Oluşturulma Tarihi: Eylül 01, 2026 06:52
İstanbul Bakırköy’deki bir güzellik merkezinde kadın müşterilerin görüntülerinin gizli kameralarla kaydedilerek sosyal medyada satılması skandalı, fiziksel alanların nasıl birer siber tehdit merkezine dönüşebileceğini gözler önüne serdi. Ele geçirilen 14 bin videoluk devasa arşiv, bu durumun münferit bir olaydan ziyade organize bir yasa dışı ticaret ağı olduğunu ortaya koyarken, Siber Güvenlik Uzmanı Osman Demircan konunun teknik, finansal ve hukuki tüm boyutlarını detaylarıyla değerlendirdi.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Bakırköy’de faaliyet gösteren Fatma Özçalışkan Özel Medfa Polikliniği adlı güzellik merkezinde yaşanan mahremiyet ihlali üzerine Sağlık Bakanlığı hızla harekete geçerek işletmenin faaliyetlerini tamamen durdurdu ve kapattı. Polis ekiplerinin iş yerinde yaptığı aramalarda gizli kamera düzenekleri ile çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, ilk incelemelerde yaklaşık 14 bin video kaydı tespit edildi. Yürütülen adli soruşturma kapsamında iş yeri sahibi ve gizli kamera sistemini kuran şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kapalı kapılar ardındaki mahrem alanların dijital gözlerle nasıl birer siber tehdit merkezine dönüştüğünü analiz eden Siber Güvenlik Uzmanı Osman Demircan, devasa dijital arşivlerin sanal alemde pazarlanma yöntemlerinden korunma yollarına, finansal takipten denetim boşluklarına kadar merak edilen tüm soruları yanıtladı.
GİZLİ İÇERİKLER NASIL SUÇ EKONOMİSİNE DÖNÜŞÜYOR?
Yakalanan 14 bin videoluk arşivin tek seferlik bir mahremiyet ihlalinden ziyade, uzun süre devam etmiş olabilecek bir içerik üretim, arşivleme ve dağıtım zincirinin araştırılmasını gerekli kıldığını belirten Osman Demircan, önemli bir ayrıma dikkat çekti. Demircan, 14 bin videonun 14 bin ayrı mağdur anlamına gelmediğini, aynı kişiye ait birden fazla kaydın da bulunabileceğini ifade etti.
Bu tür yasa dışı içeriklerin satılması için mutlaka Dark Web’e girilmesi gerekmediğini vurgulayan Demircan, günümüzde suç ekonomisinin önemli bir bölümünün herkesin bildiği mesajlaşma ve sosyal medya platformlarının kapalı gruplarına kaydığını söyledi. Çalınan veya hukuka aykırı elde edilen verilerin Dark Web forumlarının yanı sıra şifreli kanallarda ve abonelik temelli belirli bir ücret dahilinde erişim sağlanabilen yasa dışı pazarlarda satılabildiğini belirten uzman, suçluların izlediği pazarlama yöntemini şu sözlerle aktardı:
"Genellikle önce ücretsiz birkaç görüntüyle müşteri bu kapalı gruplara çekiliyor. Ardından ücretli özel grup, aylık abonelik, belirli arşivlere erişim veya tek tek içerik satın alma benzeri modeller sunuluyor. Maalesef içeriği satın alan başka kişiler de bunu yeniden satarak ikinci ve üçüncü dağıtım halkalarını oluşturabiliyor. Dolayısıyla bir görüntü internete çıktıktan sonra sadece ilk yayımlayan kişinin yanında; kopyalayan, yeniden satan ve farklı platformlara taşıyan geniş bir dağıtım ağı ortaya çıkabiliyor."

OLAĞANDIŞI VERİ YÜKSELEMESİ FARK EDİLİR Mİ?
14 bin video devasa bir veri baytı demek. Bu veriler sadece yerel disklere mi kaydedilir, yoksa eş zamanlı olarak yurt dışı menşeili bulut sunucularına veya canlı akış (streaming) kanallarına mı aktarılır? İnternet altyapısındaki bu olağandışı veri yüklemesi (upload trafiği) fark edilebilir mi?
Bir IP kameranın görüntüyü mutlaka bulunduğu yerde saklamasının gerekmediğini söyleyen Demircan, kamera yerel bir hafıza kartına, aynı binadaki DVR/NVR veya NAS cihazlarına kayıt yapabileceği gibi bulut servisine de aktarım yapabileceğini veya bunların birkaçını aynı anda kullanabileceğini ifade etti. Bu nedenle fiziksel kamerayı ele geçirmenin tüm görüntülerin ele geçirildiği anlamına gelmeyebileceğini, başka bir sunucuda ikinci bir kopyanın bulunabileceğini belirtti.
14 bin videonun toplam veri boyutunun çözünürlük, kayıt süresi, kare hızı ve sıkıştırma formatına göre değişeceğini dile getiren Demircan, uzun süreli ve yüksek çözünürlüklü bir arşivin yüzlerce gigabayttan terabaytlar seviyesine çıkmasının son derece mümkün olduğunu kaydetti.
İnternet altyapısındaki olağandışı veri yüklemesinin fark edilip edilemeyeceğine de değinen uzman, şu teknik bilgileri paylaştı:
"Eğer görüntü sürekli olarak internet üzerinden dışarıdaki bir sunucuya aktarılıyorsa bunun ağ üzerinde mutlaka bir izi oluşur. Kurumsal bir güvenlik duvarı (firewall) veya ağ izleme sistemi; belirli bir cihazın sürekli yüksek miktarda veri yüklemesi yapmasını, daha önce kullanılmayan dış sunuculara bağlanmasını veya gece saatlerinde düzenli veri göndermesini tespit edebilir. Şifreli bağlantılarda ağ yöneticisi videonun içeriğini göremese bile 'hangi cihaz, ne zaman, nereye ve ne kadar veri gönderdi' bilgisini görür ki bu da ciddiye alınması gereken kritik bir göstergedir. Ancak kamera işletmenin ana Wi-Fi ağı yerine ayrı bir mobil hat, farklı bir internet bağlantısı veya sadece bina içi kayıt kullanıyorsa ana ağdaki güvenlik sistemi bunu hiç göremeyebilir."
GİZLİ KAMERALARI TESPİT ETMENİN YOLLARI
Vatandaşların güzellik merkezi, soyunma kabini, otel odası veya kiralık ev gibi alanlarda gizli bir IP kamera veya dinleme cihazı olup olmadığını kendi imkanlarıyla nasıl tespit edebileceğine yanıt veren Demircan, en etkili yöntemin halen dikkatli bir fiziksel inceleme olduğunu belirtti. Kameranın görüntü alabilmesi için küçücük de olsa bir optik açıklığa ihtiyacı olduğunu hatırlatan uzman; adaptör, priz, saat, duman sensörü veya USB şarj cihazı gibi elektronik objelerin incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Karanlık ortamda telefon fenerini şüpheli noktalara tutmanın kamera lensinden yansıma almayı sağlayabileceğini veya kızılötesi aydınlatmaların bazı telefon kameralarınca görülebileceğini aktaran Demircan, bu yöntemlerin hiçbirinin %100 güvenilir olmadığını söyledi.
Mobil tarama uygulamaları ve Wi-Fi analizcileri konusundaki uyarısını ise şu sözlerle sürdürdü:
"Wi-Fi analiz uygulamaları aynı ağa bağlı bilinmeyen cihazları gösterebilir. Fakat kamera ayrı bir hatta, SIM kartla çalışıyorsa veya sadece kendi hafıza kartına kayıt yapıyorsa telefon uygulaması bunu göremez. Bu nedenle 'telefonunuza şu uygulamayı indirin, odadaki tüm gizli kameraları bulur' şeklindeki iddialara temkinli yaklaşılmalıdır. Özellikle yalnızca telefonun manyetik sensörüne dayanarak kamera bulduğunu iddia eden uygulamaların bazıları dolandırıcılık amaçlıdır. Radyo frekansı dedektörleri ise yoğun elektronik cihaz bulunan ortamlarda çok sayıda yanlış uyarı verebilir."

ŞÜPHELENİRSENİZ KURCALAMAYIN, DELİLİ KORUYUN
Demircan, şüpheli bir cihaz bulunduğunda yapılması gereken en hayati adımı da açıkladı:
“Cihazı söküp kurcalamak yerine delili korumak gerekir. Cihaz bulunduğu yerde fotoğraflanmalı, mahrem alandan çıkılmalı ve derhal kolluk kuvvetlerine haber verilmelidir. Cihaz üzerindeki parmak izi, hafıza kartı, seri numarası ve bağlantı kayıtları soruşturmanın en önemli delilleridir.”
MEVZUAT VAR ANCAK TEKNİK DENETİM DERİNLEŞMELİ
İşletmelerin kamera ve ağ altyapısının denetlenmesi hususunda mevzuat boşluğu iddialarını değerlendiren Demircan, Türkiye'de hem KVKK hem de sağlık mevzuatı açısından ciddi yükümlülüklerin bulunduğunu, dolayısıyla tamamen bir boşluktan söz edilemeyeceğini belirtti.
KVKK'nın iş yerlerindeki kamera kullanımının belirli ve meşru bir amaçla sınırlı kalmasını, ölçülü olmasını ve tuvalet, soyunma odası gibi mahrem alanlara kesinlikle yerleştirilmemesini hükme bağladığını hatırlatan Demircan, 2025 tarihli Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’in de hasta mahremiyetini koruma altına aldığını ve elektronik sağlık bilgilerinin suistimale karşı teknik/idari tedbirlerle korunarak periyodik denetlenmesini şart koştuğunu ifade etti. Ayrıca KVKK’nın 12. maddesi uyarınca veri sorumlusunun hukuka aykırı erişimi engellemek için gerekli tüm tedbirleri almak zorunda olduğunu vurguladı.
Esas tartışılması gereken konunun denetimin teknik derinliği olduğunu belirten Demircan, çözüm önerisini sundu:
"Bir sağlık kuruluşunun ruhsatı veya tıbbi cihazı denetlenebilir fakat gizlice yerleştirilmiş birkaç santimetrelik bir IP kamerayı ortaya çıkarmak bambaşka bir siber güvenlik denetimi gerektirir. Denetimlerde 'Bu binada kaç kamera var?' yerine 'Ağ üzerinde kaç görüntü üreten cihaz var ve bunların tamamı fiziki envanterle eşleşiyor mu?' sorusu sorulmalıdır. Periyodik olarak kamera envanteri, MAC/IP cihaz listesi, dışarıya yapılan bağlantılar, bulut servisleri ve yönetici hesapları kontrol edilirse gizli bir cihazın yıllarca fark edilmeden çalışması zorlaşır."

1 saat önce
23










English (US) ·