Güllü'nün oğlu Tuğberk'in ifadesi ortaya çıktı: “Hadi görüşürüz" diyen kişi annem

2 ay önce 46

 Hadi görüşürüz diyen kişi annem

Yalova’daki evinde şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden Şarıcı Güllü’nün ölümüyle ilgili sis perdesi aralanıyor. Yürütülen soruşturma kapsamında kızı Tuğyan Ülkem Gülter, “kasten öldürme” suçundan tutuklanırken, Gülter’in arkadaşı Sultan Nur Ulu’nun “kızı itti” yönündeki itirafı dosyada dikkat çekti. Öte yandan Güllü’nün oğlu da ifade verdi. İfadesinde, olay anına ilişkin olarak, “‘Hadi görüşürüz’ sözünü söyleyen kişinin annem olduğunu düşünüyorum ancak bundan çok da emin değilim” dedi.

Yalova'daki evinin balkonundan şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden Güllü'nün ölümüyle ilgili soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter ifade verdi.

Tuğberk Yağız Gülter, 6 saat süren ifadesinin ardından basın mensuplarına açıklama yaptı (AA)Tuğberk Yağız Gülter, 6 saat süren ifadesinin ardından basın mensuplarına açıklama yaptı (AA)

Yaklaşık 6 saat süren ifade işlemlerinin ardından Tuğberk Yağız Gülter'in ifadesi ortaya çıktı.

Gülter'in ifadesi şöyle:

"Çevremdekiler bana taziye evi nerede olacak diye sordular. Bana vefat edenin evinde olur dediler. Ben de o yüzden öyle cevap verdim. Çınarcık'taki eve girmemiz lazımdı ama evin anahtarı bende yoktu, ablam da hiçbir şey almadan evden çıkmış. O haliyle hastanedeydi. Polisler de olay yeri incelemeden sonra kapıyı çekip gitmişler. Onlarda da anahtar yoktu. Hatta bu şifreli kapıyı yapan firmayı aradım ancak ulaşamayınca Instagram'dan mesaj attım. Sonuç itibariyle adamlara ulaşamadığım için ben de eve girebilmek adına komşumuz Seval teyzenin terasından girebileceğimi düşündüm.

"EVE GİREBİLMEK İÇİN CAMI KIRDIM: KAPI ŞİFRELİYDİ, ÇİLİNGİR ÇAĞIRMADIM"

Çilingire de haber veremedim çünkü bu kapı normal bir kapı değildi, şifreli bir kapıydı, kapıyı komple çıkarmaları gerekiyordu sanırım. Seval teyzenin kapısını çaldım. Hava aydınlıktı, güneş doğmuştu, erken bir saatti. Seval teyzeye durumu anlattım. Terastan bizim evden girmeyi deneyeceğimi dedim. O da izin verdi. Benim yanımda çanta vs yoktu sadece üzerimde siyah bir montum vardı.

Bizim cam çift camlıydı, ilk yumruğumda birinci katmanı kırıldı. Cam kesikleri olunca montumu çıkarıp montumla vurdum. O da olmayınca Seval teyzenin saksının içinden bir taş alıp o şekilde camı kırdım ve içeri girdim. İçeri girer girmez sokak kapısını açtım çünkü kapının önünde Yusuf, Dilek abla, Emrah ağabey, hatırlamadığım birileri daha vardı. Onlar ben kapıyı açınca içeri girdiler. Olayın gerçekleştiği Tuğyan'ın odasına baktım ama içeriye tam girmedim.

Kapısını kapattım. Sonra mutfağa geçtim. Salonda annemin sehpa da şarap bardağı vardı. Yarıya kadar şarap doluydu. Şu an başka bir şey olup olmadığını hatırlamıyorum. Küllük vardı, tepside meze gibi şeyler vardı. Hatta şarap bardağını alıp mutfağa götürdüm. Hatta Sena'ya bu içkileri kaldırın, evde dua okunacak, Karmen'in odasına koyun vs dedim. Annemin odasına da yine kapıdan bakıp kapısını çekmiştim.

"SES KAYDINDAKİ 'HADİ GÖRÜŞÜRÜZ' SÖZÜNÜN ANNEME AİT OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

Annemin odasında küçük bir kasa vardır. Fakat bu kasanın kolu ve kilidi bozuk olduğu için annem orada para veya altın gibi şeyler saklamazdı. Zaten aldığı bilezikleri de her zaman kolundataşırdı. Ben annemin kasasının içindeki yeşil sırt çantasını aldım. Bu çanta hâlâ benim evimdedir. Bu çantanın içinde ananemin kesilmiş saçı, annemin banka hesap cüzdanları, kağıtlar, annemin yazdığı şarkı sözleri ve telif haklarına ilişkin evraklar, annemin eski evlilik cüzdanı vardı.

Annemin babamın sattırdığı eski arsaların tapusu vardı. Yine annemin oturduğu evle ilgili satış belgesi veya vekaletname gibi kağıtlar vardı. Sırt çantasını alıp evime getirdim, öylece de duruyor. Annemin evinde altın yoktu. Söylediğim gibi hepsini kolunda taşırdı. Söylediğim gibi 250 TL vardı, o da annemin çantasının içindeydi. Onu da almadım. Başka da maddi hiçbir şey almadım. Annemin Tuğyan'ın odasına girdikten sonraki ses kayıtlarını ben internet üzerinden dinledim. Orada "Hadi görüşürüz." sözcüğünü söyleyen kişinin annem olduğunu düşünüyorum ama çok da emin değilim.

Çünkü ben bunu uzun süre önce bir kere dinlemiştim. Olayın olduğu ilk zamanlardı. Annem deyip geçtim. Son zamanlarda tekrar dinlemedim, uzun uzun muhakeme yapmadım.

"ANNEM CAMLARDAN HER ZAMAN KORKAR"

Annem camlardan her zaman korkar. Hatta temizlikçi kadına bile "Aman dikkat et, ben görmeyeyim, ben çıktıktan sonra sen cama çık" derdi. Görmeye dayanamazdı, hiç kimseyi cama yaklaştırmazdı. Çünkü eskiden camın üzerine düşmüş ve kolu kesilmişti. O günden beri camdan ve yüksekten hep korkar, bir kaza olmasından endişe ederdi. Kendisi de açık camdan ürkerdi. Kolay kolay yaklaşmaz, ancak kapatmak ya da perdeyi çekmek gibi zorunlu durumlarda yaklaşırdı.

Annemin o gün camın yanında bulunmasının ancak üç sebebi olabilir. Birincisi, açık olan camı kapatmak istemiş olabilir. Çünkü açık camdan korkardı. İkincisi, gerçekten söylediği gibi kelebek ya da küçük bir böcek vardıysa, onu öldürmeden camdan alıp atmak istemiş olabilir. Üçüncü sebep ise birinin annemi camın yanına götürmüş olmasıdır. Çünkü annem hiçbir sebep yokken dar ve açık bir camın olduğu yere kesinlikle geçmezdi; bir şey yapacaksa daha geniş bir alana geçmek isterdi.

Ablam odada sürekli sigara içerdi. Bu yüzden cam genelde açık olurdu. Annem sigara kokusunu sevmez, sık sık "Yine sigara kokutmuşsun odayı, camı aç" gibi tepkiler verirdi.

Tuğyan'ın odasındaki yatağın, olaydan yaklaşık bir hafta önce aslında cama paralel olduğunu biliyorum. Daha sonra yatağı cama dik olacak şekilde yerleştirmişler. Olay anında da bu şekildeydi. Benim tahminim, annemin "Tuğyan deli yatar" diye düşünerek yatağın yerinin değiştirilmesini istemiş olmasıdır. Annem yatağın o şekilde olmasına normalde izin vermezdi.

"ANNEM TUĞYAN'IN KERVAN İLE OLAN İLİŞİKİSİNE KARŞIYDI"

Annem Kervan'dan nefret ederdi. Bunun birkaç sebebi vardı. İlk sebep Tuğyan'dır. Tuğyan, hayatındaki erkek için herkesi karşısına alabilir. Kervan'la annem ilk tanıştıklarında araları iyiydi. Ancak sonrasında bir olay yaşandı. Annem sahnedeyken, Kervan'ın amcası en ön masaya oturmuş ve para saçmıştı. Annem de bunun üzerine yanına giderek "Hadi ver bakalım, paran bittiyse post makinesi getirin" demişti. Bu olaydan sonra Kervan ile Tuğyan tartıştı. Daha sonra annem, Kervan'ın Tuğyan'a zarar verdiğini düşünerek Kervan'ın arabasına zarar verdi. Hatta plakasını bile hatırlıyordu. Sonrasında Kervan, Tuğyan'a "Annen seni para karşılığında sattı" demişti.

Bu olaydan sonra ablam pencereye çıkıp kendini atmaya çalışmıştı. İntihar meselesi de budur. Annemden, ablamın Kervan'dan ikiz çocuklara hamile kaldığını duymuştum. Çocukları düşürdü mü ya da aldırdı mı bilmiyorum. Ablam Kervan'ı seviyordu. O intihar girişimi sırasında cama çıkıp anneme "Sen beni öldürdün, sen beni rezil ettin" demişti.

"ABLAM, HAYATINDAKİ ERKEK İÇİN HER ŞEYİ YAPABİLECEK BİR YAPIYA SAHİP"

Ablam, hayatındaki erkek için her şeyi yapabilecek bir yapıya sahiptir. Annem, Kervan'ın evli olması ve yaşanan olaylar nedeniyle bu ilişkiye karşıydı. Tuğyan, Kervan için her şeyi yapabilirdi. Önceki ilişkilerinde de bu şekildeydi.

"Kervan için anneni öldürebilir mi?" diye sorulduğunda, vebal almak istemediğimi söyledim ama Kervan için bunu yapabileceğini düşündüğümü belirttim. Çünkü ilişki konusunda zayıf karakterlidir.

Ablam ile Bircan arasındaki mesajları ilk kez televizyondan öğrendim. Ancak mesajları okuduğumda bunların ablama ait olduğunu net olarak düşündüm.

Olaydan sonra Tuğyan'a annemi düşerken görüp görmediğini sordum. Bana annemin düşerken ayağını ya da elbisesinin bir kısmını gördüğünü söyledi. "Hatırlamıyorum, ya elbisesini ya ayağını gördüm" dedi. Olayın detaylarını sormadım. Sadece düşüşü görüp görmediğini sordum.

Annem Malkata şarkısını çok severdi. Bu şarkıya dayanamazdı. O odada bu şarkı açık olduğu için oraya gitmiş olabileceğini düşünüyorum.

Sultan'la olay günü, cenaze günü ve taziye günü görüştüm. O zaman olayla ilgili bir şey sormadım. Ancak Sultan, uyuşturucu kullandığını ve saç testinde çıkmasından korktuğunu söylemişti. En son annem ölmeden 2-3 gün önce esrar kullandığını bana ifade etmişti.

Tuğyan ve Sultan'ı evime davet ettim, kalabileceklerini söyledim. Bir süre birlikte kaldık ancak daha sonra evden ayrıldılar ve bir daha geri dönmediler. Tuğyan'la iletişim kurmakta zorlandım. Telefonlarımı açmadı ya da geri dönüş yapmadı.

"TUĞYAN GEÇMİŞTE UYUŞTURUCU KULLANMMIŞTIR"

Annemden net olarak bildiğim bir şey daha var: Tuğyan geçmişte uyuşturucu kullanmıştır. Annem onu bırakması için çok uğraşmıştır. Tuğyan bıraktığını söylese de, ablamın çok yalan söyleyen biri olduğunu da belirtmek isterim.

Bu süreçte zaman zaman şüphelerim oluştu, sonra kayboldu. Videolarda ablamın çok ağladığını, çok üzgün olduğunu görünce böyle bir şey yapabileceğini düşünmek istemedim. Ancak kişilik özelliklerini ve sonradan ortaya çıkan itirafları düşündüğümde kafam karıştı. Yapmışsa da şikayetçiyim.

Habere git