Ya da; En güzel kıyılardan birisine “izinsiz” yaptığı iskele ve restoranı için yıkım kararı alınmış. Olay idare mahkemesinde. Bu defa ona yaklaşıyorlar: “Biz çözeriz ama bir miktar bedeli olur.”
Özellikle İzmir, Muğla kıyılarından... Antalya’dan bu tür olayların soruları geliyordu. Aracılar, uyanıklar, simsarlar...
Ve sonunda önceki gün haber geldi: “Ankara merkezli yürütülen geniş çaplı dolandırıcılık soruşturmasında sahte Milli Emlak ağı kurarak vatandaşları hedef aldığı belirlenen şüphelilere yönelik eşzamanlı operasyon düzenlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 ilde operasyon başlattı, 145 kişi gözaltına alındı.”
Gözaltına alınan 145 şüpheli kendilerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bağlantılıymış gibi gösteriyorlar.
Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nde bağlantıları varmış gibi gösteriyorlar. Resmi kurum yazıları, antetli kâğıtlar kullanıyorlar. Gerçekdışı sözleşmeler gösteriyorlar. Neyse ki şimdi hepsi gözaltında.
2 MİLYAR 764 MİLYON LİRA
Türkiye’nin birçok ilinden geliyor bu haberler.
Sonunda Çevre Bakanlığı bu dolandırıcılıkla ilgili gereğini yapıyor.
Bakan Murat Kurum, dolandırıcılara karşı operasyonun önünü açıyor.
MASAK ise incelediği şüpheli hesap hareketlerinde milyarlarca liralık şüpheli işlem belirliyor. Ve vahim olan sonuç: 23 kişiyi 2 milyar 750 milyon lira dolandırmışlar.
Vahim diyorum çünkü; Şu sorunun da cevabını aramak gerekiyor.
Tamam dolandırıcılar suçlu.
Peki dolandırılan kardeşim sen bu yasadışı iş için nasıl para veriyorsun?
Niye para veriyorsun?
Çünkü aklı sıra bu parayı verecek,
Sonra ucuza aldığı yeri yasadışı bir operasyonla milyarlarca liralık bir mülke dönüştürecek.
Böylece kamuyu dolandırmış olacak.
İşte bu yüzden bu rüşvetleri verenler de en az dolandırıcılar kadar suçludur.
Çok iyi biliyorum ki...
Başta İstanbul olmak üzere, İzmir’den, Kuşadası’ndan Bodrum’a... Hisarönü’nden, Bozburun’dan, Marmaris’ten Fethiye, Kaş, Antalya’ya kadar bu uyanıklar bu işlerin peşinde koşuyorlar.
O yüzden bu dolandırıcılık tek başına değildir. İki taraflıdır.
Birinci sorumlu taraf, “mülkünü yasadışı yollarla daha değerli hale getirmeye” çalışanlardır.
İkinci sorumlu taraf ise elbette kendisini bakanlık personeli gibi gösterip vurgun peşinde koşan dolandırıcılardır.
Birinci sorumluyu neden dolandırıcılar değil de
Onlara para veren mülk sahipleri olarak gösteriyorum. Çünkü o imar izni olmayan değersiz mülkleri yasadışı yollarla milyarlarca liralık mülk haline getirmek isteyenler de kamu dolandırıcısıdır. Milletin malını çalmak isteyenlerdir.
İMAR BARIŞI BEKLENTİSİ
Tabii bir de şunu diyenler var: “Ben sahile kaçak evi kondurayım. İdare mahkemesi falan diyerek oyalarım. Nasıl olsa seçimlere doğru bir imar barışı çıkar.”
Bir beklenti de bu elbette.
Sonuç olarak arkadaşlar;
Çevre dolandırıcılarına karşı yapılan bu operasyon yalnızca dolandırıcılara değil,
Ucuza aldığı arsayı ya da sahillerdeki yapıları yasadışı yollarla meşrulaştırıp milyonlarca dolarlık vurgun peşinde koşanlara da bir mesajdır.
Eğer dolandırıcılardan medet umup arsalarını vurguna dönüştürmeye çalışanlara ceza verilmezse;
Ne sahilimiz ne de ormanlarımız kalacak...
BELEDİYELER NE YAPIYOR
Bir önemli mesele de özellikle sahillerdeki belediyelerin tavrıdır.
Ne yazık ki “seçim kaygısıyla” vaziyeti idare ediyorlar.
Yıkımları yapmıyorlar.
Daha da önemlisi;
Gözlerinin önünde inşaatlar yükseliyor. Görüyorlar ama ses çıkartmıyorlar.
Önlemiyorlar.
Kaçak yapılar çevreyi sarınca bu defa;
“Ne yapalım çözüm imar affıdır” sohbeti başlıyor.
Bu ahlaksızlığa bu çevre dolandırıcılarına,
Bu arsa ve sahil vurguncularına ‘dur’ diyen Çevre Bakanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü kutluyorum.
FETHİYE BELEDİYE BAŞKANI’NI KİM VURDU
Ben tam yukarıdaki yazıyı bitirirken... Ben tam sahillerdeki “rant operasyonu”nu yazarken... Ben tam Ege’den Antalya’ya rant için yapılan dolandırıcılıkları ve rüşvetçileri nasıl yakaladıklarını yazarken...
Bir haber: “Fethiye Belediye Başkanı ayağından vuruldu...”
İlk akla gelen “Ayaktan vurma işi” mafya mesajıdır...
İlk aldığım bilgi doğrudan ayağına sıkılmamış. Yani farklı bir durum da olabilir.
Peki ne oldu?
Arkadaşlar Çeşme’yi biliyoruz. Geçen yaz mafya savaşları yaşandı. Bodrum’u biliyoruz, mafya otellere çöktü haberleri okuduk... Umarım böyle bir olay değildir.
Özet: Bu coğrafyada küçücük bir koy milyonlarca dolar ediyor. Yüzlerce milyon dolarlık rantlar var. Fethiye öyle sıradan bir ilçe değil.
Yazımın başındaki 3 milyar liralık vurgun da küçük bir özet olarak oradan geliyor. Umarım bu olayın nedeni bu değildir.
Araştırıp göreceğiz... Alim Karaca’ya geçmiş olsun.
Ve şundan eminim.
Muğla’da başta Vali ve Emniyet Müdürü olmak üzere çok iyi bir ekip var.
Fethiye Kaymakamı dur durak bilmeden çalışan bir isim.
Eminim devlet bunu yapanı yakalayacaktır...

1 hafta önce
47









English (US) ·