Bilal Erdoğan’dan kültürel kimlik vurgusu: “Değerlerimize sahip çıkmalıyız”

15 saat önce 44

Fotoğraf (AA)Fotoğraf (AA)

"DAHA İDDİALI OLMAK ZORUNDAYIZ"

Dünya Etnospor Birliği Başkanı Bilal Erdoğan, Türkiye'nin her konuda daha iddialı olması gerektiğini savundu.

Türkiye'deki eğitim imkanlarının arttığına değinen Erdoğan, "Ortaokul sınıflarına gittiğim zaman çocuklara uzanarak yapacakları, telefon ve bilgisayar üzerinden bir iş isteyip istemediklerini özellikle soruyorum. Okul fark etmeksizin çocukların yarısı bunu istiyor. Çocuklarımız ve gençlerimizin hem şansı hem de tuzağı bugünkü imkanlar, kolaylıklar. Türkiye, dünyanın en güçlü eğitim altyapılarından biri haline geldik. Gençler istedikleri alanda ücretsiz olarak üniversitenin sonuna kadar sahip olma imkanını yakaladı. Bu imkan belki bir genci, 'Bu eğitimi bitirdikten sonra diplomamla bir iş sahibi olurum. Öyle devam ederim' kolaycılığına sevk edebiliyor. Oysa ki daha netameli süreçlerle kendini yetiştiren insanların tırmalayarak bir şeyler edinme motivasyonu oluyor. Daha dirençli olabiliyorlar. Dolayısıyla bazı imkanlar yetişirken kişinin direncini gevşetebiliyor, hayata dair hedefleriyle ilgili ciddiyetini biraz sulandırabiliyor ama öbür taraftan da işte 'Nimet mi külfet mi?' diye de insanı düşündürüyor. Onun için gençlerimizin bir yandan rahatlık aradığını görebiliyoruz. Halbuki dünyada çok ciddi bir rekabet var. O rekabete hazırlanmak için daha dirençli, daha iddialı olmak zorundayız ve hedeflerimizi daha yukarılara koymak zorundayız." ifadelerini kullandı.

Fotoğraf (AA)Fotoğraf (AA)

Türkiye'nin dünyada söz sahibi bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Artık, Türkiye'nin geldiği cesamet, geldiği güç noktası ve profili bizim her alanda yaptığımız işlerde dünyanın en iyisi olma iddiasıyla yapma zorunluluğunu bize dayatıyor. Şu anda biz ara bir yerdeyiz. Bölgesel güç, merkez ülke, sözüne itibar edilen Türkiye, bölgesine nizam vermesi belki beklenen Türkiye konumundayız ama bunu yapmak için 7'den 70'e her sektörde, her alanda çalışan insanımızın, gencimizin de iddiasının dünya çapında göstermesi gerek. Bazı imkanların varlığı belki sizi bu iddialara hazırlanmak için desteklerken sizin ona yönelik iç motivasyonunuzu zayıflatabiliyor. Belki gençlerin zorluğu bu alanda olabilir. 'Geleneği anlatmak mı, geleceği anlatmak mı?' diye sorarsanız herhalde geleneği bugün yaşatmak daha zor. Çünkü mesele cirit oynamak, geleneksel okçuluk yapmak, geleneksel güreşlerimizi eski ihtişamıyla, şenliğiyle, katılımıyla yapmak değil. Mesele gelenekte bize ait olan ruhu bugünün imkanlarıyla, rekabetiyle, dünyasıyla buluşturacak nüveyi bugünün genç neslinin kafasına, kalbine, gönlüne yerleştirmek. Marifet Mimar Sinan'ın yaptığı caminin aynısını yapmak değil. Mimar Sinan bugün yaşasaydı, 21. yüzyıl dünyasının Müslüman, Anadolulu, Türk mimarı olarak bugünün inşaat teknolojilerini, mühendislik çizgisini kullanarak ne yapardıyı yakalayacak bir nesil yetiştirmek. Bunu yaptığımız zaman gelecekle geçmiş arasında herhangi bir uyumsuzluk kalmamış oluyor. Geleceğin bütün imkanlarını kullanırız ama bunun için kendi kimliğimizden, kültürümüzden, inancımızdan, bu toprakları bize vatan yapan değerlerden sıyrılmamıza gerek yok. Biz, 300 yıl önce savaşlar kaybetmeye başladık. O zamana kadar kolay kolay savaş kaybetmeyen, zaferden zafere koşan ecdadımız bir yerde artık kaybetmeye başlayınca aydın kesimlerimiz de 'Niye kaybediyoruz?' diye sorgulamaya başladı. Veya toplumda 'Niye kaybediyoruz?' yerine belli bir yerden sonra 'Artık kazanamayız, artık kazanamayacağız herhalde'ye dönmeye başladı. Bu içselleştikten sonra 'biz kaybetmeye mahkumuz' ve 'O zaman kazanacaksak, bizi yenenlere benzememiz lazım.' denmeye başladı. Şimdi, o travmayı atlattığımızı düşünüyorum. Cumhurbaşkanımızın dünya çapındaki o öz güveni, dirayetli duruşu, millete de öz güven getirdi ve artık 'Biz kazanabiliriz' yerleşmeye başladı. Yeni nesillerde 'Biz kazanabiliriz' duygusunun daha da güçlenebileceğine inanıyorum. O duyguyla Selçuk (Bayraktar) beyi teknolojide bir lider yapan, dünyanın en iyi kurumlarında, en iyi eğitim kurumlarında eğitimini alıp kendi kimliğini, inancını, bu milletin bir ferdi olma özelliklerini hiç kaybetmeden geri dönüp dünyanın zirvesine bu milleti o alanda getirme işi, bizim her alanda kopyalamamız gereken iş. O zaman geçmişle gelecek arasında bize daha fazla güç veren bir ilişki kurma imkanı yakalıyoruz. Mesele sadece geçmişi anlatmak, gelenekleri diriltmek olmuyor; mesele geleceğe daha güçlü yürümemizi sağlamak oluyor. Aksi takdirde sadece Batılıya benzemek, sadece güçlü olduğunu vehmettiğimiz kesimlere benzemek dediğin zaman artık 'biz' ortadan kalkıyor. Artık sen, başka bir kültür tarihinin parçası haline gelmiş oluyorsun. Artık sen, sen değilsin. Kültür dediğimiz zaman tabii ki sadece bu işin içinde spor yok."

Fotoğraf (AA)Fotoğraf (AA)

"GELENEKSEL SPORLARIN OLİMPİYATI DİYE TANIMLANACAK BİR ETNOSPORLAR 2027 ETKİNLİĞİNİ ÇALIŞIYORUZ"

Bilal Erdoğan, gelecek yıl geleneksel sporların olimpiyatı sayılabilecek bir etkinlik için çalıştıklarını söyledi.

Astana'daki Dünya Göçebe Oyunları'nın çok ihtişamlı olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada sanki uluslararası podyumda geleneksel sporlar kendini gösterdi gibi hissediyorum. Orası önemli bir dönüm noktasıydı. Şimdi bir sonraki hedefi büyüttük. Artık geleneksel sporların olimpiyatı diye tanımlanacak bir Etnosporlar 2027 etkinliği için çalışıyoruz. O da artık bu işin taçlandığı yer olacak. Dünyada çok çalkantılı, karanlık zamanları yaşıyoruz. Özellikle bölgemiz ve etrafımızda zulümlerin ve savaşların olduğu bir dönemde, geleneksel sporların ihyası, canlanması üzerinden de sanki dünyanın sadece huzur isteyen, barış isteyen, büyük güç rekabeti arasında sıkışıp kalan milletleri için de bir soluk olacak gibi de hissediyorum. Birçok Afrika ülkesinde, Balkanlar'da, Orta Asya'da, Asya'da konuştuğumuz insanlar, hatta ülkelerin spor bakanları ve yöneticileri, geleneksel sporlarla ilgili verdiğimiz mesajı çok beğeniyorlar. Bu konsepti çok doğru buluyorlar. İnşallah Astana'da 2024'te ulaştığı seviye, 2027 Etnosporlar'la çok daha yüksek bir noktaya gelecek." şeklinde görüş belirtti.

Düzenledikleri etkinliklerde gençlere ilham vermeyi istediklerini anlatan başkan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazısı için nostalji etkinliği olarak kalıyor. Kimisi belki bir büyüyle beraber geliyor, büyüğü daha çok ilgileniyor genç olanın ilgisini o kadar çok çekmeyebilir. Hedefimiz mümkün olduğunca daha genç yaşta, üniversite yaşında değil, mümkünse ortaokul, ilkokul yaşında çocukların gelip orada hoşça vakit geçirmesi, hala hayatına yeni şeyler katarken geleneksel sporlarla tanışmasını istiyoruz. Bugün 50-60 yaşında birisi festivalimize gelip hoşça vakit geçirmesi bir nostalji olacak. Ancak daha küçük yaşta gelenler, eve döndüğü zaman, 'Anne, baba ben okçuluğa başlamak istiyorum.' veya 'Beni at binmeye götürür müsünüz?' demeler başlıyor. Bunlar böyle bir günde olan şeyler değil. 10 yılda geldiğimiz noktayı düşününce, ikinci 10 yılda bu işin çarpanının daha da güçlü ve yaygın olacağına inanıyorum."

İstanbul'da geleneksel okçuluğa olan ilgiye değinen Bilal Erdoğan, "İstanbul'daki okçuluk kulüplerinin yerleri yetmiyor. Gelen herkesin talebine cevap veremiyorlar ve yeni yerler arayışındalar. Ekipman yetiştiremiyorlar, ekipmanlar daha hızlı eskiyor. Talep artıyor. Hem geleneksel yayla hem olimpik ve makaralı yayla olan okçulukta böyle bir sinerji var. Birbirini de besliyor . O da bize daha çok madalya getiriyor. Çin'deki en son Dünya Şampiyonası ikinci ayağında Türkiye birinci oldu en çok madalyayı kazandı. Bu büyük bir başarı. Bu başarının devamı gelecek. Los Angeles Olimpiyatları'nda da bu başarının geldiği noktayı göreceğiz. Sporcularımıza çok güveniyoruz, çok iyi çalışıyorlar, çok formdalar, çok iyi bir ekip havası var. Bu iş bizim ata sporumuz, kendi sporumuz. Biz burada zirvede olacağız, zirvede kalacağız. Okçulukta 'Türkler zaten yüzlerce yıldır zirvedeler.' dedirteceğiz. Tarihte iyi olduğumuz bir şeyde modern çağın şartlarında da iyiyiz. Tarihte en iyi yayları bizim ecdadımız yapmış. İnşallah gelecekte de en iyi çipleri, dronları, robotları da biz yapacağız. Biz her zaman teknolojide pratikliğimizle, zekamızla iyi olmaya namzet bir milletiz, yine iyi olacağız." ifadelerini kullandı.

Etnospor Kültür Festivali'nde her yıl bir milyonun üzerinden fazla ziyaretçiyi ağırladıklarını belirten Bilal Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul Atatürk Havalimanı'nda 8. festivalimizi düzenleyeceğiz. Burada öncelikle Anadolu'nun geleneksel sporlarında müsabakalar ve gösterileri vatandaşlarımız izleyebilecek. Ziyaretçilerimiz bunları keyifle izleyebilecek. Anadolu'daki geleneksel sporları üçe ayırabiliyoruz. Birisi binicilik sporları, birisi güreş sporları, birisi de atıcılık sporları. Bunların hepsini görebilecekler. Güreşte mesela sadece atlı güreş yok. Karakucak var, şalvar güreşi var, kuşak güreşi var. Binicilikte sadece cirit yok, atlı okçuluk var. Atıcılıkta da hedef okçuluğu, menzil okçuluğu... Tabii okçulukta biz mümkün olduğunca gelen insanların bir ok atmasını ve at binmesini istiyoruz. İstanbul gibi yerde çocukların yüzde biri acaba ata binmiş midir? Ama bu at binmenin bir kere hayvan sevgisiyle, hayvanlarla iletişim kurmaya ilişkin güzel bir yönü var. Diğer taraftan da 'Biz at üstünde yükselen milletmişiz' diyorlar. Atlı okçuluk seyir keyfi de muhteşem olan çok da zor bir spor. Muazzam. Tabii ki her sene yurt dışından misafir ülkelerimiz ve misafir sporlarımız olacak. Bu sene Rusya'dan, Litvanya'dan ve Azerbaycan'dan olacak. Onun dışında tabii el sanatları var. Atölyelerde üstat sanatçıların neyi nasıl yaptığını görecekler. Sadece Anadolu'nun lezzetleri olmayacak. 160 bin aşure, 200 bin Özbek pilavı, belediyelerin yöresel ikramları, TİKA'nın evrensel tatlar bölümünde yurt dışından gelen aşçıların yaptığı lezzetler paylaşılacak. Ayrıca dünya kahvelerini deneyimleme fırsatı olacak. Gelenler Özbek pilavının da bakır kazanlarda nasıl yapıldığını görecek. Sahnede halk oyunları... Sadece Anadolu'nun bölgelerine ait değil, Orta Asya'ya, iki sene önce mesela İtalya'dan halk oyunları da gelmişti. Halk oyunlarının ötesinde müzik, hani biraz popüler sanatçılar, biraz da popüler sanatçıların yanında misafir sanatçılar olacak. Orada çok zengin bir şeyimiz var. Mesela Japonya'dan bu sene Taiko grubu gelecek. Taiko çok büyük davullarla bir ritim etkinliği. Çok etkileyici gerçekten. Türkiye'de bundan önce bu büyüklükte bir gösteri de yaptıklarını bilmiyorum doğrusu. Bir sürü bakanlığımızın toplulukları da olacak. Bu sene en sürprizi Kazakistan'dan Dimash. Hani dünyaca ünlü, çok genç ve güçlü bir ses. Onu da Kazakistan'daki dostlarımızın sponsorluğu ve desteğiyle Türkiye'ye getirmiş olacağız. Büyük ses getireceğine inanıyorum. Cumartesi günü sahne alacak. Ve sayamadığım bir sürü çocuk oyunları. Çocukların gelip çok güzel zaman geçirmesini istiyoruz."

"REKABETİN ÜST DÜZEYDE OLDUĞU BİR FAALİYET YAPMAK İSTİYORUZ"

Bilal Erdoğan, 8. Etnospor Kültür Festivali'nde müsabaka zevkinin ve rekabetin üst düzeyde olmasını hedeflediklerini kaydetti.

Birçok kıtadan sporcunun kendi sporunda yarışacağını aktaran Erdoğan, "Müsabaka zevkinin ve rekabetin üst düzeyde olduğu bir faaliyet yapmak istiyoruz. Her kıtadan kendi sporunda yarışmak için sporcu gelmiş olacak. Rekabet daha üst düzeyde olacak. Gelenler yarışma formatında olacak. Bölgesel elemelerin yapıldığı, ondan sonra Etnospor'a katılma hakkı kazanılan, kıyasıya sportif müsabakaların ön planda olduğu bir şey olacak." diye konuştu.

Habere git