Futbol da kıtayla birlikte düştü

2 hafta önce 37

Milli Takım’ın türlü acemilik ve zihinsel zayıflığı nedeniyle erken havlu atmasının ardından sapır sapır dökülen Avrupa’nın eski dev takımları bize başka bir hikâye anlatıyor.

Müzesinde dört Dünya Kupası bulunduran Almanya, Türkiye’yi de yenen Paraguay’a elendi.

Aynı gün, finallerde görmeye alışık olduğumuz Hollanda da Fas’a yenilerek daha ikinci turda kupaya veda etti.

Tıpkı Almanya gibi kupayı dört kez kazanan İtalya ise turnuvada bile yok.

Avrupa devlerinin bu düşüşü sadece futbolla açıklanabilir mi? Sanmıyorum.

İtalya’nın üst üste üçüncü kez Dünya Kupası’na gidememesi ülkenin son yıllardaki göçmen politikasıyla ilişkilendiriliyor.

Spor araştırmacısı Albert Samaha, geçenlerde bu konuda ilginç bir dosya yayınladı.

İtalya’nın futbol konusunda katı bir göçmen karşıtı politikası var. İtalya’da doğup büyüseler bile göçmen çocukların milli takımlara ulaşmasının önünde çok sayıda bariyer bulunuyor.

Bu da büyük bir yetenek havuzundan faydalanamamak anlamına geliyor.

Üstelik ülkede son dönemlerde sağlık hizmetlerine ulaşamama, eğitim ve genç işsizliği gibi dertler de büyüyor. Ortalama nüfus ise bütün Avrupa’da olduğu gibi yaşlanıyor.

Bu sorunların da genç futbolcu havuzunu daralttığı düşünülüyor.

Birkaç gün önce New York Times’ta, İtalyanların bu kupayı uzaktan nasıl izlediğine ilişkin bir haber vardı.

Roma sokaklarında maç izleyen biri şöyle demiş: “İtalya, şehirler arasında bölünmüş bir ülke. Biz ancak Dünya Kupası’nda İtalyan olduğumuzu hissederiz.”

Ülkenin son 12 yıldır Dünya Kupası’na katılamaması bu bölünmüşlüğün göstergelerinden biri.

Avrupa coğrafyasında benzer şikâyetler, Almanya’da, Hollanda’da, Belçika’da da dile getiriliyor.

Zaten ilk ikisi elendi. Belçika ise Senegal karşısında uzatmaların son dakikasında bulduğu penaltıyla paçayı zor kurtardı.

Avrupa’nın diğer büyükleri de şimdilik pek umut vermiyor. İspanya bir tek önceki gece Avusturya karşısında şampiyon gibi oynadı.

Dünya Kupası’nda trajik kaybedişleriyle meşhur İngilizler ise Demokratik Kongo’ya karşı ecel terleri döktü. Meksika’ya karşı ne yapacakları meçhul.

Göçmen kökenli oyuncuların sırtladığı Fransa hariç, siyasi ve ekonomik yıldızı eskisi gibi parıldamayan eski kıtanın devleri futbolda da dertli görünüyor.

Bir devrin kapanışına tanıklık ediyoruz.

Bu Dünya Kupası, dünyadaki sancılı değişimin ve Avrupa’nın düşüşünün futboldaki karşılığı sayılabilir.

 Futbol da kıtayla birlikte düştü

NATO ZİRVESİ ÖNCESİNDE POLONYA ALARMI

Dün İngiliz Telegraph gazetesinde ilginç bir iddia vardı.

Gazete, Rusya’nın NATO’nun doğu kanadını test etmek için Polonya’ya bir saldırı düzenleyebileceğini iddia etti.

Bu konuda Amerikan istihbaratının Polonyalıları uyardığı söyleniyor.

NATO’nun nasıl tepki vereceğini ölçmek için Rusya’nın Polonya’ya kapsamlı bir askeri harekâttan ziyade füze ya da hibrit bir saldırı yapabileceği iddia ediliyor.

The Guardian’daki başka bir haberde de Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi, bu tür bir “sınama” için kritik bir tarih olarak gösterildi.

Önemli zirveler öncesinde bu tip haberler genelde toplantıya hazırlık mahiyetinde “suyu ısıtmak” için çıkar.

Ama gerçekten de Rusya, NATO toplantısı öncesinde Polonya’ya saldırırsa, Ankara’daki zirvenin gündemi bambaşka bir çerçeveye girebilir.

 Futbol da kıtayla birlikte düştü

KİTAP İÇİN GECEDEN KUYRUĞA GİRMEK

Dünyaca ünlü romancı Murakami’nin son kitabı “KAHO’nun Öyküsü” dün Japonya’da yayımlandı.

Kitabı almak için geceden kuyruğa giren Japon okurların fotoğraflarını görünce geçmişe ışınlandım.

Japonya gibi teknolojinin zirvesindeki bir ülkede bir kitabı almak için geceden kuyruğa girmek nostaljik bir eylem olsa gerek.

Yine de telefon ya da mağaza açılışı için değil de bir kitabı almak için kuyruğa giren okurlar bana çok daha samimi göründü.

İtalyan yazar Umberto Eco, basılı kitaplar için “ideal form” diyordu. Tıpkı tekerleğin şeklinin en eski çağlardan bu yana değişmemesi gibi kitabın da değişmeyecek bir form olduğunu iddia ediyordu.

Murakami de son kitabını yapay zekânın yazamayacağını söylemiş.

Yani teknoloji ne kadar ilerlese de basılı kitapları hâlâ yenebilmiş değil. Japon okurların kuyruğu da sanırım bunu kanıtlıyor.

Futbol da kıtayla birlikte düştü

Habere git