Dünya Kupası'ndaki hüsran böyle geldi!

3 hafta önce 31

Kanada'nın Vancouver kentinde oynanan Avustralya maçı ile başlayan ve Los Angeles’ta, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) maçı ile son bulan Dünya Kupası serüveninde milli takımı adım izledim.

Niye elendik, neden kötü oynadık?” sorularının yanıtlarını bulmaya çalıştım. ABD takımının teknik sorumlusu Mauricio Pochettino’nun, “Dünya Kupası’nda olduğunuzda her zaman yeni şeyler öğrenirsiniz” dediği gibi yeni şeyler öğrendik mi?

Önce kamp probleminden başlayalım. Arizona kampı sıcaklık yüzünden çok eleştirildi. TFF’nin başka bir kamp alanını tercih etmesi gerektiği söylendi. Hatta birkaç ülke buna örnek gösterildi.

FİFA, tüm takımların kamp masrafları dahil, güvenliğine kadar her şeyi kendi sorumluluğu olarak belirliyor. Eğer Türkiye başka bir yerde kamp yapma isteğini bildirirse, FİFA güvenlik dahil hiçbir sorumluluğu kabul etmiyor.

TFF’nin birinci önceliği güvenlik kaygısıydı. Dolayısıyla tercihlerini Arizona’dan yana kullandılar. “Sıcak etkiledi mi?” sorusunun cevabı ise net:

Elbette etkiledi.

ORKUN KÖKÇÜ’NÜN BABASI OĞLU OYNATILMAYINCA KAMPTA TARTIŞMA ÇIKARDI

İkinci ve en önemli nokta futbolcu yakınlarının da kampa ve oyunculara yakın olmasıydı. Orkun Kökçü’nün babası Halis Kökçü, Paraguay karşılaşmasında sonra oğlunun maç kadrosuna alınmamasını ve teknik direktör Vincenzo Montella’yı çok ağır ifadelerle suçladı.

TFF yetkililerinin gözü önünde yaşanan tartışma fiziksel müdahaleye yer bırakmadan önlendi. Ama bu tartışma futbolcular tarafından da duyuldu. Kamptaki hava bir anda değişti. Montella’nın zaten sorgulanan tercihleri yüksek sesle ilk kez kampta dile gelmiş oldu.

Bu tartışmadan hemen sonra Halis Kökçü kamptan apar topar ayrıldı. TFF de bundan böyle oyuncu yakınlarını getirmeme kararı aldı.

iLK iKi MAÇI SÜPER LiG TEMPOSUNDA OYNADIK

Dünya Kupası’nda hiç kolay maç yok. Yeni futbolda, fizik güç ve atletik yapı yetenek karşısında daha ağır basıyor. ABD karşısında 64 ikili mücadele kazandık. Rakibimiz ise 46’da kaldı.

Avustralya ve Paraguay maçlarında ortaya koyamadığımız o fiziksel güç, ABD karşısında hız ve tempo olarak bize geri döndü. Ve o zaman yeteneklerimizi sergileme şansı bulduk. Kabul edelim ki, ilk iki maçı Süper Lig temposunda oynadık. Süper Lig temposunda oynarsanız, Dünya Kupası’nda olmazsınız.

iNAT VE RAKAMLAR ÜZERiNDEN KANDIRMACA

Müthiş bir inatlaşma ve rakamlar üzerinden bir kandırmaca yaşandı. Montella, futbolcuları ve TFF’yi koruma iç güdüsü ile kötü futbolu, rakamlar üzerinden iyi futbola çevirmeye başlayınca, kamuoyu ile takım arasında görünmez duvarlar inşa etti.

Bu çok büyük bir iletişim hatasıydı. Tüm takım kazanmaktan çok, oluşan tepkilere yanıt verme kaygısı taşıdı. Paraguay maçında rakibimiz sahadaki takım değil, tepkiler ve eleştirilerdi.

Oysa içten bir özür, samimi bir özeleştiri, takımı koruma adına çok daha olumlu bir hava yaratabilirdi.

ÖDÜLLERi ABARTARAK OYUNCULARI HEDEF YAPTIK

Prim ve villa tartışması da olumsuzluk yaratan bir diğer etkendi. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu artık buna bir son vermeli. Dünya Kupası’na katılmak elbette bir başarı. Ama unutmayalım. Artık 32 değil, 48 takım katılıyor bu turnuvaya. Kupada şampiyon olan bir takımın dağıttığı primden daha fazlasını kupaya katılma hakkı kazandığımız için dağıtıyoruz.

Bu durum hem futbolcuları, hem de kamuoyunu hem rahatsız ediyor, hem de tartışmalara neden oluyor. Milli formayı giyen her oyuncu ödülü hakediyor. Ama biz ödülü abartarak futbolcuları da hedef haline getirdik.

HAKAN VE MERiH’iN OYNAMADIĞI ABD MAÇI BiZE NE ANLATIYOR?

Hakan Çalhanoğlu ve Merih Demiral meselesi... Bu ikilinin takım ve Montella üzerinde çok etkili olduğu ve takımda onlara yakın isimlerin şans bulduğu iddiası fısıldandı. Ben bunun doğruluğunu teyit edemedim. Hatta sorularıma bunu tam tersi yanıtlar aldım. ABD maçında, sergilenen futbolda bu ikilinin oynamamasının bir etkisi var mı bilmiyorum. Ama turnuvanın ilk iki maçında yıldız oyuncularımızın performansı belirleyici oldu. Örneğin Haaland, M.City’de nasıl oynuyorsa milli takımında da öyle oynadı. Bu örnekleri çoğaltabilirim. Ama ne yazık ki bizim yıldızlarımız aynı performansı gösteremedi.

KAPANAN TAKIMLARA KARŞI ‘B’ PLANIMIZ YOK

Montella ve tercihleri derken devam edelim. İtalyan hoca Avustralya ve Paraguay maçlarına aynı 4-2-3-1 dizilişiyle çıktı. Bu dizilişi play-off maçlarında kullanmıştı. Bir takımın saha içi dizilişi sorunu başarısızlığın tek başına nedeni olmayabilir. Ama sorun, rakipler bu diziliş ve oyunu çözüp attığında, Montella’nın çözüm üretememesi ve değişimi reddetmesiydi. Kendi 11’ine aşık bir teknik adamın yarattığı çözümsüzlük takıma özgüven eksikliği olarak geri döndü. Kapanan hiçbir takıma karşı B planımız olmadığı açıkça ortaya çıktı.

Habere git