Dünyayı kilitleyen soru

4 gün önce 31

“Ne ilgisi var? Nasıl yani?” dedim.

Çin’le kanlı bıçaklı Tayvan’ın muhalefet lideri, Pekin’de Çin Başkanı’yla görüşüyor.

İnanamadım...

Tayvan Boğazı için karşılıklı gerçek mermili tatbikatlar yapan,

Çin’in havadan karadan kuşattığı,

O coğrafyanın en kritik ülkesi ve boğazı için,

ABD’nin destek olarak Japonya’dan sürekli asker kaydırdığı,

En son ABD’nin Çin’e karşı astronomik askeri yardımlar yaptığı Tayvan’dan,

Nasıl oluyordu da Tayvan muhalefet partisinin lideri, Pekin’e gidiyordu?

Başkan Şi Cinping’le görüşüyordu. Üstelik mutluluk pozlarıyla.

Baktım yine bir süper güç...

Yine bir kritik boğaz...

Ama bu defa bombalar yerine,

“Sana cehennemi getireceğim” tehditleri yerine,

Pekin’de bir el sıkışma.

Evet haber şuydu:

“Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Genel Sekreteri Şi Cinping, 10 Nisan 2026’da Çin’in başkenti Pekin’de Tayvan Milliyetçi Partisi (Ana Muhalefet Partisi) Genel Başkanı Cheng Li-wun liderliğindeki bir heyeti ağırladı.”

Tarihe bakar mısınız?

Nasıl bir tesadüftür ki...

ABD’nin “Senin medeniyetini yok edeceğim” diyerek saldırdığı İran’la Hürmüz Boğazı için barış görüşmesi başlattığı gün,

Dünyanın bir başka stratejik boğazında,

Tayvan Boğazı’nda,

ABD’nin desteklediği Tayvan,

Sürekli çatıştığı dünyanın bir başka süper gücü Çin’le görüşüyor.

Dahası var.

Tayvan Ana Muhalefet Lideri ve heyeti, 10 yıl sonra ilk kez Pekin’e geliyor.

Devam edelim:

ABD ile İsrail’in, İran ve Lübnan’a ölüm yağdırdığı bir dönemde

Şi Cinping, bakın Tayvan Ana Muhalefet Partisi Lideri’ne ne diyor:

“Halklarımızın refahı karşılıklı değişim ve entegrasyon yoluyla artırılabilir. Tayvanlı yurttaşlar anakarayı ziyaret edebilir. Tayvan’daki gençleri, anakaradaki kalkınma fırsatlarını değerlendirmeye davet ediyoruz.”

İşte fark budur arkadaşlar...

Bir tarafta vurup kırmaya ayarlı bir güç,

Diğer tarafta gücünün farkında bir diplomatik girişim.

Ne acı?

Bir tarafta,

ABD Başkanı Trump, sevmediği Venezuela Lideri’ni baskınla kaçırtıp yerine muhalifini getirmek için her türlü uluslararası hukuku çiğniyor.

Diğer tarafta sürekli olarak çatıştığı ve kuşattığı Tayvan’ın muhalefet parti liderini ülkesini davet eden ve pozitif konuşan bir Şi Cinping.

Konuyu dağıtmadan ilerlersek,

İşte iki süper güç;

Biri dünyanın Doğu’sunda,

Diğeri kendisine Batı dediği coğrafyada,

ABD ve Çin...

Aradaki farkı görüyor musunuz?

BİRİSİNDE DÜNYA PETROLÜ DİĞERİNDE DÜNYA ÇİP ENDÜSTRİSİ

Dikkat edin;

İran’da petrol var.

İran’ın elinde Hürmüz Boğazı gibi dünya petrol ve doğalgaz piyasasını düğümleyecek bir güç var.

Peki Tayvan’da ne var?

Dünyanın yarı iletken üretiminin yaklaşık yüzde 60’ı, ileri teknoloji çiplerin ise yüzde 85–90’ı Tayvan’da üretiliyor.

Yani dünya, savunmadan yapay zekâya, uzaydan şehir mühendisliğini kadar Tayvan’a bağımlı.

İşte Tayvan’da da bu var.

Şimdi yazının başlığına gelebilirim;

Yani dünyayı kilitleyen soruya;

Trump başkanlığındaki ABD, bir kovboy edasıyla saldırıyor.

Şi Cinping ise saldıran bir süper güç olmamayı seçiyor.

ABD “hemen, şimdi” diyen bir güç zehirlenmesiyle zamanı sıkıştırıyor.

Çin ise,

Zamanı sıkıştırıp zamanla yarışmak yerine,

Zamanın kendi çıkarları doğrultusunda çalışmasına bakıyor.

ABD, “hemen şimdi” derken,

Çin, köklenen kalıcı bir sonucun stratejisinde duruyor.

Peki dünyanın iki ucunda birbirinden farklı olarak süren bu “mücadele”nin sonu ne olacak?

KELEBEK ETKİSİ

Bu soru hepimizi etkileyen bir “kelebek etkisi”nin en açık halidir.

Çünkü hepimiz gördük,

ABD ve İsrail, İran’a saldırdı. İran, refleks olarak dünya petrol ticaretinin en kritik boğazı olan Hürmüz’ü kapattı.

Öylesine bir “kelebek etkisi”ne girdik ki...

Hürmüz Boğazı’ndaki bir “düğüm”, mesela Ankara’daki devlet zirvesini,

NATO’yu, petrol bağımlısı İngiltere’yi, Paris’te kışın doğalgaza ihtiyaç duyan bir kafeyi,
Berlin Potsdam’da bir göl evini,

Ya da İstanbul’da evini ısıtmak için uğraşan memuru,
Fabrikası için enerjiye ihtiyacı olan bir işadamını vurdu.
O bombalar enflasyon oldu, zam oldu üzerimize yağdı.

İşte “kelebek etkisi” dediğim budur.

Habere git