CHP’de sular durulmuyor! Özel’in küfürlerine Gürsel Tekin'den sert tepki

2 saat önce 29

CHP’de Keçiören Belediye Başkanı’nın istifasıyla fitili ateşlenen kriz, Özgür Özel’in ‘bozuk tohum’ çıkışıyla dev bir kaosa dönüştü! Parti içindeki 'mesaj trafiği' skandalı derinleşirken, İstanbul İl Başkanlığı Çağrı Heyeti Başkanı Gürsel Tekin’den zehir zemberek açıklamalar geldi. Günaydın’a konuşan Tekin, yaşanan tablonun vehametini şu sözlerle özetledi: İçim yanıyor!

"Benim çalıştığım bütün genel başkanların hepsi cümlelerine sayın ile başlardı" diyen Tekin, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değil; Türkiye'de siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair bir üslup mektebidir. Bu mektebin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, daha Cumhuriyet'in ilk yıllarında siyasetin dilini tarif ederken aslında CHP'nin karakterini de belirlemişti: Devlet yönetmek, insan incitmeden konuşabilme olgunluğunu gerektirir. Atatürk'ün en sert tartışmalarda bile muhatabına "efendiler" diye hitap etmesi, fikre karşı fikirle çıkması, şahsı değil meseleyi hedef alması boşuna değildi. Çünkü o, siyaseti bir mücadele alanı kadar bir medeniyet göstergesi olarak görüyordu.

CHP’de sular durulmuyor! Özel’in küfürlerine Gürsel Tekin'den sert tepki - 1

CHP GELENEĞİNE TERS
CHP geleneğinde söz, sadece söylenmiş olmak için değil; toplumu bir adım ileri taşımak için kurulurdu. Bu çizgi, İsmet İnönü ile birlikte devlet vakarına dönüşmüş; sabırlı, ölçülü ve soğukkanlı bir siyaset dili halini almıştır. İnönü'nün Meclis'te en ağır eleştirilere bile ses yükseltmeden cevap vermesi, "devlet adamlığı" kavramının ete kemiğe bürünmüş hâliydi.
Ardından gelen Erdal İnönü, siyasette nezaketin zayıflık değil güç olduğunu gösterdi.

Gerginliği düşüren üslubu, tartışmayı kişiselleştirmeyen tavrı, CHP'de rekabetin bile saygı sınırları içinde yapılabileceğinin en somut örneklerinden biri oldu. Altan Öymen, gazetecilik kökeninin getirdiği titizlikle siyasette dili bir tartışma aracı değil, bilgi ve nezaket üzerinden ikna zemini olarak kullanan bir üslubu temsil etti. Hikmet Çetin, diplomasi geleneğinden gelen sakin anlatımıyla, en zor siyasi başlıklarda dahi gerilimi artırmadan konuşabilmenin mümkün olduğunu gösterdi.

Murat Karayalçın ise yerel yönetim deneyiminin kazandırdığı toplumsal temas diliyle, siyaset yaparken vatandaşla konuşur gibi konuşan ama saygı sınırını aşmayan nezaket çizgisini sürdürdü. Deniz Baykal döneminde ise kürsü, polemik yeri değil fikir kürsüsüydü. Cümleler keskin olabilirdi ama kırıcı olmazdı. Eleştiri yapılırdı ama haysiyet hedef alınmazdı. Çünkü CHP geleneğinde rakip yenilir, fakat insan küçük düşürülmezdi.

Kemal Kılıçdaroğlu da bu çizgiyi, sakinliği ve sabrı önceleyen diliyle sürdürdü. Sert politik ayrışmaların yaşandığı dönemlerde dahi kişisel hakareti siyasetin dışına itmeye çalışan bir üslup benimsendi.
Bugün yaşanan tartışmaların yarattığı rahatsızlığın nedeni tam da bu tarihsel hafızadır. Çünkü CHP'de genel başkanlık makamı, yalnızca idari bir görev değil; aynı zamanda bu birikimin temsilidir. En sert tartışmalarda bile kimse kimsenin onurunu incitecek söz kullanmazdı. CHP'de siyaset yapmadan önce birbirine saygı duymayı öğrenirdiniz."

CHP’de sular durulmuyor! Özel’in küfürlerine Gürsel Tekin'den sert tepki - 2

'GERÇEK GÜNDEMDEN KOPMUŞ BİR CHP VAR'
Bugün kamuoyuna yansıyan bazı ifadelerin savunulmasının mümkün olmadığını belirten Tekin, "CHP'nin kültürünün "anlık öfke dili" ile bağdaşmadığını hepimiz bilmeliyiz. Dünyanın en çalışkan insanı olabilirsiniz. Gece gündüz durmadan çalışabilirsiniz. Ama neyi, ne zaman, nerede söyleyeceğinizi bilmiyorsanız bunun siyasette karşılığı olmaz. CHP'de sözün ağırlığı vardır. O söz, makamdan değil gelenekten güç alır.

Bu değerlendirmelerim, bir eleştiriden çok bir hatırlatmadır. Çünkü CHP'de genel başkanların sözleri sıradan siyasi cümleler olarak görülmez; o sözler partinin yüz yıllık birikimini temsil eder. Yani partimizde kuraldır. Kötü söz savunulmaz. Yanlış yapılmışsa telafisi vardır. Özür dilemek eksiklik değil, erdemdir. CHP kültürü bunu öğretir. Son dönemde art arda yaşanan belediye başkanı ve yerel yönetici ayrılıkları sadece bireysel tercihler olarak görülmemeli, parti açısından üzerinde düşünülmesi gereken yönetimsel bir tabloyu ortaya koymalıdır."

Habere git