Bölgesel asgari ücret tartışması yeni değil. Her yıl bir şekilde ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor. Şunu belirteyim, bu konuda, hem kamu tarafı hem de kimi üniversiteler geçmiş yıllarda uygulanabilirliğini anlamak için araştırmalar yaptı, ancak rafa kalktı. Araştırmanın amacı da istihdamın artırılıp artırılmayacağına yönelikti. Yani, ortada yeni bir araştırma veya çalışma yok.
Nedir bölgesel asgari ücret? Özetle; İstanbul gibi geçim masraflarının yüksek olduğu büyük şehirlerde çalışanlara daha yüksek asgari ücret ödenmesi, geçim şartlarının nispeten daha uygun olduğu illerde daha düşük ücret ödenmesi anlamına geliyor. Geçmişte de uygulandı. Hatta sektörel ücret uygulaması da yapıldı. 1951, 1967, 1969, 1973 yıllarında hem bölgesel asgari ücret hem de sanayi sektörüne, tarımda çalışanlara yönelik sektörel ücret uygulamaları yapıldı. Mesela o yıllarda İstanbul’da ödenen asgari ücret ile Hakkari, Muş gibi illerde uygulanan ücret arasında İstanbul’da çalışanlar lehine yüzde 25 fark vardı. Hatta kimi illerde bu fark yüzde 50’lere kadar çıkıyordu. Ancak bu uygulamaların eşitlik ilkesine aykırı olduğu tespit edildi, genel ve tek asgari ücret uygulamasına geçildi.
50 YIL ARADAN SONDA YİNE AYNI TARTIŞMA
Şimdi aradan 50 yılın üzerinde zaman geçmiş yine bölgesel asgari ücret tartışılıyor. Tartışalım; tartışmakta bir beis yok ama gerçekçi ve verilere dayalı tartışalım. Altını çizeyim, bölgesel asgari ücret uygulansın demiyorum, tartışalım diyorum. Mesela, 2010’lu yıllarda, dönemin Kalkınma Bakanlığı istihdamı ve işgücüne katılımı artırmak için araştırma yaptı; sonuçta istihdama katkısı olmayacağına, geçim durumunu olumsuz etkileyeceğine kanaat getirdi, rafa kaldırdı.
Bölgesel asgari ücret dünyada da uygulanıyor. Genelde eyalet sistemi olan ülkelerde eyaletler ve kentler arasında farklı ücret uygulaması var. Keza Portekiz, Çin, Japonya gibi ülkelerde de uygulanıyor. Ancak saydığım bu ülkelerde hem asgari ücret uygulaması hem de bu ülkelerde sosyal güvenlik sistemi bizdekinden çok farklı. Bizde asgari ücret temel ücret haline gelmiş durumda, sosyal güvenlik sistemimizde sağlıktan emekliliğe kadar tamamlayıcı sistemler olmadan alternatifsiz tek sistem halinde.
SOSYAL GÜVENLİKTE SORUN YARATIR
Peki, bölgesel asgari ücret uygulamasının ne sakıncaları var? Böyle bir uygulamaya geçilebilmesi bazı parametrelere bağlı. Nedir bunlar? Bir kere Türkiye’yi bölgelere ayırmamız lazım. Kimileri buna bölgesel teşviklere göre bu ayrım yapılabilir diyecektir ama o iş öyle olmuyor. Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı, bölgelere ve illere göre satın alma gücü, bölgedeki kira, ulaşım, gıda gibi teme giderlerin seviyesi gibi birçok kritere göre asgari ücret belirlenmeli ki, bu çok zor. Belki 50-60 yıl önce kolaydı ama şimdi imkansız.
İkincisi, bölgesel asgari ücreti belirlerken, odağa İstanbul’u alıp, yüksek asgari ücret belirleyip, diğer bölge ve illerde de buna göre daha düşük ücret belirlenecekse; bunun bir anlamı olmadığı gibi faydası da olmaz. Daha da önemlisi bölgesel asgari ücret, sosyal güvenlik sisteminde ciddi sorun yaratır. Düşük ücrette düşük prim alınması, SGK’nın gelirlerinin azalması ve emeklilik döneminde düşük ücrete göre düşük emekli maaşı gibi kavram ortaya çıkarır. Daha açık bir anlatımla, bölgesel asgari ücret, ileride bölgesel emekli maaşı yaratır.
İŞVEREN ÇALIŞACAK ELEMAN BULAMAZ
Bir diğer önemli husus, bölgesel asgari ücret, şehirlerarası göçü artırır. Yani, düşük ücretin uygulandığı illerden, İstanbul gibi yüksek ücret uygulanan illere göç artar. Bölgesel asgari ücret uygulanırsa doğu illerine işverenlerin yatırımları artar bu da işgücüne katılıma katkı sağlar gibi bir düşünce varsa; açıkça bu bir işe yaramaz. Bölgesel teşvik uygulamasında bile yaramadığı görüldü. Ayrıca, yüksek ücretin ödendiği illere göç nedeniyle, asgari ücretin düşük olduğu illerde işveren çalışacak eleman bulmakta bile zorlanabilir.
Belirttiğim gibi, bölgesel asgari ücreti tartışalım ama yukarıda saydığım parametreleri ve yaratacağı olumsuz sonuçları da değerlendirerek tartışalım.

5 gün önce
41










English (US) ·