Gündem notları

19 saat önce 29

ALIŞAMAMAK

Ben bu Yeni Parti / CHP ayrışmasına pek alışamadım.

İKİNCİ YARI

Ağustos ayının ikinci yarısı...

Tatilin iyice şahlandığı / İş yapma isteğinin daha da azaldığı / Deniz, kum, güneş üçlüsünün en çok hava bastığı / Üşenme olgusunun yükseğe, en yükseğe çıktığı bir dönem.

Bir an önce bitsin Allah’ım.

ERKAN MUMCU

Yakın siyasi tarihte Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi fikrini ortaya atan adamdır Erkan Mumcu. Onun önerisi üzerine AK Parti, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi konusunu gündemine almıştır.

Bu hizmeti, bütün günahlarının kefareti olabilecek kadar yüksek bir hizmettir Mumcu’nun.

200 KİLO ALTIN

Süleymancılar’ın lideri Alihan Kuriş ifadesinde ortalama gelirinin 380 bin lira civarında olduğunu söylemiş.

Madem öyle 200 kilo altın ne iş” diye sorulunca da şu yanıtı vermiş: “Çocuklarıma hediye amaçlı verilen takı eşyalarıdır, birikimlerimizdir, düğün takılarımızdır.

200 kilo altını bu şekilde açıklamaya çalışacağına susma hakkını kullanarak hiç açıklama daha iyi.

ENES KANTER

Kadın olmak istiyorum” demiş Enes Kanter.

Öyle tozuttu ki bu adam, en saçma açıklaması karşısında bile artık şaşırmıyoruz.

ORTAKLAŞAMIYORLAR

Menderes’te olaylı başkanlık seçimi. Sonuçlar şöyle:

AK PARTİ: 12 oy / CHP: 5 oy / YENİ PARTİ: 10 oy.

CHP ile YENİ PARTİ ayrılığı, öyle çirkin biçimde gerçekleşti ki bir araya gelmeleri imkansızlaştı.

Ve bu nedenle gitti bir başkanlık daha AK Parti’ye.

AMA ACILI, AMA ACISIZ

Emekli Amiral Türker Ertürk, şöyle demiş:

“İktidar değişecek. Ama acılı, ama acısız. Herkes aklını başına devşirmeli.”

Türker Ertürk, dün bu söz nedeniyle gözaltına alındı.

Ertürk’ün sözü bana Erbakan Hoca’nın “Geçiş kanlı mı olacak, kansız mı olacak” şeklindeki meşhur konuşmasını anımsattı. Erbakan’ın o konuşma nedeniyle başı bayağı belaya girmişti.

Madem “kanlı mı, kansız mı” nedeniyle Erbakan Hoca’nın başı belaya girmişti, “ama acılı, ama acısız” nedeniyle Türker Ertürk’ün başı neden belaya girmesin ki?

HEZEYANLAR

Doğu Demirkol’un “Hezeyanlar” isimli gösterisini izledim.

Ne yalan söyleyeyim, beni alıp götürmedi.

Bunun nedeni galiba şu: Çok beğenerek izlediğim dizisindeki temaların ve esprilerin genel bir tekrarı vardı gösteride.

Ama yine de Doğu Demirkol’un kredisi yüksektir bende.

Severek izliyoruz yani.

KEDİLERE DOKUNMAYIN

Sokak köpeklerinin yol açtığı sorunların varlığını inkâr edecek değilim.

Bu nedenle aşırı bulsam da bu konunun üzerine gidilmesine pek ses etmedim.

Ama sıra sokak kedilerine gelince... İşte orada duralım.

Kediler kırmızı çizgimizdir.

Kimseye zararı olmayan sokak kedilerine kimse bulaşmasın.

GOFRİK ÖKSÜZ KALDI

Türkiye’nin son dönemde yıldızı parlayan yüz akı markaları var:

*

Kahve Dünyası. / Hafız Mustafa. / Atelier Rebul.

Bu üç marka hem yurtiçinde hem yurtdışında gururumuz.

*

Birol Altınkılıç’ın kurup geliştirdiği Kahve Dünyası’nı ta kurulduğu ilk günden beri izliyorum.

Yabancı zincir kahvecilere muhteşem bir yerli alternatif olmayı başardı Kahve Dünyası.

Müşteriye karşı hep cömert oldu. Türk kahvesi bayrağını hep en önde taşıdı. Çikolata ve gofret alanında müstesna bir yer edindi.

*

Kahve Dünyası’nın fikir babası Birol Bey’le tanışıklığım vardı.

İşini zevkle yapardı, çıkardığı her yeni üründe heyecanlanırdı, yerli ve milli marka olmanın kıvancını yaşardı.

Erken yaşta kaybettik Birol Altınkılıç’ı.

Allah gani gani rahmet eylesin.

Kendisinin buluşu olan o güzelim “Gofrik”, resmen öksüz kaldı.

Gündem notları

ŞEF RESTORANLARIYLA KAFA BULAN BİR FİLM

Şef restoranlarında neler oluyor?

Şunlar oluyor:

*

- Mutfakta askeri disiplin ve hiyerarşik bir yapı var gibi.

- Kocaman bir tabak geliyor önüne, tabağın ortasında minicik süslü bir yemek.

- Garson beyler ve hanımlar, o minicik süslü yemeği öyle bir anlatıyorlar ki sanırsın roket bilimdir anlattıkları.

- Bu restoranlar, tek parti dönemi gibi işletiliyor. Her şeyi restoran şefinin belirlediği bir ortam.

- Öyle bir şef baskısı var ki... Her lokmadan sonra “Hımm enfes” demek zorundaymışsın gibi bir his.

- Bu restoranlarda mutlak itaat kuralı işliyor. Şef, bir tür Alihan Kuriş gibi. Otoritesine mutlak itaat ediyorsun.

- Tabaktaki minnacık yemeğe yüklenen anlamlar öyle büyük ki... Ancak o yemeği yedikten sonra varoluşunu tamamlayacağına inanıyorsun.

- Müşterilere bakıyorsun: Hepsi, bu restorana gelebilmiş olmanın ayrıcalığı ve kıvancıyla coşmuş durumda. Bu da işin en trajikomik tarafı.

*

Geçen akşam izlediğim ‘The Menu’ isimli film, şef restoranlarında yaşanan bu tuhaflıkların tümüyle birden zekice kafa buluyordu.

Üstelik filmde muazzam bir kara mizah ile kahkahalar attıran bir gerilim de fazlasıyla mevcuttu.

*

Filmi izledikten sonra “Oh be, demek ki şef restoranlarıyla başı hoş olmayan bir tek ben değilmişim” dedim.

Gündem notları

GÖĞE BAKIP EL SALLAYANLAR CEMAATİ

Süleymancılar’ın Almanya’nın Köln kentinde 70 milyon dolara yaptırdıkları devasa merkezin açılışı yapılmış.

*

Açılış sırasında çekilen bir video izledim:

Merkezin önünde toplanmış onlarca lacivert takkeli, gökyüzüne bakıp el sallıyordu.

Bu ritüelin amacı, önceki gün tutuklanan Alihan Kuriş’le dayanışmaymış.

*

Bu görüntü bana şunu dedirtti:

*

Bir cemaatin ritüelleri tuhaflaştıkça...

Çöküşü de kaçınılmaz hale gelir.

‘BEN TÜRKİYE’Yİ SATIN ALIRIM’ DİYEN ADAMIN SON DURUMU

Uçakta rezalet çıkarmasıyla tanınmıştı PETLAS’ın eski yöneticisi Abdülkadir Özcan.

*

Hosteslerin zor zapt ettiği Özcan...

- Sen benim kim olduğumu biliyor musun lan.

- Ben milyar dolarlık adamım.

- Ben Türkiye’yi satın alırım.

Falan diye höykürüyordu.

*

Bu adamın son durumu şu:

Fuhuş ve uyuşturucudan gözaltına alındı.

*

Kendisine çeki düzen vermek için çabalamak yerine dibin dibine doğru rezil bir yolculuğa çıkmış adam.

Gerçi “Sen benim kim olduğumu biliyor musun, ben Türkiye’yi satın alırım lan” diye höyküren bir adamdan tekâmül beklenmez ama neyse.

 Gündem notları

Habere git