Cemil Tugay AK Parti’ye geçiş sürecinde Başkan Erdoğan ile olan diyaloğunu anlattı: "Bana güven verdi"

2 hafta önce 31

 "Bana güven verdi" - 3

"Ve tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada 'Keşke sen AK Parti'ye gelsen de daha uyumlu çalışsak' dedi. 'Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız?' dedim. O da 'Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti'yle olursan daha da başarılı işler yaparsın' dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı. Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım."

Kurum'un sıcak ve dostane tavrından etkilendiğini söyleyen Tugay, sonraki süreçte birkaç kez daha görüştüklerini, konunun Başkan Erdoğan'a iletildiğinin ve Erdoğan'ın da bu katılımı istediğinin kendisine aktarıldığını belirtti.

 "Bana güven verdi" - 4

"EN BÜYÜK KORKUM" DİYEREK DEPREM RİSKİNİ ANLATTI

Kentsel dönüşümü İzmir'in en önemli sorunu olarak gördüğünü ifade eden Tugay, deprem konusundaki endişesini hem Bakan Kurum'a hem de Başkan Erdoğan'a anlattığını söyledi.

"En büyük korkum Allah korusun diri fayların üzerinde yaşıyor olmamız. Bir İzmir depremi olması ve bundan dolayı insanlarımızın hayatını kaybetmesi riski var. Ben gecekondu bölgelerini bir tarafa koyuyorum ama deprem açısından riskli olan yapıların acilen dönüşmesi lazım."

Önceki belediye başkanlarının TOKİ'yle çalışmaya karşı çıktığını savunan Tugay, göreve geldikten sonra TOKİ'yle de çalışabileceklerini söylediğini aktardı.

İzmir'in tarihi mirasının ve antik kentlerinin turizm açısından önemli potansiyel taşıdığını belirten Tugay, Kemeraltı ve Basmane'nin toparlanması için de ilgili bakanlık, vakıflar ve diğer kurumlarla ortak çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Geçmişten gelen iletişim eksikliğinin bu çalışmalara engel olduğunu savundu.

 "Bana güven verdi" - 5

BORÇ, ALTYAPI VE SU SORUNU: "YOL AYRIMINA GELDİM"

Dört ay bağımsız çalıştığını belirten Tugay, göreve geldiğinde iyi durumda bir belediye devralmadığını söyledi. İZBETON'un borçları ve kentsel dönüşüm projelerindeki sorunlara dikkat çeken Tugay, geçen iki buçuk yılda bütçeyi denkleştirdiğini, kadroyu toparladığını ve belediyeyi daha iyi bir duruma getirdiğini ifade etti.

Verilen sözleri yerine getirmek için kalan sürenin önemine işaret eden Tugay; trafik, ulaşım, altyapı, kanalizasyon ve arıtma ihtiyaçlarını sıraladı. İçme suyu şebekesinin yenilenmesi, yeni temiz su arıtma tesisleri ve susuzluk riskine karşı deniz suyu arıtma tesisleri kurulması gerektiğini söyledi.

Zaman, deneyim ve kaynak bakımından desteğe ihtiyaç duyduklarını belirten Tugay, kararını şu sözlerle anlattı:

"Açıkçası şöyle bir yol ayrımına geldim: Dedim ki; 'Ya iki buçuk sene daha mevcut şartlar içerisinde elimden geleni yapacağım ama muhtemelen verdiğimiz sözleri yerine getiremeyeceğiz, İzmir'in çok önemli sorunlarını çözemeyeceğiz ve yine sorunlu bir İzmir'i benden sonraki döneme bırakacağım... Ya da gerçekten iyi niyetli olduğuna bir şekilde kanaat getirdiğim insanlar, AK Parti hükümeti, İzmir'e yardımcı olacaksa onlarla birlikte çalışayım.' İzmirliler için en iyi olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra böyle bir karar verdim."

 "Bana güven verdi" - 12

YAPAYALNIZ MÜCADELE ETTİM

- CHP'den istifa ettiğiniz dönemde yalnız bırakıldığınızı mı söylüyorsunuz?

Burada neler neler yaşadım ben! İzmir'in en büyük yatırımlarından biri olan 4. Faz'ın açılışına dahi gelmediler. İşçi eylemlerinde doğru düzgün arkamda duran olmadı, yapayalnız mücadele ettim. Buna benzer bin tane konu var. Aslında çok şey söyleyebilirim ama bunları gerçekten geçmişte bırakmak istiyorum. Yine de beni suçladıklarının onda biri kadar kendilerine öz eleştiri yapmalarını beklerdim, dilerdim. Ama bırakın öz eleştiri yapmayı, dün Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi düpedüz iftira atmaya başladılar. Bugün Özgür Özel de çıkıp söylemiş; Kılıçdaroğlu'nun "Bana 'Onu belediye başkan adayı yapma' diye bir şey söylemedi" dediğini belirtmiş. Düşünün, iki tane insan, ikisi de genel başkan; birisi çıkıp "Ben böyle bir şey söyledim" diyor, diğeri "Hayır, öyle bir şey söylemedi, utandım bu kadar yalan söylenir mi" diyor. Hakikaten korkunç bir durum.

 "Bana güven verdi" - 13

'İNSANLARI KANDIRIYOR'

Ya Kemal Kılıçdaroğlu'na bir Allah'ın kulu şunu sormalı: Çıkmış, "Falanca inşaat şirketine satış yaptı, bu yüzden usulsüzlüğü var" diyor. Olayın yaşandığı dönem, benim belediye başkanlığına gelmemin üzerinden henüz 6-7 ayın geçtiği bir zamandı. Ben o olaydan sonra 4,5 sene daha belediye başkanlığı yaptım. Kılıçdaroğlu bu konuyu bana sordu, defalarca anlattım ve izah ettim. Hatta en sonunda bana, "Senin suçun yok, biliyorum" diye cümle kurdu. Vallahi billahi bunu yaptı, yüzüme böyle söyledi. Peki, madem öyle; aynı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, bugün bana "Sen usulsüzlük yaptın" diye utanmadan suçlama yapmasının öncesinde ben en az 30 kez ziyarete gittim, görüştüm. Madem bu kadar usulsüzlük yaptım, sen bana bir disiplin işlemi uygulasaydın ya da en azından kapını kapatıp randevu vermeseydin! Her defasında kabul ettin, oturdun, konuştun. Madem ben bu kadar kötüydüm, niye beni kabul ettiniz? Partiden atsaydınız o zaman! Çünkü öyle bir tablo çiziyor ki, sanki dünyanın en kötü ve en ahlaksız insanı benmişim gibi bir hava yaratıyorlar. İnanamıyorum gerçekten. Dün o konuşmayı duyduğumda çok sarsıldım; insan bu kadar olmamalı dedim. Gerçeklerin tamamen dışında, insanları kandırmaya, kışkırtmaya ve beni karalamaya yönelik asılsız laflar sürekli söylenip duruyor.

A Haber

Mobil uygulamalarımızı indirin

Habere git