Yaşlılara ve düşük gelirlilere sağlık hizmeti eyaletler versin. Biz burada savaş veriyoruz.
Bizim işimiz askeri koruma olmalı.”
Bu sözler ABD Başkanı Trump’a ait.
Beyaz Saray’da birkaç gün önce basına kapalı verdiği bir öğle yemeğinden.
İşin tuhaf yanı şu ki...
Bu basına kapalı yemeğin 67 dakikalık görüntüsü Beyaz Saray hesabına yüklendi ve sonra da silindi.
*
Fakat bu gizli konuşma servis edilmemiş olsa bile Trump’ın 2027 yılı için Kongre’den istediği bütçe zaten her şeyi gözler önüne seriyor.
Pentagon’a, yeni adıyla Savaş Bakanlığı’na ayrılan insanlık tarihinin en büyük “savaş” bütçesi tam 1.5 trilyon dolar.
Peki geçen sene rekor kırarak zaten 1 trilyon olan bütçe neden yüzde 44 artışla 1.5 trilyona çıkarıldı?
Bu soruya geçmeden önce ise belki de hepinizin aklına gelecek o soru ile gidelim...
Kim ödeyecek bu faturayı?
*
Onlarca sayfalık bütçeyi incelediğimde kim ödeyecek şöyle söyleyeyim...
- Kışın ısınamayan yaşlılar.
- Kırsalda yaşayanlar.
- Kanser tedavisi gören Amerikalılar.
- İnşaatta, çiftlikte, fabrikada çalışan işçiler.
- Yoksul mahallelerde büyüyen Amerikalı gençler
- 55 yaşından sonra işsiz kalan Amerikalılar.
- Evsiz gaziler dahil evsizler.
- Küçük işletme sahibi Amerikalılar.
- Temiz su içmek isteyen herkes.
Trump’ın Pentagon için istediği ilave 440 milyar doları bulmak için halka doğrudan dokunan birçok programı bırakın budamayı doğrudan kökünden elektrikli testereyle girmişler.
*
Düşük gelirli mahallelere yönelik altyapı, konut ve toplum hizmetleri için kullanılan 3.5 milyar dolar kesilmiş.
Evsizler için ayrılan programlarından 393 milyon dolar kesilmiş.
Düşük gelirli hanelerin enerji faturalarına yapılan destek programından 4 milyar dolar kesilmiş.
Dünyanın en büyük tıbbi araştırma kurumu Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden 5 milyar dolar kesilmiş.
Doğrudan hastane araştırma bütçelerine, klinik deneylere, henüz çaresi bulunamamış hastalıkların ilaç geliştirme süreçlerine giden para bu.
Lise diploması olmayan, yoksul ailelerde gelen, sisteme tutunmaya çalışan gençlere mesleki eğitim veren Job Corps’dan 1.6 milyar dolar kesilmiş.
Eğitim Bakanlığı’nın ise tamamen kapatılması için adımlar atılmış ve 2.3 milyar dolar kesilmiş.
Çevre Koruma Ajansı’nın bütçesi yüzde 52 küçülüyor. Su altyapısını finanse eden eyalet fonlarından 2.5 milyar dolar kesilmiş.
*
Daha neler neler var... Ama rakamlar yetmez. Biz soruyu soralım.
Hayat pahalılığını düşürmek, Amerikalılara refah yaşatmak, küreselciler ve savaş çığırtkanlarını tarihe gömmek ve her şeyden önemlisi “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak” vaatleriyle gelen Trump neden düşük gelirlinin, hastanın, öğrencinin cebinden alıp silah sanayiinin cebine koyuyor?
*
Birkaç soruyla destekleyelim...
Kemerlerin sıkıldığı, her şeyden kısıldığı, eldeki avuçtakinin silaha gömüldüğü savaş ekonomisine mi geçiliyor?
Daha İran savaşında tünelin ucu görünmezken ABD bu bütçeyle yeni savaşlara hazırlık mı yapıyor?
Hayati ara seçimlere 7 ay kala böyle bir bütçe tasarısı sunan bir hükümet için şu söylenebilir:
Ya seçimlerden zerre endişesi yok ya da devleti, milleti öyle felaketler bekliyor ki başka çare yok.
Çünkü bu savaş bütçesi değil... Olsa olsa “halkla savaş” bütçesi.

BOŞUNA DEĞİL
TRUMP’ın bu haftaki yaklaşık 20 dakikalık Ulusa Sesleniş konuşması baştan sonra geçmiş konuşmaları ve sosyal medya paylaşımlarının karışık kasedi gibiydi.
Bir kısım hariç.
Trump’ın II. Dünya Savaşı, Kore Savaşı, Vietnam Savaşı ve Irak Savaşı’nı örnek gösterip ne kadar uzun sürdüklerini vurgulaması.
Öte yandan İran Savaşı için ise “daha 32 gün oldu” deyip eklemesi... “İran’ı ait oldukları yere, Taş Devri’ne göndereceğiz.”
Boşuna değil.
Bir de İran’ın köprülerini, elektriğini, suyunu yok edeceğini sık sık söylemeye başlaması.
Beni bu aralar ürküten şeyler bunlar oldu.

NATO’DAN ÇIKMA MESELESİ
TRUMP’ın bu aralar “NATO’dan çıkma” meselesini gündeme getirmesiyle ABD’deki Siyonist çevrelerin NATO içindeki Türkiye’yi hedef göstermesi tesadüf mü? Sanmam.
Bir anda Amerikalıların NATO’dan çıkma haberleri üzerine “İsrail’in Türkiye’ye saldırması için” yorumları tesadüf mü? Sanmam.
Peki açık açık Türkiye’yi hedef gösteren İsraillilerin olur da böyle bir intihara kalkışması durumunda Türkiye’yi görmek istemeyeceği yer neresidir? NATO şemsiyesinin altı.
Bu mesele bazı çevrelerce kaşınıp duruyor. ABD’de de iyice yoklanmaya başladı.
Bir gözlem diyelim...

ESKİYE DÖNÜŞ
TRUMP’ın ilk dönemi tam bir dönme dolap gibiydi.
Bir bakan gelirken başka bir bakan kovulurdu. Bir danışman gider, yenisi gelir, o da birkaç ay geçmeden kapı dışarı edilirdi.
Trump’ın bu dönem böylesine güçlü olmasının sebebi etrafına topladığı “sadık” kabinesiydi.
Fakat kasım ayında şöyle bir şey yazmıştım...
“Adalet Bakanı Bondi, İç Güvenlik Bakanı Noem, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ve FBI Direktörü Patel topun ağzında.”
Bondi ve Noem kapı dışarı ediverildi.
Trump’ın bu aralar Çalışma Bakanı Chavez-DeRemer ve Ticaret Bakanı Lutnick’ten de memnun olmadığı söyleniyor.
Bir sürpriz de Sözcü Karoline Leavitt aslında.
Önümüzdeki ay annelik iznine çıkacak olan Leavitt hiç dönmeyebilir.
Bakalım Trump, 1 yıl disiplinli gidip kimseyi kovmamışken eskiye dönüş mü yapacak...


1 gün önce
34










English (US) ·