1904 yılında Bronx Hayvanat Bahçesi'nin başbahçıvanı tarafından bazı Amerikan kestane ağaçlarının (Castanea dentata) kabuklarında turuncu lekeler ve yapraklarında erken kuruma tespit edildi. Yapılan incelemelerin ardından uzman bir mikolog, hasara Doğu Asya menşeili Cryphonectria parasitica isimli mikroskobik bir mantarın neden olduğunu doğruladı.
ASYA'DAN BİTKİ İTHALATIYLA TAŞINDI
Yapılan araştırmalar, patojenin Kuzey Amerika'ya Asya'dan ithal edilen ve bünyesinde hastalık barındıran Japon kestanesi fidanları aracılığıyla girdiğini gösterdi. Asya kestane türlerinin söz konusu mantarla birlikte evrimleştiği için hastalığa karşı dirençli olduğu, ancak Amerikan kestanelerinin bu mantara karşı hiçbir savunma mekanizmasının bulunmadığı belirlendi. Fidanlıklara satılan enfekte ağaçlar, mantarın ABD genelinde hızla yayılmasına yol açtı.
YILDA 80 KİLOMETRE HIZLA YAYILDI
İlk tespitten itibaren hızla yayılan hastalık, rüzgar, yağmur, böcekler ve küçük hayvanlar vasıtasıyla ağaçtan ağaca taşındı. Yayılma hızının yılda 30 ila 80 kilometre arasında değiştiği kaydedildi.
1910 yılı itibarıyla salgını önlemek amacıyla karantina hatları oluşturuldu ve enfekte ağaçların kesilmesi için ekipler görevlendirildi. Ancak alınan önlemlere rağmen hastalık engellenemedi. 1925 yılına gelindiğinde mantar, New York merkezli olmak üzere kuzey, güney ve batı yönlerinde 1.600 kilometrelik bir alana yayıldı.
AĞAÇLARI 1 İLA 3 YIL İÇİNDE ÖLDÜRÜYOR
Mantarın, ağaç kabuklarındaki yara ve çatlaklardan içeri girerek oksalik asit salgıladığı saptandı. Hücre ölümüne yol açan bu asit, gövdede oluşan kanserli dokular vasıtasıyla su ve besin iletimini kesiyor. Süreç sonucunda enfekte olan kestane ağaçları 1 ila 3 yıl içinde kuruyarak ölüyor.
300 BİN MİL KARELİK ALAN ETKİLENDİ
Salgın öncesinde Apalaş Dağları bölgesindeki ormanların yaklaşık yüzde 25'ini oluşturan ve boyları 30 metreye ulaşan Amerikan kestaneleri, bölge ekosisteminde baskın tür konumundaydı.
Salgının tamamlanmasıyla birlikte yaklaşık 300.000 mil karelik bir alanda 3 ila 4 milyar arasında Amerikan kestanesinin kuruduğu bildirildi. Kestanelerin yok olması, bölgedeki kereste ve gıda sektörlerinde ağır ekonomik kayıplara yol açarken orman yapısını da değiştirdi.
KÖKLER CANLI KALIYOR, MANTAR VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR
Hastalık yapıcı mantarın topraktaki diğer mikroorganizmalarla rekabet edememesi sebebiyle ağaçların kök sistemleri toprak altında canlı kalmaya devam ediyor. Köklerden çıkan yeni sürgünler yaklaşık 4,5 metre yüksekliğe ulaştığında mantar tarafından tekrar enfekte edilerek kuruyor.
Söz konusu mantarın ölü ve canlı kestanelerin yanı sıra meşe, akçaağaç, ceviz, Amerikan kayını ve lale ağacı gibi farklı türlerde de yaşayabildiği ve Kuzey Amerika'daki varlığını sürdürdüğü belirtildi.
American Chestnut Foundation gibi kuruluşlar, dirençli Asya kestanesi türleriyle yapılan melezleme çalışmaları ve genetik modifikasyon yöntemleriyle Amerikan kestanesini doğaya geri kazandırmak amacıyla araştırmalarını sürdürüyor.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

56 dakika önce
30










English (US) ·