Tartışabilirsiniz. Eleştirebilirsiniz. Yargı yollarını denersiniz.
Yargıtay’a, YSK’ya gidebilirsiniz.
Bütün bunların ötesinde her durumda ve ne olursa olsun;
Çözümün demokrasi yollarında aranması önemlidir.
Bu noktada MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gösterdiği yolu önemsiyorum.
O yol da saygı zemininde anlaşarak kurultaya gitmektir.
Bunu yapacak olan da “feragat” kapısını açacak olan Kılıçdaroğlu’dur.
Çünkü sonuçta bir siyasi partinin yönetimini delegeler belirler;
Ve o yönetimin hükümet olabilmesini de halk belirler.
Yani mahkemeler değil.
Bunun dışında kim ne suç işlediyse;
Kim hangi rüşveti yediyse;
Kim hangi haksız kazancı sağladıysa;
Zaten ceza davası sürüyor...
Demokrasi budur.
Ben bu yazıyı yazdığım saatlerde kaos devam ediyordu.
O nedenle diyorum ki;
Ne olursa olsun kaosu önlemenin yolu Devlet Bey’in gösterdiği yoldur.
Yani sakinleşmek gerekiyor.
Özgür Özel’in direniş kültürü geliştirmekten çok;
Demokrasi kültürüne yönelmesidir.
Kılıçdaroğlu da eğer bir intikam duygusuyla;
Bir hesaplaşma duygusuyla gelmiyorsa...
Bu uzlaşmanın kapısını aralamalıdır.
Yine aynı noktaya geliyorum:
Kemal Bey İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunda;
Beyoğlu’ndaki ilk yürüyüşünü takip etmiştim.
Gürsel Tekin yanımızdaydı.
O gün bir esnaf ona “Gandi bu. Gandi...” demişti.
Ben de ertesi gün yazmıştım.
“Gandi” adı böyle gelmişti.
Ben Kemal Bey’in “dürüstlük, kirli para ve rüşvet konusundaki” hassasiyetini biliyorum.
Ama aynı zamanda onu;
Gerilimi değil, makul olanı tercih eden birisi olarak hatırlıyorum.
O nedenle yine aynı noktaya geliyorum;
Unutmasın ki;
Özgür Özel de CHP’yi birinci parti yapmış bir isim.
O nedenle diyorum ki;
Gerilim, kriz, çatışma yerine...
“Saygı”dır asıl olan.
ŞİİRİ VE TOPRAĞI SEVEN BİR BAKAN DÜNYA ADAYI
Diyarbakır sokaklarında birlikte dolaşırken;
İsmet Özel’den “Beni dinmeyen bir mavilik kanırtıyor” dediğimde;
O yine İsmet Özel’den “Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak” diye karşılık veriyordu...
Pekin caddelerinde;
O muazzam şiiri ezbere okuyan bir dostum...
Bir bakan. Ama daha çok bir “düşünce yolcusu...”
Mehdi Eker...
Şiiri birbirimize birer çiçek ya da jilet gibi verdiğimiz Mehdi Eker...
Duydum ki;
BM’nin FAO teşkilatının koordinatörlüğüne aday gösterilmiş.
Toprağı ve şiiri bu kadar seven ve iyi bilen başka bir siyasetçi tanımadım.
Umarım dünya tarımı için BM, Mehdi Bey’in deneyimlerinden yararlanır.
Eker’le elbette yalnızca şiiri konuşmadık.
Çünkü toprağın ve doğanın bütün hallerini bilen bir kökten geliyor.
Türkiye tarihinin en uzun süre tarım bakanlığı yapan ismi olmuş.
Ama o makama da yukarıdan gelmemiş. Paraşütle inmemiş.
Veteriner hekim. Master, doktora var.
Ve çok daha önemlisi Tarım Bakanlığı’nın neredeyse her kademesinde çalışmış.
Evrak kayıt memurluğundan başlamış. Sonra yukarı doğru bakanlığın neredeyse bütün dairelerinde çalışmış, genel müdürlükler. Hayvancılık ekonomisi.
Ve o tecrübeyle 10 yıl bakanlık yapmış.
Bu sırada Orta Asya Alt Bölge Ofisi’nin Ankara’da kurulmasını sağlamış.
Küresel gıda güvenliğini G-20’nin zirvesine taşımış.
Fransa bu nedenle ona Şövalye nişanı vermiş.
Ve şimdi;
Duydum ki şiiri ve toprağı sevmekle kalmayıp;
BM’nin FAO Koordinatörlüğü’ne aday olmuş.
Seçilirse toprak, doğa ve şiir kazanır...
Yani insanlık kazanır...

3 gün önce
42








English (US) ·