Kaynak:CNN TÜRK
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde en büyük yıkımı yaşayan şehirlerden Hatay’da, esnafın yanı sıra turizm sektörü temsilcileri de bölgeye yapılacak turistik seyahatlerin şehrin kalkınmasına büyük katkı sağlayacağını belirtiyor. “Bu bayramda da Hatay’a gelin, desteğinizi bekliyoruz” çağrısında bulunuyor.
Bayram öncesi kentin nabzını tutan CNN TÜRK Özel Haberler Müdürü Fulya Öztürk, Hataylı turizmci Sabiha Asfuroğlu ile konuştu.
Asfuroğlu şu ifadeleri kullandı;
Sizi gördüğümüz zaman biz de mutlu oluyoruz. Çünkü en zor zamanımızda bizim yanımızdaydınız. Ayağa kalkmaya başlıyoruz. Yine yanımızdasınız. Var olun eksik olmayın.
Aslında burası bir deneyim oteli. Yani bu müzede geçirebileceğiniz, bir gece yaşayabileceğiniz bir yer ve dünyada çok fazla müze otel var tabii ki ama bunu farklı kılan ise daha önce aynı insanların yaşadığı, konuştuğu, hayat geçirdiği yeri yaşıyorsunuz, deneyimliyorsunuz.
O yüzden enerjisi çok yüksek ve daha diğerlerinden farklı ve burası Aslında bir zaman tüneli. Çünkü bu şu anda gördüğünüz mozaik dünyanın tek parça en büyük mozaik. 1050 m2'lik bir mozaik. Burası şehrin toplanma alanı. Bu mozaik ve devamındaki mermerli alan. Şehrin agorası burası. Milattan sonra 4. 5. yüzyıla ait bir mozaik. Ama yanında gördüğünüz duvar ise milattan önce 3. yüzyıla ait bir duvar.

Aslında biz hep deprem şehri olduğumuz için yıkılıp tekrar üstüne yapılar yapılıyor ve biz yüzyıllardır aslında aynı şekilde davranıyoruz. Yani aynı yerde yaşamaya devam ediyoruz. Alışkanlıklarımızı bırakamıyoruz.
Şehirde turizm ne durumda?
Başlamaya çalışıyor. Yani turizm başlamaya çalışıyor aslında. Dediğim gibi biz çok dirençli ve umutlu bir toplumuz. Hiç terk etmedik ve burada hala yaşamaya çalışıyoruz. Hem otelciler olarak hem esnaf olarak hem de iş yapan başka insanlar olarak tabii ki çok daha zor hala.
Ama direniyoruz ve insanları buraya bekliyoruz. Çünkü bakın aşağıda Necmi Aslıoğlu Arkeoloji Müzesi, bakanlığa bağlı bir müze. Saint Pierre Kilisesi Açık. Habibi Neccar açıldı çok şükür. Katolik kilisesi açıldı. Çarşımız açıldı. Gastronomi çarşısı var. Kültür sanat çarşısı var. Saint Simon Manastırı var. Titus Tüneli var. Hala gezip göreceğiniz, hala yemek yiyeceğiniz aslında klasik Antakya gastronomi ve arkeoloji turu yapabileceğimiz birçok yer var. O yüzden biz tekrar insanları buraya çağırmayı istiyoruz.
Biz aslında deprem psikolojisinden çıkıp çünkü deprem tabii ki çok zor ve hani aklımızdan çıkmıyor ve onu konuşmadığımız tek bir an bile yok. Ama biz bunu artık üzüntü olarak değil, biz aslında bunu aşıp yani bu süreci geçip aslında tekrar yeniden hayata başladığımız zamanı anlatmak istiyoruz. Bu hepimizin ikinci hayatıdır. O yüzden üzülmek yerine aslında tekrar hayata sıfırdan başlayıp tekrar çalışmaya başladığımız bir dönem olarak insanları buraya çağırmak istiyoruz. Çünkü bu şekilde ayakta kalabiliyoruz biz.
Üzülür müsünüz buraya geldiğinizde?
Asla. Bu, üzüntü olacak bir şey değil. Ne kadar dirençli ve umutlu bir toplum olduğumuzu göstermek istiyoruz aslında insanlara. Yani şöyle düşünenler olabilir. Hatay'da evet şantiyeler var, inşaatlar var, hala yapılan evler var. Evet, çok zor bir şehir şu an ama sadece şantiye yok. Bir yandan işte otellerin hepsi açık. Yani çarşı, pazar açık. Yani yakın şehirde oturanlar için iyi bir alternatif olabilir.
Yakın şehir için öyle, İstanbul için öyle, Ankara için öyle, İzmir için öyle, Van için öyle. Türkiye'nin her yerinden insanları biz buraya götürmek istiyoruz. Yani gelsek kalacak yer var mı diye düşünenler olabilir. Oteller açık. Yemek yiyecekleri bütün restoranlar açık. Yani dediğim gibi çok meşhur biliyorsunuz.
Yani herkes zaten tekrar eski canlılığı yakalamak istiyor. Tekrar insanlar gelsin gastronomi deneyimini kazansın istiyorlar. Hepimiz bunu istiyoruz. İpekçisi de bunu istiyor. Künefeci de baharatçısı da. Herkes bunu bekliyor. O yüzden üzülmek yerine hem de ahlamak vahlamak yerine tamamen şu anda kalkınmaya destek amaçlı insanların buraya gelmesini istiyoruz. Tabii ki kolay değil.
Yani yollar yapılıyor, binalar yapılıyor, iş yerleri tekrar yapılmaya çalışılıyor ama dediğim gibi tekrar çalışmaya çalışan bir halk var şu anda. Oteller açık. Bunu gösteriyoruz, anlatıyoruz ki bu şehir daha da ayağa kalksın diye. Bayram geliyor, az bir zaman kaldı.
Bayram için nasıl bir mesajınız olur ve turizmci de aslında misafir bekliyor sadece değil mi?
Biz diğer otellerle de konuşuyoruz. Onlar da istiyor. Hepimiz bekliyoruz. Yani bir haftalık koca bir tatil var. Olabilecek en güzel zaman çünkü çok tatlı bir hava var şu anda. Ne çok sıcak ne çok soğuk. Gelsinler lütfen. Dediğim gibi gezilecek birçok yerimiz var şu anda. Yemek yiyebilecekleri, eğlenecekleri, dinlenecekleri, huzur bulacakları birçok yer var. Lütfen bayram tatilinde sadece sahil şehirlerine değil, bizlere de gelsinler. Eskisi gibi. Yani biz eski hayatımıza dönmek istiyoruz.
İskenderun'da var. Samandağ'da var. Arsus tarafına gittiklerinde yine de var. Yani istedikleri şeyi yapabilirler. Denize de gidebilirler. Klasik dediğim gibi arkeoloji ve gastronomi turu yapabilirler. Ama lütfen üzüntü şeyi değil. Tamamen eğlenmeye geliyor olsunlar tekrar. Biz onu görmek istiyoruz. Bunu bütün otelciler için söylüyorum ben. Hepimiz zaten çalışmak istiyoruz. Hepimiz tekrar eski hayatımıza dönmek istiyoruz. O yüzden insanları buraya davet ediyoruz. Bu, iş toplantıları için de geçerli. Gelsinler bizlerde toplantılarını yapsınlar.
Az önce bir heyet geçti, bir kafile geçti. Onlar da mesela yine yardıma gelen bir ekip, konteyner kentlere gelen bir ekip. Toplantılarını yine burada yapıyorlar. Ama bu öyle bir silsile ki mesela otelde bir gün kalıyorsunuz tamam ama ertesi gün siz yine klasik bizim kasabada gidiyorsunuz künefeciye de ipekçiye de baharatçıya da peynirciye de. Zaten o zaman canlanıyoruz ve emin olun siz o esnafa gittikten sonra insanların yüz ifadeleri değişiyor. Gözlerinin içi parlıyor. Çünkü eskiye özlüyoruz ve eski hayatımıza dönmek istiyoruz.
Biz deprem psikolojisinden çıkmak istiyoruz artık. Vallahi buradan şirketlere de mesaj olsun. Büyük şirketler gelip burada hem yardım organizasyonu yapabilirler hem gezi Kendi toplantılarını yapsınlar. Yani motivasyon toplantısı olur, tanıtım toplantısı olur, kongreler olur. Ne yapacaklarsa lütfen bu şehirde yapın. Yani bizler de yapın ki bu şehre para akışını sağlayabiliyor olalım. Yardım dediğimiz zaten o. Koli yardımı değil. Yani biz çalışabilelim ki kendi rutinimize dönelim.

Aslında 2009 yılında başladı bizim bütün maceramız. Hep şey diyoruz, artık bu çocuk 17 yaşında oldu. Normal bir klasik beş yıldızlı otel yapma fikriyle yola çıktık.
Fakat Antakya'da birçok noktada olduğu gibi burası 3. derece sit alanı ve inşaat yapmadan önce bir sondaj kazısı yapılması gerekiyor. Biz bir otopark sıkıntısından dolayı. Daha derin bir kazı yapıldı. O otopark fikri yola çıktıktan sonra aslında bizim bütün hikayemiz başladı diyeyim. 17 dönüm bir yer burası ve 29 tane sondaj kuyusu açıldı müze denetiminde.
Ve her birinde beklenmedik biçimde çünkü görüyorsunuz etrafta birçok bina, iş yeri var ve hani hiçbirinde hiçbir şeye rastlanmadı. O yüzden bizim de gerçekten aklımızın ucundan herhangi bir esere rastlayabileceğimiz düşüncesi yoktu. Ve 29 tane sondaj kuyusu açıldığında farklı eserlere rastlayıp önce durduk. Ve ne yapacağız ne yapacağız ki bu soruyu 10 sene boyunca her gün sorduk. Kazıya sponsor olmamız istendi.

Biz her sabah saat 5'te 35 arkeolog, 120 işçi, 5 restoratör, mimar alanı kazmaya başladık. Bizim finansör olduğumuz bir kazı, bizim karışabildiğimiz bir kazı değil. Yani bütün bu isimleri belirleyen de bakanlık. Müze denetiminde, bakanlık denetiminde, yerel otoritelerin denetiminde, koruma kurulunun denetiminde ve farklı üniversitelerden, farklı hocaların da içinde olduğu bir kazı başladı. Fakat bu kazı öyle bir hale geldi ki 1930'lardan sonra Antakya'da yapılan en büyük ve en sistematik kazılardan biri olmaya başladı. Çünkü bu gördüğünüz koca alan dışında 30.000'e yakın eser bulundu. Tek tek numaralandırıldı, belgelendirildi. Ana müzeye teslim edildi. Bunun dışında 30.000 eser de çıktı. 30.000 eser bulundu. Ortalama 400 tanesi şu anda Necmi Aslıoğlu Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.
Bizim kazısını ve restorasyonunu 10 sene boyunca yaptıktan sonra bakanlığa hibe ettiğimiz bir müze ve orası bakanlık müzesi. Yani normal müze kartla siz girip müze binasına girip şu gördüğünüz yürüyüş yolları müzenin yürüyüş yolları zaten. Yani bir sondajla başlıyor, nerelere gidiyor. Tarihin derinliklerine gidiliyor. Yaklaşık 2000 yıllık 2300 yıllık. 2300 yıl öncesine ait. Eserler de var.











English (US) ·