ABD Donanması'ndan onlarca gemi ve Hava Kuvvetleri'nden yüzlerce uçağın İran'ın çevresine konuşlanarak Hamaney rejimini kuşatması, ABD saldırısının çok yakında gerçekleşeceği izlenimini verdi.
ABD tarihinin en büyük askeri yığılmalarından biri haline gelen bu kuşatma, birçok kişiye ABD'nin İran'da kaçınılmaz bir askeri zafer kazanacağı ve Ayetullah rejimini yok edeceği yargısını oluşturdu.
Gelgelelim İran, düşünüldüğü kadar zayıf değil. Binlerce balistik supersonik ve hipersonik füze, ABD gemilerini vurmak ve ABD'nin uçaklarını düşürmek için hazırda bekliyor.
Nitekim İran füzeleri, ne kadar isabetli olduklarını İsrail'e karşı olan 12 Gün Savaşı boyunca kanıtladı. Ancak bu kadar isabetli atışların yapılabilmesinin nedeni İran'ın olağanüstü istihbarat kabiliyetleri değil.

Çin, İran'ın füzelerinin atılacağı yerleri kendi uydularıyla saptıyor ve bu bilgileri İran'a ulaştırıyor. Bu esnada İran'a ulaştırılan Çin yapımı radarlar, ABD'nin hayalet uçaklarını ortaya çıkartıyor.
İran, Çin sayesinde ABD uçaklarını vuracak, gemileri batıracak yeterli istihbarata sahip oluyor. ABD ordusuna karşı İran'ın kozu, Çin teknolojisi oldu.
ABD UÇAKLARININ KABUSU RADAR
Teknik iş birliği kapsamında Çin, İran'a YLC-8B gibi gelişmiş sensör ve radar sistemleri tedarik etti. Bu radar sistemi, ABD hayalet uçaklarını saptayarak İran'ın bu uçakları vurmasına olanak tanıyor.

Pekin, GPS sistemine alternatif olarak Çin yapımı BeiDou uydu navigasyon sistemine tam geçişi teşvik ederek İranlı hedeflerin dış güçler tarafından izlenmesini engellemeyi hedefliyor.
Çin'in bu stratejik motivasyonunun temelinde, İran’da yaşanabilecek olası bir "istihbarat kaosu" veya güvenlik çöküşünün 25 yıllık stratejik anlaşma kapsamındaki devasa yatırımları ve Kuşak ve Yol Girişimi güzergahlarını doğrudan tehdit etmesi yatıyor.
![]()
Böylece Çin, kendi ekonomik ve ticari çıkarlarını korumak adına İran'ın sahadaki ve dijitaldeki savunma duvarlarını bizzat kendisi inşa ediyor.
ÇİN VE İRAN'IN 'İMHA ZİNCİRİ'
Çin uyduları ve İran füzeleri, tek bir askeri mimari içinde yürütülen altı aşamalı imha zinciri oluşturuyor.
Bu zincir, risk ve sorumluluğu dağıtmak amacıyla Çin ve İran arasında bilinçli olarak dikkatle paylaştırılıyor.
Zincir, "Bul, Öğren, Takip Et, Hedef Al, Ateşle, İmha et" adımlarıyla işliyor. "Bul ve Öğren" aşamaları, doğrudan Çin tarafından sağlanıyor.

"Bul" aşamasında Çin’in alçak dünya yörüngesindeki uydu takımları, Ortadoğu genelindeki potansiyel hedefleri tespit etmek için sinyal istihbaratı ve arazi ölçümlerini kullanıyor.
"Sabitle" aşamasında ise yüksek çözünürlüklü coğrafi konum belirleme teknikleri sayesinde hava savunma bataryaları ve lojistik merkezler için hassas koordinatlar üretiliyor.

"Takip" sorumluluğu iki ülke arasında paylaşılıyor. Çin uydu takımları sık aralıklarla güncel veri sunarken, İran’ın yer tabanlı radarları ile droneları hedef hareket modellerini netleştirerek birleşik bir operasyonel tablo oluşturuyor.
"Hedefle" ve "Saldır" aşamaları, hava savunma ağlarını test eden balistik füze salvoları ve kamikaze İHA sürüleri aracılığıyla doğrudan İran tarafından yürütülüyor.

Çin platformlarından gelen görüntülerle yapılan hasar tespiti süreci, Tahran'ın saldırı önceliklerini gözlenen etkilere göre yeniden ayarlamasına olanak tanıyor.
Çin’in yörünge katmanı desteği olmasaydı, İran’ın yerli uyduları sürekli gözlem yapamadığı için hareketli hedefleri vurmakta zorlanacağı vurgulanıyor.
Bu iş bölümü, Pekin’e doğrudan çatışmaya girmeden bölgesel sonuçları şekillendirme imkanı verdi ve İran’ın ABD'ye karşı en büyük silahı halinie geldi.
MOSSAD'A ÇİN ENGELİ
Çin, 2025 ile 2026’nın başı arasında İran topraklarında düzenlenen operasyonların ardından Mossad ve CIA’nın bu ülkedeki sızma düzeyini yakından takip etmeye başladı.
Pekin yönetimi, Tahran'ın stratejik tesislerinde ve veri tabanlarında ortaya çıkan güvenlik açıklarını kapatmak amacıyla İran’ın dijital egemenliğini destekleme stratejisini Ocak 2026 itibarıyla devreye soktu.
Washington ve Tel Aviv’den gelebilecek olası askeri müdahalelere karşı müttefikini içeriden korumayı hedefleyen bu yeni yaklaşım, İran rejimini Amerikan ve İsrail yazılımlarını terk ederek bunların yerine sızılması zor olan kapalı ve şifreli Çin sistemlerini benimsemeye zorluyor.

Bu hamle, İran'ın savunma ve güvenlik boşluklarını tamamen ortadan kaldırarak dış istihbarat servislerinin ülkedeki hareket alanını kısıtlamayı amaçlıyor.
Bu süreçte Çin Devlet Güvenlik Bakanlığına bağlı "Çin Dokuzuncu Bürosu" kritik bir rol üstlenerek Tahran merkezli fiili istihbarat operasyonlarına başladı.
Çin'in kendi istihbarat servisi gibi faaliyet gösteren bu birim, bölgedeki Mossad faaliyetlerine karşı koyarken özellikle İran ve Mısır gibi stratejik ortakları dış casusluk faaliyetlerinden korumaya odaklanıyor.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

1 saat önce
23










English (US) ·