan dosyaların öncelikle ele alınmasından kaynaklanmaktadır.
Özet olarak Mahkememiz elindeki dosyaları "İlk gelen ilk çıkar." ilkesi ile belirlediğimiz kriterleri göz önünde bulundurarak karara bağlamaktadır. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesi söz konusu değildir.
YARGI ORGANLARI VE TÜM KURUMLARLA İŞ BİRLİĞİ
Önem atfettiğimiz hususlardan biri de yargı organlarımız ve diğer tüm kurumlarımızla iş birliği ve güçlü iletişim konusudur.
Anayasa Mahkemesi olarak bizler, hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanımızın sesine kulak vererek, merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu bir anlayışla kararlarımızı şekillendiriyoruz. Tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerimizi bu anlayış içerisinde yürütüyoruz. Bu bilinçle adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini daha da artırmaya çalışıyoruz.
Bu bağlamda, Yüksek Mahkemelerimiz ile çalıştay, sempozyum gibi etkinliklerin yanı sıra iş birliğini geliştirmeye yönelik ortak çalışmalar da yürütüyoruz. Bu çalışmaları daha kurumsal ve kalıcı hale getirmek, diğer yüksek mahkemelerle görüş alışverişinde bulunulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla "Yüksek Mahkemelerin Yerleşik İçtihatlarına İlişkin Dosyalarda Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge"yi hayata geçirdik. 2025 yılında bu doğrultuda Yüksek Mahkemelerimiz ile birçok kez görüş alışverişinde bulunduk.
Ayrıca Mahkememiz bünyesinde etkin şekilde çalışmalar yürüten Anayasa Araştırmaları Merkezi (AYAM), üniversiteler ve akademik dünya ile sürekli iletişim hâlinde olup bu kapsamda Mahkememiz hukuk ve yargı alanındaki bilimsel etkinliklerde aktif bir rol üstlenmektedir.
Yine AYAM koordinesinde staj programları organize etmekteyiz. Hukuk fakültesi öğrencileri ile yürüttüğümüz staj programlarını genişleterek ilk defa avukat stajyerlerimiz ile hâkim ve savcı yardımcılarımızın da Anayasa Mahkemesi çatısı altında staj yapabilmelerine imkân sağladık.
Avrupa Konseyi ile birlikte yürüttüğümüz "Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi" kapsamında tüm derecelerdeki yargı organlarımız ile güçlü ve verimli bir iletişim tesis etmek amacıyla bölge toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda İstanbul, Gaziantep, Bursa, Erzurum, İzmir, Trabzon ve son olarak 20 Ekim 2025 tarihinde Diyarbakır'da gerçekleştirdiğimiz bölge toplantılarında 894 hâkim ve savcımızla bir araya geldik.
DİJİTALLEŞME VURGUSU
Hak arama yollarının etkinliğini artırmak amacıyla teknolojik dönüşüme özel bir önem atfettiğimizi ayrıca belirtmek isterim. Başlangıçta bireysel başvurular sadece fiziki ortamda yapılabilmekteydi. Ancak dijitalleşmenin çağdaş hukuk sistemleri açısından kaçınılmaz bir gereklilik hâline gelmesiyle birlikte Mahkememiz de bu yönde kayda değer adımlar attı ve atmaya da devam etmektedir.
Bu çerçevede, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla bireysel başvuruların elektronik ortamda, UYAP Avukat Portalı üzerinden de yapılabilmesi mümkün hâle getirildi. 1 Ekim'den bu yana 6 bin 686 başvuru UYAP Avukat Portalı üzerinden yapıldı. Bu sayı, bahse konu tarihler arasında yapılan toplam başvuruların yaklaşık yüzde 29'una denk gelmektedir.
Bu durum bize, söz konusu uygulama ile hem erişilebilirliğin arttığını hem de başvuru süreçlerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf şekilde yürütülmesinin önünün daha da açıldığını net bir şekilde gösteriyor.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi olarak görev alanımızdaki işlere ve raportörlük müessesine yardımcı olmak anlamında yapay zekânın kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütmekteyiz.

ULUSLARARASI ANAYASA YARGISI ALANINDAKİ ETKİN ROL
Anayasa yargısı artık başka ülkelerde de yalnızca ulusal sınırlar içerisinde değil, evrensel hukuk normları ve uluslararası yargı içtihatları ile de şekillenmektedir. Bu nedenle, farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı organları arasındaki iş birliği, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel çapta adaletin tesisi için kritik bir önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkememiz de bu bağlamda iç hukuk sistemimizdeki çalışmalarının yanı sıra uluslararası alanda da etkin faaliyetler yürütmektedir. Mahkememiz; Dünya Anayasa Yargısı Konferansı (WCCJ), Avrupa Anayasa Mahkemeleri Konferansı (CECC), Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB), Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu (BCCF) ve Afrika Anayasa Yargısı Konferansı (CJCA) gibi pek çok uluslararası platformun aktif üyesi ve gözlemcisidir. Bu çerçevede uluslararası hukuk camiasında üstlendiği roller kapsamında çok sayıda etkinliğin yöneticisi ve paydaşı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Mahkememiz, dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı kültürlerinden üyelerin bir araya geldiği bu kuruluşların yanı sıra İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (İDAY) ve Türk Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (TÜRK-AY) gibi kurucusu olduğu uluslararası platformlarda da aktif roller üstlenmektedir. İDAY'ın dönem başkanlığı görevini yürüten Mahkememiz, TÜRK-AY dönem başkanlığı görevini ise 2025 yılı içinde Azerbaycan Anayasa Mahkemesine devretmiştir.
Tüm bunların yanı sıra 32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık.
Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13'üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık.
Uluslararası alanda oldukça etkin çalışmalar yürüten Mahkememiz, önemli programlara ev sahipliği yapmaya da devam etmektedir. Anayasa Mahkememizin 63. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında İstanbul Dolmabahçe'de gerçekleştirdiğimiz "21. Yüzyılda Anayasa Yargısının Geleceği" temalı uluslararası sempozyumda; 35 ülke ile 7 uluslararası kurum ve kuruluştan çok sayıda temsilci, yüksek yargı organlarımızın başkan ve üyeleri, üst düzey hukukçular ve akademisyenlerle bir araya geldik.
Yine 14 Kasım 2025'te düzenlediğimiz Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu 3. Konferansında Foruma üye ülkeler tarafından tüzük kabul edildi ve "Antalya Deklarasyonu"nu imzalandı. Böylece Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumunun resmî statüye kavuşmasına vesile olduk.
Tüm bu çalışmaların merkezinde yer alan Mahkememizin, çok sayıda ülkenin yüksek yargı organlarınca ve uluslararası kuruluşlarca örnek alınan ve örnek gösterilen bir mahkeme olarak dikkat çektiğini gururla söyleyebilirim.
Ayrıca özellikle ifade etmek isterim ki Mahkememiz, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile de yakın ve sürekli bir iş birliği içindedir. Bu iş birliği yalnızca kurumsal temaslarla sınırlı olmayıp ortak projeler ve karşılıklı görevlendirmeler yoluyla da sürdürülmektedir. Raportörlerimiz, üçer aylık dönemler hâlinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ve Avrupa Konseyinde görev almakta; ayrıca bir yıl süreyle görevlendirilen raportörlerimiz de bulunmaktadır.
Raportörlerimizin mesleki birikimlerini ve uzmanlıklarını güçlendirmeye önem veriyoruz. Bu kapsamda yurt dışında dil eğitimi almalarına imkân sağlıyor, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını destekliyoruz. Bunun yanında akademik çalışmalarına önem veriyor, makale ve kitap çalışmalarına yönelik kurumsal destek sunuyoruz. Raportörlerimizin uluslararası kütüphanelere erişimini sağlıyor, Mahkememiz bünyesindeki zengin kütüphaneyi ise Kitap Alım Komisyonu aracılığıyla düzenli olarak güncelleyerek hukuk alanında yayımlanan yeni eserlerle güçlendiriyoruz.
İSTATİSTİKLER VE KARARLARIN İCRASI
Sizlerle Mahkememizin çalışma disiplininin ve işlevselliğinin göstergesi olan istatistiklerimizi de paylaşmak isterim.
2025 yılında Mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti.
Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir.
Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88'i, yani yüzde 87,2'si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır.
2025 yılında karara bağlanan başvurulardan 5 bin 268'inde ihlal kararı verildi. Bunların içinde makul süre ihlali yok. 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar verilen ihlal kararı sayısı ise 84 bin 519'dur. Bunların da 56 bin 443'ü makul sürede yargılanma hakkına ilişkindir. Hak bazlı verilen ihlal kararı sayısı ise 28 bin 76'dır. 28 bin 76 ihlal kararı içerisinde adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı ihlalleri ilk iki sırada yer almaktadır.
Öte yandan bugüne kadar verilen ihlal kararlarının toplam başvuruya oranının da makul süre hariç yaklaşık yüzde 3,9 olduğu görülmektedir. Bunun da aslında Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemelerinde bir süper temyiz mercii olarak görev yapmadığını, yalnızca bir hakkın anayasal anlamda ihlal edilip edilmediğine baktığı sonucunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememiz, bireysel başvuruda verdiği önemli kararlarla anayasal ilkelerin daha görünür ve işlevsel hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bu yönüyle bireysel başvuru, Anayasa'nın yaşayan bir metin olmasına imkân tanıyan, dinamik ve dönüştürücü bir mekanizma niteliğini haiz olmuştur. Bir anlamda ülkemizde hukukun anayasallaşmasına katkıda bulunarak hukuk sistemimizde senkronize bir bakış açısı geliştirilmesine vesile olmuştur.
Önemli bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesi belirli usul ve süreçler çerçevesinde yürütülmektedir. Bu bağlamda verilen ihlal kararlarından 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla icra süreci henüz tamamlanmamış olanların sayısı 83'tür. Bunların önemli bir kısmının icra süreci halen devam etmektedir. Kalan az bir kısmının ise icra sürecinin henüz tamamlanmamış olmasının nedeninin ihlal kararlarında belirtilen ihlal gerekçelerinin ya da ihlal kararı sonrası uygulanması gereken mevzuatın Anayasa mahkemesinden farklı yorumlanması olduğu görülmektedir. Tabi burada gereği yerine getirilme süreci henüz tamamlanmamış olan dosyalara ilişkin oranın düşüklüğü bu konunun önemsiz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Elbette ki bunlar çok çok önemlidir.
Diğer taraftan ifade etmeliyim ki 31 Aralık 2025 itibarıyla Mahkememiz tarafından verilen ihlal kararlarının yüzde 99,7'sinin gereği yerine getirilmiştir. Esas itibariyle bu tablo bize, temel hak ve özgürlüklerin korunması bağlamında bireysel başvurunun etkili ve işlevsel bir hak arama yolu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki Anayasa Mahkemesi necip milletimizin 2010 yılında verdiği yetkiye dayanarak hayata geçirilen bireysel başvuru sistemini büyük bir kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya devam etmektedir.
Mahkememiz, bireysel başvurunun yanı sıra norm denetimi görevini de istikrarlı bir şekilde sürdürmekte ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin somutlaşmasına katkı sunmaya devam etmektedir.
2025 yılında 51'i iptal davası, 226'sı itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapıldı. Buna karşılık 278 iptal davası ile itiraz başvurusu karara bağlandı ve 472 kuralın Anayasa'ya uygunluk denetimi yapıldı. Böylelikle 2025 yılının, norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl olduğunu ifade etmek isterim.
2012 yılından 31 Aralık 2025 tarihine kadar ise toplam 2 bin 328 iptal davası ve itiraz başvurusu yapıldı. Aynı süre zarfında sonuçlandırılan dosya sayısı 2 bin 322'dir. Bu tarih itibarıyla derdest dosya sayısı ise 114'tür.
Bireysel başvurunun mahiyetinde var olan evrensel nitelikteki temel hak ve özgürlükler lehine yorum ilkesinin zamanla Mahkememizce norm denetimine de yansıtıldığını, bireysel başvuru yoluyla somut şikâyetler bağlamında yorumlanan anayasal hükümlerin norm denetiminde de aynı bakış açısıyla değerlendirilmeye başlandığını, böylece anayasal ilkelerin her iki alanda da uyumlu bir şekilde uygulanmasının sağlanmaya çalışıldığını da önemle vurgulamak isterim.
Dolayısıyla Mahkememiz, Anayasa ile verilen görev ve yetkileri kapsamında tüm topluma ve hukuk sistemine temas eden mahkeme olma görevini yerine getirerek temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olmaya devam etmektedir.
Mahkememizin bir diğer görevi de Yüce Divan yargılamalarını yürütmektir. Bilindiği üzere ülkemiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından olağan dışı bir süreç yaşamış, yargısal faaliyetler de bu süreçten etkilenmiştir. Bu sürecin Mahkememizin görev ve yetkileri kapsamındaki diğer alanlara olduğu gibi Yüce Divan yargılamalarına da yansımaları olmuştur. Bu kapsamda Mahkememiz, 2017 yılından bu yana yürüttüğü yargılamalar sonucunda toplam 12 Yüce Divan dosyasını karara bağlarken; söz konusu yargılamalarda 32 kişi hakkında hüküm tesis etmiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla ise derdest Yüce Divan dosyası kalmamıştır.
Mahkememizin görevlerinden biri de siyasi partilere ilişkin mali denetim yapmaktır. Bu kapsamda 2025 yılında 164 dosya sonuçlandırılmıştır.
Anayasa ile Mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim.
Anayasa Mahkemesi olarak görevimizi yerine getirirken; hukukun çizdiği sınırlar içinde, merkezinde yalnızca objektif adaletin bulunduğu bir anlayışla hareket etmeye devam ediyoruz. Nihai hedefimiz, bireylerin devlete ve hukuka olan güvenini daha da güçlendirmektir.
Bu anlamlı akşamda davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor; Ramazan ayının ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa huzur, bereket ve esenlik getirmesini, Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin ihlallerin, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere mağdur ve mazlum insanlara karşı yapılan insanlık dışı muamelelerin son bulmasını temenni ediyorum.
Hepinizi en kalbî duygularımla, saygıyla selamlıyorum.

3 saat önce
29










English (US) ·