Nihat Uludağ ve Musa Kesler'in çiftlikten aktardıkları detaylar şöyle:
Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde hayatını kaybettiği Beykoz'daki çiftlik evinde yaşananlar, yıllar sonra yeniden gündemde. İlk soruşturmada "doğal ölüm" olarak değerlendirilen Denizolgun'un ölümüyle ilgili daha sonra cinayet şüphesi de ortaya çıktı. Yaklaşık 10 dönümlük arazi üzerine kurulu çiftlik, yüksek duvarları ve tel örgüleriyle çevrili. Denizolgun'un haftada bir veya iki gün buraya gelerek at bindiği belirtiliyor.

Soruşturma dosyasındaki ifadelere göre, Denizolgun, 6 Eylül 2016 günü saat 15.00 sıralarında kendi kullandığı araçla çiftliğe geldi. O sırada çiftlikte Türkmenistan uyruklu seyis Rıfat Kadiroğlu bulunuyordu. Denizolgun yaklaşık iki saat at bindikten sonra saat 17.00 sıralarında çiftlikteki iki katlı müştemilata geçti. Kadiroğlu'nun ifadesine göre Denizolgun, eve girdikten sonra bir daha dışarı çıkmadı. Seyis, daha önce aldığı talimat nedeniyle Denizolgun evdeyken yanına gitmediğini ve kendisini rahatsız etmediğini söyledi.

7 Eylül sabahı saat 07.00 sıralarında şoför Murat çiftliğe geldi. Seyisten Arif Bey'in hâlâ evden çıkmadığını öğrendi. Bir süre sonra çiftlikten ayrılan Murat'ın daha sonra telefonla tekrar arayarak Denizolgun'un çıkıp çıkmadığını sorduğu belirtildi. Ancak Denizolgun'dan hâlâ haber alınamaması üzerine 7 Eylül akşamı saat 19.00-20.00 sıralarında seyis müştemilata girdi. Anahtarın kapının üzerinde olduğu, ikinci kata çıkan seyisin Denizolgun'u üçlü koltuk üzerinde cansız halde bulduğu ifade edildi. Denizolgon'un üzerinde at binerken kullandığı kıyafetlerin bulunduğu, ağzının kenarlarında ise kurumuş kan olduğu belirtildi.

Denizolgun'un cansız bedeninin bulunmasının ardından şoför Murat'ın yanı sıra Denizolgun'un Kısıklı'daki evinde çalışan ve ifadelere "yaver" olarak geçen Ahmet Soygel de çiftliğe geldi. Olayın dikkat çeken noktalarından biri ise cansız bedenin bulunması ile polise haber verilmesi arasındaki süre oldu. Denizolgun'un bedeni 7 Eylül akşamı saat 19.00-20.00 sıralarında bulunmasına rağmen durum polise 8 Eylül saat 01.30 sıralarında bildirildi. Olay yerine ilk gelenler arasında Denizolgun'un yakını Hilmi Tuna Kuriş ile özel doktoru Nurettin'in bulunduğu, ilk ölü muayenesinin de özel doktor tarafından yapıldığı belirtildi. Polis ise yaklaşık dört saat sonra olay yerine geldi. Soruşturma makamlarının üzerinde durduğu konulardan biri de bu gecikmenin nedeni. Beklemenin yaşanan şok veya şaşkınlıktan mı, bir ihmalden mi, yoksa ihmali aşan bir kasıttan mı kaynaklandığı araştırılıyor.

Dosyadaki bir başka dikkat çekici ifade ise seyis Rıfat Kadiroğlu'na ait. Kadiroğlu, Denizolgun'dan uzun süre haber alınamamasına rağmen eve girmeye “çekindiğini” söyledi. Bu ifadenin nedeni ise soruşturma açısından henüz netlik kazanmış değil.
Olay günü çiftlikte seyis dışında başka kişilerin bulunup bulunmadığının da HTS kayıtları üzerinden araştırılması önem taşıyor. İlk soruşturmada şüpheli sıfatıyla yer alan tek kişi seyis Rıfat Kadiroğlu’ydu. Daha sonra şoför Murat ve Ahmet Soygel’in de ifadeleri alındı.
Denizolgun’u canlı gören son kişinin seyis, cansız bedenini gören ilk kişinin de yine seyis olması nedeniyle ilk soruşturmada şüphelerin bu kişi üzerinde yoğunlaştığı görüldü.
İlk soruşturmanın ardından alınan adli tıp raporunda Denizolgun’un ölüm nedeni "travmatik olmayan beyin kanaması" olarak belirtildi. Rapora göre beyin kanaması dışarıdan alınan bir darbeye bağlı değildi. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı da bu rapora dayanarak ölümü doğal kabul etti ve takipsizlik kararı verdi.
Ancak Denizolgun ailesinin yakınları daha sonra soruşturmanın ve hazırlanan raporların sağlıklı olmadığı yönünde itirazlarda bulundu. Yeğenleri Fatih Beyazıt Denizolgun ve Fatih Süleyman Denizolgun’un ilgili makamlara yaptığı başvuruların ardından dosya yeniden gündeme geldi.
Daha sonra yapılan incelemelerde dönemin otopsi kayıtlarının yanı sıra 145 fotoğraf ve video kaydının da bilirkişiler tarafından değerlendirildiği ve bazı bulguların cinayet şüphesini gündeme getirdiği belirtildi.
Böylece 2016 yılında “doğal ölüm” olarak değerlendirilen olay, aradan geçen yılların ardından “şüpheli ölüm” ve olası cinayet ihtimali üzerinden yeniden soruşturmanın konusu haline geldi. Olayın özellikle Denizolgun’un 6 Eylül saat 17.00’de eve girmesinden cansız bedeninin 7 Eylül akşamı bulunmasına kadar geçen süreç ile bedenin bulunmasından polise haber verilmesine kadar geçen yaklaşık dört saatlik zaman dilimi açısından aydınlatılması bekleniyor.











English (US) ·