Dilek Kaya İmamoğlu ilk kez SÖZCÜ TV’ye konuşuyor...

2 ay önce 51

Dilek Kaya İmamoğlu; 19 Mart’tan bu yana neler yaşadığını, Ekrem İmamoğlu ile görüşmelerinde neleri konuştuklarını, umutlarını, kırgınlıklarını ve hayallerini anlatıyor.

Kuruluşunda öncülük ettiği "Aile Dayanışma Ağı" buluşmalarının nasıl bir atmosferde geçtiğini ilk kez aktarıyor.

Ayrıca, eşi Ekrem İmamoğlu tahliye olduğunda hangi yemekleri hazırlayacağını, nasıl bir sofra kuracağını da paylaşıyor.

SÖZCÜ TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey soruyor, Dilek Kaya İmamoğlu Türk televizyonlarında ilk kez yaşadıklarını SÖZCÜ TV'de anlatıyor.

Günün Dosyası, Dilek Kaya İmamoğlu’nun konuk olduğu özel bölümüyle saat 20.00’de başladı.

SÖZCÜ TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey'in sorularını yanıtlayan Dilek Kaya İmamoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"İmamoğlu'nun gözaltına alındığı 19 Mart sabahını anlatan Dilek Kaya İmamoğlu, "Çok zor bir sabahtı hepimiz için; güvenliğin telefonuyla uyanmıştık ve sanırım saat 6 civarıydı.

Kısaca olaydan bahsetti, ben de pencereye koştum, dışarıya baktım; Gördüğüm manzara inanılmazdı: Yüzlerce polis, oturduğumuz konutun etrafını çevrelemişti. Gördüklerime çok şok oldum. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın evinin etrafının böyle yüzlerce polisle çevrilmesi, o andaki hissettiklerimi kelimelerle anlatacak bir şey bulamıyorum. Çok kötü, çok zor bir manzaraydı bizim için. 

Aslında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, bir insan ifadesine çağrıldığında, daha önce olduğu gibi, Ekrem İmamoğlu gitmiş, ifadesini vermiş, geri dönmüştü. Eğer bir şey varsa, ifadeye çağrılabilirdi, ifadesini verir, geri dönerdi. Ama o gün yaşadıklarımız, o günün acısı, ülkenin şok yaşaması ve duyduğu büyük acı inanılmazdı. Neden böyle yaptılar, bilemiyorum ama muhtemelen bir algı operasyonu yaratılmak isteniyordu.

Algı operasyonu işe yaramadı. Çünkü Ekrem İmamoğlu’nu herkes tanıyor; onun bir sözü vardı, "İnsanlar beni tanıdıkça sevecek" demişti. Ve aslında insanlar tanıdıkça sevdiler; gerçekten bu algı operasyonuna halk inanmadı.

2019'dan bu yana, elbette aralıklı olarak, hem itibar suikastları siyasi yasak, ahmak davası gibi bir sürü hamleler yapıldı. Bir gerçek var ki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, demokratik yollarla seçilmiş bir belediye başkanını, böyle bir muameleyle görevinden uzaklaştırılması aklıma en son gelebilecek şeylerden biri.

18 Mart’ta yaşadığımız haksız, hukuksuz diploma iptali: Diplomayı usulsüz bir şekilde iptal ettiler. O gece, mesai saati bitmeden hemen. Bu büyük bir skandalı, örtbas etmek için belki de ertesi gün ya da birkaç gün sonra bir şey olacağını sezmiştim. Ama böyle bir şeyin olabileceğini asla düşünmedim. 

Evet, bu kadar da olmaz; çünkü Ekrem İmamoğlu demek, 16 milyon demekti; Ekrem İmamoğlu demek, Türkiye demekti. Halkta bu kadar karşılığı olan bir insanı, bu şekilde siyasetin dışına atmak, halkın ona olan sevgisini bir kat daha arttırmak demekti. Siyaseten de, insanca da yanlış bir hamleydi.

O gün "İfadesini verir, gelir" diye hiç düşünmedim; çünkü o sabah yapılan muamele, zaten işin böyle sonuçlanacağını gösteriyordu. Dört gün süren kötü şartlar altında gözaltı, ardından Çağlayan’a sevk, sonrasında da Silivri."

Ayrıntılar geliyor...

Habere git