Özellikle Çin ve Uzakdoğu mallarının AB’ye girişini engellemeye çalışan bu adım, Türkiye’nin e-ihracat yapmasının da önünü kesmişti. Oysa, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği var. Serbest dolaşım statüsündeki Türk ürünlerinin AB’ye e-ticaret yoluyla gönderildiğinde üçüncü ülkelerden gelen ürünlerle aynı muameleye tabi tutulması, Gümrük Birliği’nin mantığıyla uyuşmuyordu.
İşte Ticaret Bakanlığı burada devreye girdi. Tam da zamanında...
Bakanlık, Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi kapsamında AB’ye ihraç edilen ve değeri 150 Euro’yu aşmayan ürünler için elektronik A.TR Dolaşım Belgesi sistemini geliştirdi. Sistem 3 Temmuz’da hızlı kargo firmaları ve posta idaresinin kullanımına açıldı, 6 Temmuz’da da kamuoyuna duyuruldu. A.TR artık, beyannamedeki bilgiler kullanılarak elektronik ortamda otomatik oluşturulabiliyor.
Bunun tercümesi şu:
Türkiye, Gümrük Birliği’nden kaynaklanan hakkını e-ticaret çağına uyarladı.
Ticaret Bakanlığı’nı burada kutlamak gerekiyor. Çünkü ihracatçının önüne yeni bir bürokratik duvar örmek yerine teknolojiyi kullanarak mevcut engellerden birini kaldırdı. Böylece Türk e-ihracatçısının Avrupa pazarında ilave maliyetle karşılaşmasının önüne geçilmesi ve rekabet gücünün korunması amaçlandı.

REKABETÇİ DÜZENLEME İHTİYAÇ
TİCARET Bakanlığı’nın adımı e-ihracatın önünün açılması adına çok önemli. Ancak ne yazık ki tek başına yeterli değil. AB’nin yıllık e-ticaret ithalatı 50 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin aldığı pay ise sadece 2 milyar dolar. Yani karşımızda inanılmaz bir potansiyel var. Ancak ben ne zaman e-ihracat yapan şirketler ve sektör temsilcileriyle konuşsam karşıma aynı mesele çıkıyor:
Mevzuatın hızı ile ticaretin hızı artık birbirini tutmuyor.
Bugün İstanbul’daki küçük bir üretici sabah internete koyduğu ürünü birkaç saat sonra Berlin’deki, Paris’teki veya Amsterdam’daki tüketiciye satabiliyor. Sipariş saniyeler içinde geliyor. Ancak gün günü tutmuyor. Platformların kuralları değişiyor, rakip ülkeler yeni teşvikler açıklıyor, Avrupa mevzuatını yeniliyor.
Geçtiğimiz günlerde Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Levent Yılmaz ile bir araya geldiğimizde de bu konuyu konuştuk. Yılmaz’a göre Türkiye; üretim gücü, Avrupa’ya yakınlığı ve geniş ürün yelpazesiyle e-ihracatta büyük bir potansiyele sahip.
Yılmaz bunun için önemli bir değişime ihtiyaç olduğunu vurguluyor: Dinamik mevzuat. Yani kuralların yıllarca aynı kaldığı, değişimin uzun süreçlere yayıldığı bir yapı yerine; sektörün ihtiyaçlarına, hedef pazarlardaki değişime ve teknolojik gelişmelere hızla uyum sağlayabilen bir mevzuat anlayışı... Unutmayalım! Rakibimiz aynı zamanda onların mevzuat hızı.
6 TEMMUZ BİR MODEL OLSUN
Aslında Ticaret Bakanlığı’nın elektronik A.TR konusunda yaptığı, Levent Yılmaz’ın tarif ettiği dinamik mevzuat anlayışının güzel bir örneği.
AB kuralı değiştirdi. Yeni bir sorun ortaya çıktı. Bakanlık sorunu gördü ve çözümü hızla devreye aldı.
Şimdi aynı refleksi e-ihracatın diğer alanlarına yaymak gerekiyor.
E-ticaretin hızı değiştiyse, onu düzenleyen mevzuatların hızı da değişebilmeli, değişmeli...

2 hafta önce
37










English (US) ·