Cilt sağlığının anahtarları: Bakım, beslenme ve psikolojik denge

4 saat önce 30

Burçin Öztınaz /burcin.oztinaz@hurriyet.com.tr

Oluşturulma Tarihi: Nisan 26, 2026 07:00

Güneşten korumak, uygun şekilde nemlendirmek, doğru ürünleri seçmek kadar beslenme alışkanlıklarımız, uyku düzenimiz ve psikolojimiz de cildimizin görünümünden dayanıklılığına kadar pek çok parametreyi doğrudan etkiliyor. Uzmanlar sağlıklı cilt için bütüncül yaklaşımın altını çiziyor.

‘Her trend ürünü denemeyin’

“Sağlıklı cilt tek bir ürünün değil, doğru yaklaşımın sonucu” diyen dermatoloji uzmanı Doç. Dr. Ezgi Özkur doğru yaklaşımı üç basamakta özetliyor: “Temizle, tedavi et ve koru.” Özkur herkesin benimsemesi gereken üç alışkanlığıysa şöyle sıralıyor: “İlki, yaz-kış denemeden güneşten koruyucu kullanmak. İkincisi cildi aşırı yormamak, her trend ürünü denememek. Ve sade ama düzenli rutin oluşturmak.” En sık yapılan hatalar konusundaysa şu uyarıyı yapıyor: “Kişilerin sosyal medyada gördüğü her ürünü denemesi, cildi sürekli güçlü, aktif içeriklerle zorlaması, kendi cilt tipini ve ihtiyacını gerçekten anlamadan akne, rozase, kılcal damar, leke gibi sorunlarda dermatoloğa gitmek yerine sosyal medyadan ürün alıp denemesi.”

Menopoz dönemine ilişkin de bilgi veren Doç. Dr. Özkur’a göre düşen östrojen seviyesi ciltte en çok kolajen kaybı ve kuruluk olarak karşımıza çıkıyor. Bunu önlemek için: “Yoğun nemlendirme yapılmalı. Antioksidan içerikler rutine eklenmeli. Peptid ve retinollü antiaging aktifler cilt bakım rutinine dahil edilmeli. Güneş koruması daha da disiplinli uygulanmalı.”

‘Ceviz ve badem özellikle kuru ciltler için faydalı’

Yazarımız, iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya “Protein, vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin bir beslenme, cildin yapısını, elastikiyetini ve onarım kapasitesini doğrudan destekler” diyor. Dr. Kaya’ya göre iyi bir cilt sağlığı için hem dıştan bakım hem de içeriden beslenme birlikte ele alınmalı. “Bazı besinler içerdiği yüksek antioksidan kapasite, vitamin, mineral ve sağlıklı yağ asitleri sayesinde cilt sağlığını desteklemede diğerlerine göre belirgin bir avantaja sahip” diyen Dr. Kaya bu besinleri şöyle sıralıyor.

Yabanmersini ve böğürtlen: Güçlü antioksidanlar (özellikle antosiyaninler) içerir. Erken yaşlanmayı ve mat görünümü önlemeye yardımcı olur.

Somon ve sardalya: Omega-3 yağ asitlerinden zengin. Ciltteki inflamasyonu azaltır, akne eğilimini hafifletir ve cildin daha nemli, dolgun görünmesine katkı sağlar.

Avokado: Sağlıklı yağlar ve E vitamini içerir. Cilt bariyerini güçlendirir, nem kaybını azaltır ve daha parlak bir görünüm sağlar.

Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, roka, karalahana): A, C ve K vitaminleri açısından zengindir. Cilt hücre yenilenmesini destekler ve kolajen üretimine katkı sağlar.

Kırmızı biber ve turunçgiller: Yüksek C vitamini içerikleri sayesinde kolajen sentezini destekler. Bu da cildin daha sıkı ve elastik kalmasına yardımcı olur.

Yeşil çay: Polifenoller açısından çok zengindir. UV (ultraviyole) hasarına karşı koruyucu etki gösterir ve ciltteki inflamasyonu azaltır.

Ceviz ve badem: Omega-3, çinko ve E vitamini içerir. Cilt onarımını destekler ve özellikle kuru ciltlerde faydalıdır.

Abur cubur yok

Dr. Kaya “Gece geç saatlerde abur cubur yerine besleyici ve hafif bir öğün tercih etmek cildimizin gençliği ve sağlığı için büyük fark yaratır” bilgisini de veriyor: “Vücudumuzun biyolojik saati hormon salgısını, metabolizmayı ve cilt yenilenmesini düzenler. Araştırmalar, geç saatlerde ve düzensiz zamanlarda yemek yemenin insülin ve kortizol seviyelerini artırarak inflamasyonu tetiklediğini gösteriyor. Bu durum, özellikle akne, egzama ve cilt elastikiyetinin azalması gibi sorunların ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Düzenli yemek saatleri, yeterli protein, vitamin ve mineral alımı ile birleştiğinde cilt yenilenmesini optimize eder.”

‘Kurdeşen, kaygıyla; sedef, duygusal yüklerle ilişkili olabilir’

Uzm. klinik psikolog Ezgi Akkaya “Klinik ve deneysel bulgular, belirli cilt hastalıklarının yalnızca biyolojik süreçlerle değil, aynı zamanda kişinin duygu düzenleme biçimiyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir” diyor.

◊Akne çoğu zaman yoğun stres, performans baskısı ve ifade edilemeyen öfkeyle ortaya çıkar; bu duyguların bedende karşılığı, HPA aksı (hormonal iletişim ağı) üzerinden artan kortizol ve inflamasyonla görünür hale gelir.

◊Egzama (atopik dermatit) ve kurdeşen (ürtiker) daha çok süreğen kaygı, içsel huzursuzluk ve ‘sürekli tetikte olma’ haliyle ilişkilidir; bu durum sinir sistemi aracılığıyla kaşıntı ve hassasiyet döngüsünü derinleştirir.

◊Sedef hastalığı (psoriasis) sıklıkla uzun süre taşınan duygusal yükler, çaresizlik ve çözümlenememiş stresle alevlenir; bağışıklık sisteminin aşırı yanıtı burada belirleyicidir.

◊Gül hastalığı (rosacea) utanç, görünür olma kaygısı ve sosyal değerlendirilme hassasiyetiyle birlikte düşünülebilir; kişi ‘görülme’ deneyimini bedensel olarak kızarmayla yaşar.

◊Saçkıran çoğu zaman ani kayıp, travma ya da yoğun duygusal sarsıntılar sonrası ortaya çıkar, beden burada bir tür geri çekilme tepkisi verir.

Habere git