Beklemek...

4 saat önce 28

"Orta yaşlarına geldiğinde, insanların yüzünde artık ruhlarının yansıması görülür. Hırsızlar, hırsız gibi, dolandırıcılar dolandırıcı gibi görünür. Sakin ve düşünceli insanlar da sakin ve düşünceli görünürler..."
Böyle diyor roman kahramanı...
Öyle mi hakikaten?
Buna inanmak isteriz.
Ama görünmek başka, bunu görmek başka...
Dolandırıcı dolandırıcı gibi görünüyorsa bile biz bunu fark ediyor muyuz?
Zihnimiz bakışımızı bulandırır hep, duygularımız gördüklerimizi şekillendirir...
Karşımızdakinin sözleri bir tür gözbağcılık gibi yüzünden önde koşar hep...

***

Bir dakika!
Nereden çıktı şimdi bu diyeceksiniz...
Anlatayım da eski günlerdeki gibi bir pazar yazısı olsun. (Eskiden ne çok edebiyattan bahsederdim değil mi?)
Dün kitaplığımı düzeltirken 2018 yılından bir defter buldum; altı çizilmiş alıntılar, notlar falan...
Girişe aldığım satırlar da Douglas Coupland'ın "Hey, Nostradamus" adlı romanından...
Aldığım notlara yeniden bakarken bir kez daha düşüncem netleşiyor ki, iyi bir roman basbayağı "yaşamak" işte!

***

O zamanlar Bernhard Schlink'in "Gordiyon Fiyongu"nu çok beğenmiştim, kitaptan şu satırları not almışım:
"İyi şeylerin zaman istediğini herkes bilir, ancak asıl iyi olanın zamanın kendisi olduğunu kimse düşünmez... Çok çalışıp çok didinirsek, sonunda başarıya kavuşuruz. Öğrenemediğimiz şey ise beklemektir..."
Beklemek...
Bu kelimenin altını kırmızıyla çizmişim.
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, artık bekleme becerimizi tümüyle kaybetmek üzereyiz.

***

Yine beğendiğim bir roman...
Kısacıktır, başladığı gibi biter.
Angelika Overath'ın "Havaalanı Balıkları"nı kastediyorum.
Roman kahramanı sigarayı bırakışını anlatırken diyor ki: "Yüzünüze güvenemediğinizde sigarayı bırakıyorsunuz."
Ve şunu ekleyiveriyor: "Bir zamanlar genç olduğunuzu düşündüğünüzde artık yaşlısınızdır."

***

Bak işte! Yine yerim kalmadı...
O zaman Milan Kundera'nın "Bilmemek"inden aldığım parçayı aktarıp kaçayım buradan:
"Yıllar sonra tekrar görüşen iki kişinin heyecanını hayal ediyorum. Birbirlerine aynı anılarla bağlı olduklarını düşünen iki insan. Aynı anılar mı? Yanlış anlamalar burada başlar. Herkesin anısı kendinedir. Anılar birbirine benzemez. Karşılaşmaları isyan ettirici bir eşitsizlik üzerine kuruludur."

Habere git