'Görevimiz; tekeri patlamış devleti işler hale getirmek'

2 saat önce 31

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Türkiye siyasetinde bir ilk. Kuruluş amacı, yeni döneme, Türkiye’yi CHP’nin nasıl yöneteceğine hazırlanmak. Cumhurbaşkanı adayını, CHP ön seçimle belirledi. Dayanışma sandıklarında 15,5 milyon kişi oy kullandı, “Adayımız Ekrem İmamoğlu’dur” dedi. CHP, muhalefet görevini yürütürken bir taraftan da siyasetin bu polemik boyutunun dışında, Türkiye’nin nasıl inşa edileceğine ilişkin çalışmalar yapılıyor. Gerilimlerin girdabına kapılmadan bir gelecek inşasının nasıl yapılacağına odaklanılmış.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Koordinatörü Tezcan, SÖZCÜ Ankara Temsilcisi 
Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi toplumun önüne bir gelecek vizyonu projesi sunacak. Bu çalışmaların nasıl yürütüldüğünü, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Koordinatörü Aydın Milletvekilli Hukukçu Bülent Tezcan, SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:

YALNIZ SORUNU DEĞİL, ÇÖZÜMÜNÜ DE ANLATACAĞIZ

“Sadece CHP’lilerle değil, toplumun en geniş kesimiyle Türkiye’nin geleceğini nasıl inşa edeceğiz, nasıl yöneteceğiz bunları konuşmaya başladık. Bunları konuşurken muhakkak Türkiye’nin esaslı meseleleri arasında yer alan yoksulluğu, emekli maaşlarının, asgari ücretin, öğrenci burslarının yetersizliğini, gençliğin barınma sorununu, kadına karşı şiddetle ilgili uğradıkları haksızlıkları, ailenin yoksulluk içerisinde bir cendere de sıkışmış olduğunu, gençlerin gelecekle ilgili umudunun olmadığını, çiftçinin ektiğinden kazanamadığını, tarlasını ekemez hale geldiğini, bunların hepsini konuşacağız. Bunları konuşmadan bir gelecek inşası mümkün değil.

Ama bütün dilimizin, söylemimizin merkezine bunları oturtmayacağız. Bunları hatırlatacağız, ama buradan nasıl çıkacağımızı konuşacağız. İktidara geldiğimizde Türkiye’de temel barınma sorununu nasıl çözeceğimizi, öğrencilerin yurt sorununu nasıl çözeceğimizi, ilk bir yılda ne kadar yurt yapacağımızı, insanları kira derdinden nasıl kurtaracağımızı, kiraları normal bir seviyeye, herkesin kendi asgari ücretinin bile normal olarak ödeyebileceği bir düzeye nasıl çekeceğimizi, çiftçinin hangi ürünleri nasıl ekerse bunlara pazar bulabileceğini, marka ürünler yaratabilecek ve satıp zenginleşebileceğini dile getireceğiz.”

CHP Siyaset Okulu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ne dönüştürüldü.

18 POLİTİKA BAŞKANLIĞI

Yalnız bunlar değil, emekliler arasındaki adaletsizliklerin, yoksulluktan halkı nasıl kurtaracakları, milli güvenlikle, ülke güvenliğiyle ilgili yatırımların, yatırımlarda nelere öncelik verileceği, uyuşturucuyla, sokak çeteleriyle nasıl mücadele edip gençleri kurtaracakları da öncelikler arasında yer alıyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iki haftada bir pazartesi günleri yürütme kurulu toplantıları yapıyor, iktidarları döneminde yönetiminde hangi gelecek projelerini yapacaklarına odaklanıyor.

Mevcut kabinenin ilk işi planlama. Cumhurbaşkanlığı kabinesinde hangi bakanlıklar, bağlı kuruluşlar varsa CHP’de de 18 politika başkanlığı oluşturuldu. Tezcan, yapılan çalışmaları şöyle anlattı:

“Mevcut kabinedeki görev dağılımlarını aynen onaylıyoruz demek değil. Bizim düşüncemizde mesela bir afet işleriyle ilgili ayrı özel bir bakanlığa ihtiyaç var. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın birbirinden ayrılmasına ihtiyaç var. Bunun gibi önemli şeyler var ama şu aşamada mevcut yapı içerisinde gerekli, sağlıklı, doğru takibi yapabilmek ve verimli bir çalışma yürütebilmek için böyle bir izdüşümü üzerinden aday ofisini organize ettik. İleriki günlerde bu süreçte olması gerekenler üzerinden yeni revizyonlar, bu konuda yeni düzenlemeler yapılabilecektir. Her politika başkanlığımız ‘Gölge Bakan’ diye iki sene önce MYK bünyesinde olan arkadaşlarımız, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde çalışıyorlar. Şimdi ‘Gölge Bakan’dan çok ‘Politika Başkanlığı’ diyoruz.

Bu politika başkanlarının altında ortalama 7-8-10 kıymetli arkadaşımızdan oluşan politika kurullarımız var. Yani 120’ye yakın burada çalışan, beraber fikir üreten, gelecekle ilgili bir çerçeve çizmeye çalışan ciddi kadro var. Bunlar konularında uzman, her konuda siyaseti bilen ama aynı zamanda konularında gerçekten kıymetli, rüştünü ispat etmiş arkadaşlar. Bunun dışında bunlarla beraber çalışan geniş bir çalışma grubu var. İktidara geldiğimizde Türkiye’yi nasıl yöneteceğiz, onu konuşuyoruz. Çok verimli çalışmalar oluyor.”

İLK 100 GÜNDE YAPILACAK OLANLAR

Türkiye’nin temel meseleleri olduğunu belirten Tezcan bu konuda şunları söyledi: “Bir planlama yapacağız. Öncelikli ihtiyaçlarımız ilk 100 gün içerisinde ne yapacağız? Şimdi bununla ilgili çalışmanın bir kısmını bugünden yapıyoruz. İlk 100 gün içerisinde, ilk bir yıl içerisinde, sonraki iki yıl içerisinde neleri yapacağız diye bir planlamamızı şimdiden yapıyoruz. Ama iktidara geldikten sonra burada bu planlamada neler eksik, neleri takviye etmemiz gerekir onu göreceğiz. Türkiye’nin temel meselelerini hızla çözer bir kapasiteye kavuşturacağız.

18 politika başkanlığımız alanıyla ilgili çalışma yaparken, bazı konularda da ortak çalışma yapıyor. Örneğin İçişleri Politika Başkanlığı uyuşturucuyla, suç çeteleriyle mücadeleyle, iç güvenlik konseptini nasıl yeniden ele alınacağı konusuyla ilgili çalışıyor. Milli Savunma’dan sorumlu politika başkanımız Türkiye’nin hem sınır güvenliği hem bölgedeki problemlerle ilgili nasıl çalışacağını ne yapacağımıza çalışıyor. Ama bunun dışında bizim yapısal olarak çalışacağımız belli başlı politika başkanlarının alanlarının kesiştiği yerler var.

Türkiye’nin ciddi bir kamu yönetimi reformuna ihtiyacı var. Yani hem merkezi yönetimin, hem yerel yönetimlerin, merkez ile yerel arasında yeni bir dengenin, yeni bir ilişki biçiminin doğru tarif edilmesi gerekiyor. Şimdi kamu yönetimi reformu bizim dört ana politika başkanlığımızın birlikte yürüteceği bir çalışma grubu olarak çalışacak. İçişleri Bakanlığı, Çevre Şehircilik Cumhurbaşkanlığı’na bağlı kuruluşlar ve Adalet Bakanlığı. Yani bunların bir araya geleceği bir esaslı kamu yönetimi reformu çalışmamız var.

Adalet Politikaları Başkanlığımızın kontrolünde yürüyen bir esaslı yargı reformu çalışmamız var. Temel vatandaşlık geliri var. Bugün çok önemli, ciddi yakıcı bir problem. Asgari ücret konusunda tartışmaları biliyoruz. Bizim iktidarımızda parti programında öngördüğümüz bir temel vatandaşlık geliri vaadimiz var. Bunun bütün bütçe dengelerini iyi hesap ederek, kaynaklarını doğru tespit ederek nasıl oluşturacağımız konusunda hızla bir çalışma grubu oluşturduk. Üç politika başkanlığımız bu konuyu çalışıyor.”

BUNUN İÇİN SÜRE VERMİYORUZ 

“Yani mevcut sistemi tıkamaya gelmiyoruz” diyen Bülent Tezcan anlatmaya devam etti: “Mevcut sistemi daha iyi işletmeye ve buradan daha iyi bir rejimi Türkiye’ye tekrar getirmenin çabası içerisindeyiz. Bizim çalışmamız bu sistem içerisinde de demokrasinin denge denetleme mekanizmalarına dayalı uygulamalarını yapabilmek mümkün. Yani kurumsal olarak belki onu zorlayan bir yapı yok ama bizim yönetim tercihimiz bu doğrultuda olacak.

Dolayısıyla biz iktidara geldiğimizde bir süre vermek, işte bir sene sürer, iki sene sürer demeyi çok uygun bulmayız. Ama şunu söyleriz, temel hedef toplumun ağırlıklı olarak yetki vermesi halinde parlamenter sistemi inşa edeceğiz. Bu temel hedefimiz, ama o güne kadar da Türkiye’yi, denge denetleme mekanizmaları çalışan bu sistem içerisinde bile demokrasiyi inşa edebilen bir yönetim tarzına kavuşturmaya geliyoruz.”

CHP’nin ‘Hükümdar’ı

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin “en havalı” isimlerinden birisi çaycı Hükümdar. Erzurumlu Hükümdar, babasının asker arkadaşının adı Hükümdar olduğu için kendisine Hükümdar adını verdiğini anlatıyor. Çayı, kahvesi zevkle içilen Hükümdar, partilerinin iktidar geleceğine de yürekten inanıyor.  

Aslanlar gibi direniyorlar

Türkiye’de siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir anlayış olduğunu örneklerle anlatan Bülent Tezcan şöyle devam etti:

“16 milyon nüfuslu İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanları, Adana, Antalya büyükşehir belediye başkanları tutsak alınmış ve özel olarak operasyonlar yürütülmüş.

Birisi kayyum uygulaması. Yani millet iradesini tutsak alan kayyum uygulamaları. Millet belediye başkanı olarak seçmiş, ‘Hayır sen yönetemezsin çünkü ben istemiyorum’ diyor. Belediye başkanlarına hukuk dışı operasyonlar düzenleyerek veya hukuki çerçeveye oturtuyormuş gibi göstererek operasyonlar düzenleyerek görevini yapamaz hale getiriliyor. Belediye bürokratlarını, belediye çalışanlarını bu tip operasyon tehdidiyle iş yapmaktan, imza atmaktan korkar hale getirip çalıştırmıyorlar. Seçimle alamadığı, kazanamadığı belediye başkanlarını soruşturma tehdidiyle ‘Ya Silivri’ye atılırsın, ya AK Parti’ye katılırsın’ diye bir ikilem içerisinde transfer ediyorlar. Haklarında soruşturma dosyaları düzenleniyor ya da düzenleme tehdidiyle üzerine gidiliyor.

Bundan kurtuluşun yolu, CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçmek gösteriliyor. Bunun somut örneğini Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde gördük. İkili hukuk sistemine, uygulamaya itiraz ediyoruz. Yani bir taraftan belediye başkanlarımız haklarında bu tip tehdit, şantaj ve iftiralara aslanlar gibi göğüs geriyor, kararlı bir şekilde direniyor, mücadele ediyor.”

Aday Ofisindeki tutuklu başkanların olduğu “Millet İradesi Tutsak” yazılı yerleştirme dikkat çekiyor. 

HASAR TESPİTİ YAPACAĞIZ

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Koordinatörü Bülent Tezcan, iktidara gelmeleri halinde yapacakları ilk işin hızla bir hasar tespiti yapmak olacağını belirtti ve süreci şöyle anlattı:

Türkiye’nin kurumsal yapısı çöktü. Adalette, tarımda, iç işlerinde, dış politikada, Türkiye’nin yerleşmiş devlet geleneği içerisindeki kurumsal yapısını çökerten kişiselleşmiş bir iktidara göre her şeyin programlandığı bir dönemden geçiyoruz. Bir kere bu hasar tespitini yapmamız lazım. Bu, ‘Çöküşü şu anda bilmiyoruz, gelince göreceğiz’ demek değil. Görüyoruz, hepimizin gördüğü bir kurumsal çöküş var ama bunu tam olarak muhalefetteyken bütün ayrıntısıyla görebilmek, tespit edebilmek çok zor. İktidara geldiğimizde onun için hızla bir hasar tespitine ihtiyaç var.

Haksızlık etmeyelim, devlet içerisinde işleyen, yürüyen bir önemli kesim daha var. Dolayısıyla bu hasar tespitinde bir taraftan da devletin bütün bu bozulmaya karşı işleyen bir damarını tespit edeceğiz. Dolayısıyla bizim yeni dönemde durmuş, iyi yürümeyen, tekeri patlamış devlet mekanizmasının yeniden işler hale getirmek gibi bir görevimiz var.”

SEÇİM SABAHI DÜĞMEYE BASACAĞIZ

“Biz bugün iktidar olmuşuz gibi ihtiyacı tespit ediyoruz ve bu ihtiyaç doğrultusunda hazırlıklarımızı yapıyoruz. İktidar olduğumuzda bir kere önümüzde bir yol haritamız net olacak, neleri yapacağımız belli olacak. Yani seçimin sabahında uyandığımızda düğmeye basacağız ve Türkiye’nin çarkları işlemeye başlayacak.

Şöyle bir handikap var, tek adam rejiminden kaynaklanan bir sıkıntı. Türkiye’de yetkiler bir kişinin elinde toplandığı için iktidar değişikliğinde bir şaşkınlık yaşanabilir mi diye belli kesimde haklı bir endişe var. Biz diyoruz ki böyle bir şey olmayacak. Biz devletin aksamadan vatandaş işlerinin daha iyi yürüyeceği bir çalışmayı inşallah başlatacağız.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yarından itibaren kalkacak diye bir şey yok. O konuyu birkaç aşamada ele almamız gerekiyor. Parti programında da söylediğimiz temel yaklaşımımız demokratik parlamenter sistem. Şimdi biz bu temel tercihi bir yere koyduk. Bu temel tercihin gerçekleşebilmesi için bir anayasa değişikliği gerekiyor. Parlamentoda bununla ilgili bir çoğunluğa, o olsa bile bu tercihi hayata geçirebilmek için bir anayasa değişikliği için bir zamana ihtiyaç var.”

Habere git