Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

3 hafta önce 41

Başta Gazze ve Ukrayna olmak üzere pek çok krizde iyi bir diplomasi yürüttü. Bu çerçevede Türkiye tarafından Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne de layık görüldü.

Guterres’in Genel Sekreterlik dönemi bu yıl sonunda bitiyor. Bu sürenin sonuna kadar birkaç büyük uluslararası meseleyi daha çözüp ardında iyi bir diplomatik miras bırakma hedefinde olduğu anlaşılıyor.

Kıbrıs da bu meselelerden biri. Son günlerde Kıbrıs konusundaki “yeni Annan Planı” tartışmalarına bu açıdan bakılabilir.

Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi María Angela Holguín, bir süredir Ada’daki liderlerle, Yunanistan ve Türk dışişleriyle temaslarda bulunuyor.

Geçen hafta Rum basınına sızdırılan taslak haberleri de Guterres’in dönemi sona ermeden bu konuda bir çözüm bulma çabası olarak yorumlanabilir.

Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

Ancak bu son derece manipülasyona açık bir süreç. Zaten Rum basınından sızan “taslak metin” tamamen tek taraflı bakış açısını yansıtıyor.

Bu haberlere Savunma Bakanlığı ve KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan büyük tepki geldi.

BM açısından bir müzakere süreci yürütülse de ortada netleşmiş bir taslak yok. Zaten henüz 5+1 denen, Türkiye, Yunanistan, KKTC, Kıbrıs Rum Yönetimi ve İngiltere’nin yanı sıra BM temsilcisinin de katılacağı bir konferans düzeni bile sağlanmış değil.

Rum basını son günlerde NATO zirvesinde de bu konunun bir şekilde gündeme gelebileceğini iddia ediyor.

Ancak bu konuda Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkını mağdur edebilecek bir oldubittiye izin vermeyeceği açık. Guterres’in girişimi iyi niyetli olsa da biraz telaşlı görünüyor.

Bölgedeki gelişmeler ve tarihi sorumlulukları düşünüldüğünde ne Türkiye’nin ne de Kıbrıs Türklerinin böyle bir telaşa ihtiyacı var.

 Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

AB’NİN ZAMANLAMASI BİRAZ ENTERESAN

Avrupa Birliği’nin üç önemli isminin NATO zirvesi öncesinde Ankara ziyareti tartışma yarattı. Hürriyet’in dünkü “Hayırdır inşallah” manşeti de bu minvaldeydi.

Sadece NATO zirvesi açısından değil, AB’nin gündemi açısından da ilginç bir ziyaret bu.

Birincisi, son günlerde BM nezdinde süren Kıbrıs trafiği... AB’nin dönem başkanlığı bugün Rum Yönetimi’nden İrlanda’ya geçti.

AB heyetinin de yeni dönemde bu konuda ilerlemeyi hedeflediği düşünülebilir.

İkincisi; AB’de bu ay içinde yürürlüğe giren yeni Göç ve İltica Paktı... Avrupa Parlamentosu’nda iki hafta önce aşırı sağcıların “onları geldiği yere yollayın” çığlıklarıyla kabul edilen pakta göre, birlik dışındaki bazı ülkelerle yeni girişimlerde bulunmaları kaçınılmaz.

Bakalım bu görüşmeler sonrasında AB ile 60 yıllık inişli çıkışlı müzakerelerimiz nereye evrilecek?

 Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

NATO’NUN DERDİ PARA DEĞİL SİLAH

Ankara’daki NATO zirvesinin pek çok açıdan tarihi olacağı anlaşılıyor.

İttifak içinde son dönemde ABD’nin en çok eleştirdiği konu Avrupalı üyelerin savunma bütçelerine yeteri kadar ağırlık vermemesi.

Fakat buna karşı ortada daha büyük bir sorun olduğu görünüyor. AFP’nin analizine göre NATO’nun derdi para değil, parayı nasıl silaha çevireceği.

Geçen yıl Avrupa ve Kanada’dan NATO bütçesine 90 milyar dolarlık bir kaynak girişi olmuş. Ancak bunun nasıl silaha çevrileceği başka bir mesele.

Burada da savunma sanayisinin nasıl kullanılacağı tartışması başlıyor. Ankara’daki zirvenin asıl gündemlerinden biri bu olacak.

 Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

‘KUZEYİN OĞLU’ LONDRA’YI BİTİRECEK

İngiltere’nin yeni başbakanı olmaya hazırlanan Andy Burnham, radikal sayılabilecek bir program tanıttı.

Manchesterlı olduğu için “Kuzeyli” lakabı takılan Burnham “tüzüklerle çarpışarak büyümeyi” hedefliyor.

Bunun için en büyük hedeflerinden biri ülke içindeki Londra tahakkümünü kırmak.

Manchester’da bir başkanlık ofisi açacağını açıklayan Burnham, ülkeyi kuzeyden yönetecek.

Vergi yapılanmasını değiştirerek Birleşik Krallık içindeki belediyelerin bütçedeki payını artırmayı, başkent baskısını kırmayı amaçlıyor. Bir nevi ademimerkeziyetçilik peşinde.

Mevcut durumda İngiltere’deki vergilerin yüzde 90’ı merkezi hükümete yani Londra’ya gidiyor.

Bu oran OECD ülkelerinde yüzde 50 başkent, yüzde 50 taşra olarak dağılıyor. İngiltere için arada bir uçurum var.

Burnham bir taşra devrimi yapıp Londra egemenliğini kırma amacında.

Londra dışında büyüyüp ülkede birinci parti konumuna gelen aşırı sağcı Reform’u durdurmak için mantıklı bir seçim olabilir.

Ancak 10 yılda 7 başbakan değiştirildiği düşünülürse, Burnham’ın siyasi ömrü buna yeter mi, asıl soru bu.

 Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

İSTANBUL’UN SICAĞI NEDEN AVRUPA’YA DERT OLDU

Geçen hafta Avrupa’yı vuran sıcak dalgası ardında binin üzerinde kurban bırakarak Türkiye’ye ulaştı.

İngiltere’de sıcaklıklar 33-35 dereceleri gördü. İyi de İstanbul’da normal bir yaz günü havası Avrupalılara neden dert oluyor?

Son bir haftadır neredeyse bütün Avrupa basını bu soruyu cevaplamaya çalıştı.

Bilimsel özet şu: Bu sıcak dalgası, “ısı kubbesi” adı verilen bir şekilde yayılıyor. Merkezde kalan Fransa’da kuru ve yakıcı bir sıcaklık hissedilirken, kubbenin dış tarafındaki İngiltere’de nemli bir sıcak oluştu.

Meşhur klişeyle söylersek, “Sıcak değil de nem fena!”

Ama birkaç sorun daha var. Genel olarak bu bölgelerde hava temiz olduğu için güneş ışınlarını filtre edebilecek bir süzgeç bulunmuyor. O yüzden sıcaklık artışlarında güneş daha yakıcı oluyor.

Bir de neredeyse bütün binalar ve çatılar sıcaklığı emmek üzere, soğuk hava düşünülerek yapılmış. Üstelik klima diye bir seçenek de yok.

Ülkedeki yegâne klimalı ortamlar Amerikan süpermarketleri ve zincir kahveleri.

Bu yüzden Avrupa sıcağında kazanan yine Amerikan şirketleri oldu.

Genel Sekreter’in Kıbrıs telaşı

Habere git