ABD Başkan Yardımcısı Vance ve heyeti,
İran Meclis Başkanı ve Dışişleri Bakanı ile yüz yüze gelmişken,
Piyasalar nefesini tutmuş İslamabad’dan gelecek bir “barış haberi”ni beklerken,
O saatlerde,
O gece,
Savaşı başlatıp dünyayı muazzam bir krizin kapısına sürükleyen Trump ne yapıyordu biliyor musunuz?
Ben görünce inanamadım.
Kanın durması için dünya uğraşırken,
O, dünyanın en vahşi dövüşlerinin yapıldığı “Kanlı Kafes”in dibindeydi.
Bugüne kadar defalarca yazdım:
“Trump psikolojisine dikkat edin. Adam en kanlı kafes dövüşlerinin hayranı. Dünyaya böyle bir başkan geldi. Kimbilir neler yapacak?”
O gece ölümüne dövüşen gladyatörleri izleyen Roma imparatorları gibi oturuyordu.
İnsan sormadan edemiyor:
“Dünya nefesini tutmuş görüşmelerden çıkacak sonucu bekliyor. Peki sen hiç merak etmiyor musun da kafes dövüşlerindesin?”
Ama defalarca yazdığım ve fotoğraflarıyla anlattığım gibi,
Yalnızca güce ve paraya ayarlı bir bakış var.
Güçlü kazanır, güçsüz kaybeder. Haklı olmanın bir önemi yoktur.
Trump’ın “kanlı kafes bakışı” budur.

KANLI KAFES 250’NCİ YIL İÇİN BEYAZ SARAY’IN BAHÇESİNDE
Evet, o gece Miami’deki Kaseya Center’da kafesin dibinde Trump’ı görüyoruz.
Ama bir bakıyoruz yanında Dışişleri Bakanı Marco Rubio.
Marco da işi gücü bırakmış kafesin dibinde.
Sonra kızı Tiffany Trump gülerek el sallıyor.

Sonra oğlu Trump Jr. orada...

Ve bir dövüşün arasında, salondaki devasa ekranda bir davet görüntüleniyor.
ABD’nin 250’nci bağımsızlık günü için Beyaz Saray’ın bahçesine o kanlı kafes kurulacak.
Ve dünyanın en güçlü dövüşçüleri orada dövüşecek.
Ödül 1 milyon dolar.

DÖVÜŞÇÜNÜN TRUMP ÖVGÜSÜ
Dövüşlerin gladyatörler gibi davet edildiği kafeste büyük alkış alan Paola Costa, rakibini yüzüne attığı tekmeyle bayıltıyor. Yerdeyken bir yumruk daha.
Rakip kanlar içinde.
Sonra kafesten atlayıp Trump’ın önünde diz çöküyor.
Bir Roma imparatoru edasıyla Trump, dövüşçü Costa’nın elini sıkıyor.
Kazanan Costa, kafesin ortasında elindeki mikrofondan şöyle diyor:
“İşte Başkan Trump burada. Onun önünde kazanmaktan onur duydum.”
Arena alkışlarla inliyor.
O sırada İslamabad’daki barış umudu çoktan bitmiş.
Dünya yeni bir kanlı sahneye doğru dönüyor.

BÖYLE BİR BAŞKANDAN NE BEKLENEBİLİR
Trump’ın bu “kanlı kafes” merakını defalarca yazdım. Ve “hak” yerine “gücü” tercih eden bu bakışın dünyaya büyük belalar açacağını savundum.
80 yaşına gelmiş bir çılgın giderayak insanlığı ateşe atıyor.
İşte şimdi bunun ilk örneğini yaşıyoruz.
Eminim Pakistan’daki görüşmeleri de “vakit kazanın, yakında vururuz” diye kabul etmiştir.
Daha önce görüşmeler sürerken vurmadı mı?
Evet arkadaşlar,
Bilin ki,
Beyaz Saray’ın bahçesine kurulacak “kanlı kafes”,
Aslında insanlığın kaderine kurulmaktadır.
Bir kez daha “dikkat” diyorum.
DEFALARCA YAZMIŞTIM
Not: Kafes dövüşleri nedir
- Dünyanın en keskin ve sert dövüşleridir. UFC olarak bilinir. Tekme, diz, yumruk, omuz, kol, dirsek... Yani vücudun her sivri noktası silahtır. Bir de boğarak bayıltma vardır ki... Sık sık yaşanır. Neden kanlı kafes deniyor? Çünkü gerçekten kafesin zemini kanla kaplanıyor. Seyircisi çok fazla. Ama o seyircilerin kanlı zihniyeti gerçeğe çevirip dünyanın kaderine hükmetme gücü yok...

3 gün önce
34










English (US) ·