İran’ın sistemi içindeki taht kavgasının zaptı bozacağını bu yazılardan kestiren kestirdi.
Peki bundan sonra ne olacak?
En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Bundan sonra bu işin ne zaman biteceğine İran karar verir.
*
Neredeyse yaklaşık iki haftadır ABD’nin her gece İran’ı vurması, belki seviyesi aynı olmasa da savaşa tekrar döndüğümüzün apaçık bir ispatı.
Fakat ABD’nin bu saldırılarının hem monotonlaşması hem de hiçbir amaca hizmet etmemesi Washington’da şu an bir sonraki planın tartışılmasına sebep oluyor.
Trump’ın önüne iki seçenek kondu:

- Körfez’in “10 gün mola verelim, Hürmüz’ü açalım” teklifi
- İsrail ile birlikte tam kapsamlı savaş.
*
Hürmüz’ün açılması meselesinin İran için farklı, dünyanın geri kalanı için farklı anlamlara geldiğini acı bir tecrübeyle hepimiz öğrendik.
Şimdi bir de diğer seçeneğe bakalım...
Tıpkı Irak’ta olduğu gibi yüz binlerce askerin işgal operasyonuna katılması, tüm ülkede kontrol sağlanması ve rejimin bu surette indirilmesi haricinde havadan bombalamaya dönülmesinin hiçbir sonuç getireceğini sanmıyorum.
Bakın İran’da mutabakatçıların kaybetmesi ve “bölgesel güç olalım” kanadının kazanması ile İran her gece tüm komşularını vuruyor.
Suriye-Irak petrol boru hattı imzaladığı gün Suriye ve Irak’ı vuruyor. Hürmüz’de yine sözüne uymayan sivil gemileri vuruyor.
*
Burada olan şey şu: İran, kuyruğundan yakaladığını düşündüğü Trump’ın mantıksız savaşını bir bölgesel hakimiyet savaşına çevirdi.
ABD, Hürmüz’de pes diyene, Körfez de “İran’a yan baktık pişmanız” diyene kadar İran’ın duracağı yokmuş gibi.
Farklı bir rotaya, farklı bir davaya girişmiş bir Tahran görüyorum.
Tekrarlayayım... Artık bu iş olumlu ya da olumsuz İran bitti dediğinde biter.
E BİZ DEMİŞTİK Hatırlayacaksınız... Trump ile geçen ay Oval Ofis’te yaptığım mülakattan sonra bazı çevreler “Erdoğan’a savaşın dışında kal dedim kaldı” açıklaması nerelere çekilmişti.
Ben de 28 Haziran köşemizde şöyle açıklamıştım:
- CIA, savaşın aylar öncesinde PKK’nın İran kolunu silahlandırarak iç karışıklık sırasında içeriden işgal gücü olarak kullanma planlarındaydı.
* Plan Trump’a sunulmuş, onay bekliyordu.
Bu süreçte devreye giren Erdoğan, kayıtsız kalmayacağını ve Türkiye’nin müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
- Trump’ın “savaşın dışında kal” dediği şey bu. Fakat olay örgüsüne bakarsak “PKK’yı kullanma” diyen Erdoğan. “Kullanmayan” Trump.
*
İran Dışişleri Bakanı Arakçi de geçen gün birebir aynı şeyi anlattı.
E biz de geçen ay söylemişiz.
İşin doğrusu tam olarak budur.
DEMOKRATLAR DİKKAT
Geçtiğimiz yıldan bu yana kasım ayındaki ara seçimler için “Demokratlar süpürecek, Trump yenilecek, Kongre elden gidecek” trenine biz de binmiştik ama...
Durdurun treni. İnecek var.
*
Seçimlere yaklaşık 3 ay kala anketler hiç de “açık ara” bir yarış göstermiyor.

En son çıkan Ipsos anketi de Demokratları 4 puan önde gösterdi ama Cumhuriyetçi bazı eyaletlerin son aylarda seçim bölgelerini yeniden dizayn etmesiyle 4 puanlık fark:
- Ya Demokratlara Meclis’te küçücük bir çoğunluk getirir.
- Ya da Cumhuriyetçiler hem Meclis’i hem de Senato’yu korur.
*
Bir türlü lider bulamayan ve hava yakalayamayan Demokratlar, Trump’ın tarihin en kötü onay oranına sahip olduğu sene hâlâ açık ara gidemiyor.
Daha erken mi? Evet.
Ama ben yine de şimdilik “Demokratlar süpürür” treninden ineyim.
EN’LER
Final maçını yerinden takip edince bir “enler” listesi yapayım dedim.
- EN ATEŞLİ TARAFTAR: İspanyol kardeşler kusura bakmasın ama Arjantinliler stadı doldurdu ve maç boyu domine etti.
- EN VERİMSİZ FUTBOLCU: Buna Messi derdim... Ama 39 yaşında sayısız insan için “dünyanın en iyi futbolcusu” olarak tarihe geçmiş Messi yerine turnuva boyu ve bu maçta aldığı her topu ezip hiçbir etkisini göremediğimiz Yamal diyorum.
- EN ÇİRKEF: Hiç şüphesiz Arjantin futbol takımı.

- EN AÇGÖZLÜLER: Klasik Amerikan kapitalizmi. Statta bir su 6.5 dolar. Daha ne diyeyim.
- EN KÖTÜ DEVRE ARASI PERFORMANSI: Açık ara Justin Bieber.
- EN İYİ DEVRE ARASI PERFORMANSI: BTS’i de çok beğendim ama sanırım ben yine Shakira’ya oy vereceğim.
- EN KOMİK: Tartışmasız açık ara Trump. Şovmenliğini konuşturması, çık denince kupa kaldırma töreninden çıkmaması, futbolcu gibi sevinmeye çalışması, yuhlansa da umursamaması... Başkan, sen canlı canlı şahit olduğum en büyük şov adamısın. ZULÜMPİYAT
Bundan yaklaşık 25 sene önce bizdeki Olimpiyat Stadı’na bu ismi takmıştı halk: Zulümpiyat.
Yalnız ben size tüm samimiyetimle söyleyeyim... Asıl zulüm, Dünya Kupası finalinin New York’un hemen dışında bulunan New Jersey’deki MetLife Stadyumu’dur.

Acil çıkıp bizim stattan özür dileyin.
*
Öncelikle bu stada yürüyerek gitmek yasak. Bildiğiniz yasalara aykırı.
Ya fahiş fiyatlarla Uber ya da Lyft’e en az 100 dolar bayılacaksınız ya da kendi arabanızla gelip stadyumun etrafında fiyatı 200-300 dolarlara çıkmış otoparklara park edeceksiniz.
Stada ulaşım o kadar kötü ki birçok taraftar saatte 100-120 kilometre hız yapılan otobana atlayıp öteki tarafa geçmeye çalıştı.
*
Maç sonu ise maç öncesinden daha berbattı. Aynı anda 80 bin kişinin ayrılmasıyla
çilenin ta kendisi başlıyor.
Uber ve Lyft fiyatları fırsatçı taksici gibi çıkmış 250-300 dolarlara. “Parayı vereyim tamam” desen bu sefer de araba yok.
“Hadi arabayı buldum” desen bu sefer de trafik kilit.
*
Tarihte bir Dünya Kupası finali için lojistiği daha kötü bir stat seçilmiş midir bilemem ama ben daha kötüsünü görene kadar en kötüsü bu.

6 gün önce
36










English (US) ·