455 bin kişinin mağdur edildiği 826 milyar liralık büyük fon vurgunu soruşturması genişliyor. 17 Eylül'de başlayan operasyonlarda 4. dalga yapıldı. 100'ü aşkın fon yöneticisi gözaltına alındı. Peki, adım adım büyük fon vurgunu nasıl yapıldı? Büyük vurgunda vatandaşın mağduriyeti nasıl önlenecek? Ayrıntıları CNN TÜRK İstanbul Haber Koordinatörü Nihat Uludağ, canlı yayında anlattı.
Nihat Uludağ'ın fon vurgununa dair notları şöyle:
826 MİLYAR LİRALIK PARA HAREKETİ ARAŞTIRILIYOR
"Son yılların, belki de son 50 yılın en büyük vurgunlarından biriyle karşı karşıyayız. 455 bin yatırımcıya, küçük işletmelere ve vatandaşa ait toplam 826 milyar liralık para, 7 portföy yönetim şirketi tarafından toplandı. Şu anda tüm kolluk güçleri, SPK, MASAK ve Devlet Denetleme Kurumu, bankalar aracılığıyla bu 826 milyar liralık paranın izini sürüyor. Para hareketleri, 7 portföy şirketine bağlı 131 şirketin hesaplarında araştırılıyor.

OLAY NASIL GERÇEKLEŞTİRİLDİ?
Öncelikle yatırım fonu nedir? Yatırım fonu, bütün dünyada kullanılan, yatırımcının parasını alıp onun adına profesyonel olarak işleterek kazanç sağlamayı amaçlayan yasal bir sistem. Fakat maalesef Türkiye'de bu sistem bir vurgun yöntemine dönüştürülmüş.
Vatandaştan para alınıyor ve "Sana şu kadar kazanç sağlayacağız" deniliyor. Bu vaatle vatandaşların paraları toplanıyor. Belli bir süre boyunca ödemeler düzenli olarak yapılıyor. Aynı zamanda çeşitli spekülasyonlar yayılıyor. "Şu fon şirketi çok güzel getiri sağlıyor, şu portföy yönetimi çok iyi, paranızı buraya yatırın" şeklinde algı ve manipülatif hamleler yapılıyor. YouTube kanallarında, sanal ağlarda ve yabancı platformlarda reklam ve tanıtımlar yapılıyor. Sisteme para aktıkça yapı büyümeye başlıyor. Para akışı sürdükçe vatandaşlara aylık kazanç ödeniyor.

İKİNCİ AŞAMA: "KERİZ SİLKELEME"
Bu hacme ulaştıktan sonra vurgunun ikinci aşamasına geçiliyor. Buna "keriz silkeleme" deniliyor.
Örneğin 17 çalışanı olan, hatta kapanmış bir süt firmasını alıyorlar. Hiçbir mali değeri olmayan, çok küçük bir şirket. Kendisinin ya da bağlantılı fon şirketlerinin arasında, dışarıdan arz ve talep varmış gibi sürekli alım-satım yapılıyor. Böylece işlem hacmi oluşturuluyor. Gerçekte hiçbir ekonomik değeri olmayan bir şirketten söz ediyoruz. Fabrika yok, üretim yok, süt yok, çalışan işçi yok. Ekonomik hayatta sağladığı bir katma değer bulunmuyor. Ancak kendi fon şirketleri arasında sürekli alım-satım yaparak kâğıt üzerinde bir talep oluşturuyorlar. Bunu gören küçük yatırımcı da "Bu, kazanç getiren bir hisse olabilir" diyerek parasını yatırıyor. O anda da tuzağın içine girmiş oluyor.
1 LİRALIK HİSSEYİ 100 LİRAYA ÇIKARIYORLAR
İşlemler sürdükçe hisse fiyatı yükseltiliyor. Örneğin 1 liralık bir hisse, bu manipülatif hareketlerle 100 liraya çıkarılıyor. Daha sonra bir anda o hisseden çıkıyorlar. Küçük yatırımcının parası bir anda pula dönüşüyor ve yatırımcının parası bu şekilde kendi sistemlerine aktarılmış oluyor.
ÜNLÜ İSİMLER VE SİYASİLER SİSTEME NASIL DAHİL OLDU?
Olayın bir başka boyutu da soruşturmada adı geçen ünlü isimler ve sisteme dahil olan kişiler. Yüzlerce kişinin ve 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 şirketin yöneticilerine yönelik operasyon sürüyor. Bunun yanında sistemle entegre ve organik biçimde vurguna dahil olan, ortak olan isimler, siyasiler ve ünlü isimler de bulunuyor.
Hisseler 1 liradan 100 liraya çıkarıldığında, yani 100 kat yükseldiğinde ve zirveye ulaştığında bu kişilere "Çıkın sistemden" deniliyor. Onlar da piyasa sistemi kırılmadan önce satış yaparak paralarını alıyorlar.
Örneğin 163 milyon lira yatıran bir kişinin parasının kısa sürede 2,1 milyar liraya çıktığı ve 163 milyon lira yatırıp 2,1 milyar lirayı çektiği ifade ediliyor. Fatma Betül Sayan Kaya'nın ismi çok geçti. Onun yaptığı sistemi bu şekilde anlattık. Başka isimler de var. Balıkçı İsmet olarak adlandırılan, yine bir CHP milletvekilinin kardeşi olan kişinin de benzer bir sistem içerisinde yer aldığı belirtiliyor. Onun da yaklaşık 3 milyara yakın bir işlem hacmine ulaştığı ifade ediliyor. Mustafa Sandal'ın eşinin de yaklaşık 11 milyar liralık bir paradan söz ediliyor.

BU İSİMLERE NEDEN PARA KAZANDIRILIYOR?
Peki, bu sistem neden ünlü isimlere ve bazı kişilere para kazandırıyor? Burada nüfuzlarından ve siyasi etkilerinden yararlanmak, çevrelerini kullanmak istiyorlar. Sistem öyle bir hale gelmiş ki vatandaşın aklındaki soru şu:
"Sağır Sultan bile duydu, herkes duydu. Bu denetlemeler neden yapılamadı? Neden önceden önlem alınamadı? Operasyonlar neden bu kadar gecikti?"
Maliye Bakanı da geçen yıl bir toplantıda manipülatif hareketler yapıldığını ve bunların bilindiğini söyleyerek işaret fişeğini atmıştı. Yabancı ekonomi dergileri de Türkiye'deki bu sisteme dikkat çekmişti.
NEDEN ÖNLEM ALINAMADI?
Peki, neden önlem alınamadı? Çünkü sistem 826 milyar liralık devasa bir hacme ulaşmış ve bazı nüfuzlu, hatırlı kişilere de bu pastadan pay verilmiş. Kimine 2 milyar, kimine 1 milyar lira kazandırılıyor ve onların para kazanmasına izin veriliyor. Ancak sistemin içinde olmadan bu sistemden para kazanmak mümkün değil.
455 BİN MAĞDUR, AİLELERİYLE BİRLİKTE EN AZ 2 MİLYON KİŞİ
Ortada 455 bin kişilik bir mağdur kitlesi var. Aileleriyle birlikte bu yapı en az 2 milyon kişiyi etkiliyor. 826 milyar liralık bir fon vurgun sisteminden söz ediyoruz.
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI 19 AĞUSTOS'TA HAREKETE GEÇTİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olayı ilk fark eden kurumlardan biri. 19 Ağustos günü yapılan çalışmalarda durum tespit ediliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, borsa operasyonları ve manipülasyonlarla ilgili çalışmalarda kendilerine gelen ihbar ve şikâyetler ile yaptıkları araştırmalarda, borsada manipülatif işlemler yapıldığı ve 1 liralık hisselerin 100 liraya çıkarıldığı yönünde bilgiler aldıklarını belirtiyor. SPK'ya yazı gönderilerek, "Sizde böyle bir çalışma var mı, bir rapor var mı? Varsa bize ivedilikle ulaştırın" deniliyor.
Yani İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kendi çalışmaları sırasında durumu fark etmiş ve ilgili kurumları da uyarmış. Ancak ilgili kurumların müdahalede biraz geç kaldıkları anlaşılıyor. Soruşturmanın bu boyutlarının da araştırılacağını düşünüyorum.

RİSKSİZ FONDA OLANLAR DA MAĞDUR
Şimdi 455 bin mağdur vatandaş var. Üstelik herkes borsaya yatırım yapmış değil; fona yatırım yapan, hatta risksiz fona yatırım yapan vatandaşlar da mağdur. Fonlara para yatırılırken risk derecelendirme sınıfları bulunuyor. 1. dereceden 7. dereceye kadar risk değerlendirmesi yapılıyor.
MAĞDURLAR TEK TEK TESPİT EDİLECEK
Savcılık bu soruşturmayı çok titiz yürütüyor. 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 şirketin kurulduğu günden itibaren işlem hacimleri, hareketleri, yatırımcıları ve mağdur olan gerçek yatırımcılar tek tek tespit ediliyor. Amaç, mağdur olan vatandaşların mümkün olduğunca ana paralarını alabilmeleri için çalışma yürütmek. Bu kapsamda İş Bankası ve Ziraat Bankası tasfiye işlemlerinde aracılık ediyor. Bu firmaların nakitleri ve hisse hesapları inceleniyor. Mağdur olan vatandaşlar tek tek tespit edilecek ve mümkün olduğunca mağduriyetlerinin giderilmesi için çalışma yapılacak.
SPK ve MASAK da çalışma yürütüyor. Devlet Denetleme Kurumu'nun da önemli çalışmaları var. Hazırlanacak raporlarla birlikte vatandaşların mağduriyetinin mümkün olan en asgari seviyeye indirilmesi gerekiyor. Çünkü 455 bin kişilik bir mağdur listesinden söz ediyoruz. Aileleriyle birlikte bu mağduriyet en az 2 milyon kişiyi kapsıyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: MİLLETİMİZİN DOLANDIRILMASINA İZİN VERMEYİZ
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bu konuda açıklamaları vardı. Saat 14.00'te, yaklaşık 40 dakika sonra bu kurumların yöneticileriyle bir toplantı yapacak. Önemli bir toplantı. Cumhurbaşkanı dünkü açıklamasında çok net mesajlar verdi. "Biz milletimizin mağdur edilmesine izin vermeyiz. Milletimizin dolandırılmasına izin vermeyiz" dedi Bu anlamda küçük yatırımcıların, vatandaşların mağduriyetinin bir şekilde önleneceğini düşünüyorum.
YATLARA, UÇAKLARA VE LÜKS ARAÇLARA EL KONULUYOR
Çalışmalar devam ediyor. Örneğin yatlara, katlara ve ilgili kişilerin portföy yönetimindeki varlıklarına el konulmuş. Özel uçaklar, yatlar ve ultra lüks araçlar alınmış; bunların hepsi tespit edilerek el konuluyor. Portföy yönetim şirketleri ve diğer fon şirketleri var. Bunların yöneticilerinin şahsi hesaplarına da bloke konuldu.
YURT DIŞINA ÇIKARILAN PARANIN İZİ SÜRÜLÜYOR
Sistemden çıkarılan paraların yurt dışına gönderildiği de tespit edildi. İsviçre'ye giden para hareketleri var. Onlar da takip ediliyor. Paranın izi sürülüyor. Bir yandan yurt dışına çıkarılan paraların tekrar Türkiye'ye getirilmesi için çalışma yürütülüyor, diğer yandan soruşturma devam ediyor.
4 DALGA OPERASYON YAPILDI, SORUŞTURMA SÜRECEK
Dört dalga halinde operasyon yapıldı. Ancak operasyonların dalga dalga devam edeceği belirtiliyor. Şu anki dördüncü dalga operasyonla birlikte 56 kişi tutuklu olarak yargılanıyor. Yüzlerce kişi gözaltına alındı ve soruşturma devam edecek.
DENETLEYİCİ KURUMLAR DA SORUŞTURULACAK
Soruşturmanın bir başka boyutu da vatandaşların sürekli eleştirdiği noktaya gelecek: Bu yapıları denetlemekle görevli kurumlar neden denetlemedi? Hangi motivasyonlarla denetleme yapılmadı? Organik bağları mı vardı? Buradan maddi bir menfaat veya çıkar mı sağladılar? Bunların tamamı araştırılacak ve ayrıca soruşturulacak. Eğer denetleyici kurumlarla ilgili organik bağ veya buradan maddi menfaat sağlayan kişiler tespit edilirse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bunlarla ilgili ayrıca bir soruşturma yürütüleceğini düşünüyorum. Ancak şu anda ilk ve en hızlı yapılması gereken, mağduriyetlerin giderilmesi ve 826 milyar liralık bu dolandırıcılık ve vurgun sisteminin çökertilmesi."
Peki, bu ödemeler ne için kullanılıyor? Asıl büyük vurgunun yapılabilmesi için. Portföy yönetim şirketleri parayı belli bir hacme ulaştırdıktan sonra ikinci aşamaya geçiyor. Örneğin Tera Yönetim, 6 fon şirketi üzerinden 538 milyar liralık bir para hacmine ulaşmış. Pusula Portföy Yönetimi ise 11 fon üzerinden 64 milyar liraya ulaşmış. Böylece toplamda 826 milyar liralık bir para hacminden söz ediyoruz."











English (US) ·