Başkentte NATO VE Trump rüzgârı… Trump gündeminin önemli başlıkları

2 saat önce 39

ERDOĞAN - TRUMP GÖRÜŞMESİNİN GÜNDEMİ

Diplomaside bazı görüşmeler vardır; protokol fotoğrafıyla başlar, ortak açıklamayla biter. Bazıları ise fotoğrafın da açıklamanın da ötesine geçer. Masada yalnızca iki lider değil, iki ülkenin gelecek yıllarını belirleyecek dosyalar vardır. Bu ziyaret yalnızca “Trump, Ankara’ya geliyor” başlığıyla okunamaz. Bu ziyaretin arkasında CAATSA yaptırımları, S-400 krizi, F-35 dosyası, F-16 modernizasyonu, KAAN’ın motor ihtiyacı, ABD Kongresi’nin Türkiye’ye bakışı, NATO’nun yeni savunma mimarisi, Ukrayna savaşı, Suriye var. Yani Ankara’da çekilecek fotoğrafın arkasında çok katmanlı başlıklar var. Soruyu şöyle soralım:

◊ Trump, Ankara’ya yalnızca Erdoğan’ın davetine icabet etmek için mi geliyor?

◊ Yoksa, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir güvenlik anlaşmasının kapısı mı aralanıyor?

‘ERDOĞAN DAVET ETTİ TRUMP GELİYOR’

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın CNN Türk’teki mülakatımızda yaptığı açıklamada en kritik cümlelerden biri şuydu:

◊ “Trump’ın NATO Zirvesi’ne katılımı Erdoğan’ın davetiyle gerçekleşiyor.”

◊ Bu cümle diplomatik açıdan önemli. Çünkü Trump’ın NATO’ya bakışı geçmişten beri sorunlu.

◊ Savunma harcamalarını artırmayan müttefikleri sık sık eleştiriyor. NATO’yu Amerikan bütçesine yük olarak gören bir siyasi çizgisi var.

Buna rağmen Ankara’ya geliyorsa, bu iki anlama geliyor.

◊ Birincisi Trump, Erdoğan ile doğrudan lider diplomasisini önemsiyor.

◊ İkincisi Washington, Türkiye’yi artık sadece “sorunlu müttefik” başlığıyla değil, bölgesel güç ve askeri kapasite sahibi aktör olarak okumak zorunda kalıyor.

Başkentte NATO VE Trump rüzgârı… Trump gündeminin önemli başlıkları

KALDIRAÇ DİPLOMASİSİ

Trump’ın “Erdoğan’a duyduğum saygıdan dolayı gidiyorum” mesajı da bu çerçevede önemli. Amerikan siyasetinde liderler arası kişisel ilişki her zaman tek başına yeterli olmaz. Ancak Trump döneminde kişisel diplomasi, devlet mekanizmasının önünü açan bir kaldıraç haline geliyor. Ankara’nın beklentisi de tam burada başlıyor.

DÜĞÜMÜN ADI CAATSA

Türkiye-ABD ilişkilerinde en kalıcı kurumsal sorun CAATSA yaptırımları. CAATSA, 2017’de ABD Kongresi’nde kabul edilen ve Rusya savunma sanayisinden büyük ölçekli alım yapan ülkelere yaptırım öngören yasa. Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi alımı bu yasayı tetikledi. Sonuçta Savunma Sanayii Başkanlığı ve bazı yetkililer yaptırım listesine alındı. Türkiye, F-35 programından çıkarıldı. Savunma sanayi tedarik zincirinde kısıtlamalar başladı. Bugün Ankara’nın istediği şu:

◊ Bu dosya kapansın.

◊ Ama işin teknik tarafı şu: Trump’ın siyasi iradesi tek başına yeterli değil.

◊ Başkan, bazı yaptırımları askıya alabilir. 180 günlük erteleme veya feragat mekanizması kullanılabilir. Kongre’ye “Bu karar, ABD ulusal güvenlik çıkarınadır” denilebilir. Ancak kalıcı ve tam kaldırma için Kongre’nin devreye girmesi gerekir.

◊ Yani Hakan Fidan’ın “iki liderde güçlü irade var” sözünün yanına şu cümleyi de koymak lazım: Asıl test Kongre’de olacak.

◊ Peki Kongre neden zor? Çünkü Amerikan Kongresi’nde Türkiye’ye bakış parçalı. Bir grup, Türkiye’nin NATO içindeki askeri değerini görüyor. Karadeniz, Ukrayna, Suriye, İran, Hürmüz, Doğu Akdeniz ve savunma sanayi başlıklarında Türkiye’nin vazgeçilmez olduğunu düşünüyor. Diğer grup ise S-400 meselesine takılı kalıyor. “S-400 Türkiye’de durduğu sürece F-35 olmaz, CAATSA kalkmaz” diyor.

◊ Her iki hükümet de CAATSA’nın artık ilişkilerin önündeki ana kurumsal engel olduğunun farkında. Her iki liderde bu engeli aşma iradesi var. Üstelik süreç yalnızca liderler arasında değil, Kabine düzeyinde de çalışılıyor.

◊ Dışişleri Bakanı Fidan’ın  “Adımlar atılıyor, kamuoyu görecek” sözü bu açıdan Ankara’da hazırlık yapıldığını gösteriyor. Ancak aynı zamanda şunu da söylüyor: “Bu iş bir günde olmayacak.”

◊ Yaptırımlar en kritik konu, Ankara’da bu düğümün ne kadar gevşeyeceği ise çok önemli.

KAAN MOTORLARINDA KRİTİK GERİ SAYIM

Bu ziyaretin en teknik ama en stratejik başlıklarından biri KAAN. Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN, yalnızca bir savaş uçağı projesi değil. Türkiye’nin savunma sanayisinde bağımsızlık iddiasının sembolü.

◊ KAAN’ın ilk aşamalarında Amerikan General Electric F110 motorları kritik önemde. Bu motorlar F-16’larda da kullanılan güçlü motor ailesinden geliyor. KAAN çift motorlu bir uçak olduğu için her uçak iki motora ihtiyaç duyuyor.

◊ Kaan için ABD’nin gündemindeki F110 motor paketi 700 milyon doların üzerinde. Pakette “onlarca motor” olduğu belirtiliyor. ABD motor verirse, Türkiye’nin KAAN programının ilk üretim takvimi rahatlar.

◊ Zirveden sadece bir gün sonra, yani 9 Temmuz tarihi bu satış için kritik. Eğer o tarihe kadar Kongre’den bir olumsuzluk olmazsa, satışın önü açılmış olacak. Ankara bu konuda Trump yönetiminin verdiği desteğin son ana kadar devam etmesini isteyecek.

Başkentte NATO VE Trump rüzgârı… Trump gündeminin önemli başlıkları

F-35 DOSYASI

Trump’ın “Erdoğan’ı mutlu edecek bir şey yapacağım” sözleri doğal olarak F-35 beklentisini yükseltti. Ancak bu konuda gerçekçi olmak gerekiyor. Türkiye, 2019’da S-400 krizi nedeniyle F-35 programından çıkarıldı. Programdan çıkarılmak sadece uçak teslimatının durması anlamına gelmedi. Türkiye’nin üretim zincirindeki rolü de kesildi. Türk şirketlerinin ürettiği parçalar başka tedarikçilere kaydırıldı. Pilot eğitim süreci durdu. Teslim edilmesi beklenen uçaklar askıda kaldı. Bugün F-35’e dönüş için birkaç dosyanın aynı anda çözülmesi gerekiyor.

◊ CAATSA yaptırımları kaldırılmalı ya da fiilen etkisiz hale getirilmeli.

◊ S-400 meselesinde ABD’nin kabul edeceği bir formül bulunmalı.

◊ Kongre ikna edilmeli.

◊ F-35 konsorsiyumundaki diğer ortakların itirazı aşılmalı.

◊ Teknik entegrasyon ve güvenlik endişeleri giderilmeli.

Bu nedenle F-35 dosyasında kısa vadede tam dönüş zor. Ama Ankara’da bir “çalışma mekanizması” kurulması mümkün. Yani ilk aşama “uçak teslimatı” değil, “siyasi ve teknik yol haritası” olabilir. Fidan’ın da işaret ettiği ayrım burada önemli:

◊ “Yaptırımların kaldırılması idari ve siyasi bir süreçtir. F-35 konsorsiyumuna dönüş ise ayrıca teknik ve çok taraflı bir süreçtir.”

İki liderin gündemindeki bu başlıkta bu ayrımı iyi okumak gerekiyor.

F-16 MODERNİZASYONU NEDEN HÂLÂ KRİTİK

Türkiye’nin Hava Kuvvetleri açısından en acil dosya F-35 değil, F-16 modernizasyonu. Çünkü KAAN’ın tam operasyonel hale gelmesi zaman alacak. F-35 dosyası belirsiz. Bu arada Türk Hava Kuvvetleri’nin bel kemiği, F-16 filosu olmaya devam edecek. Türkiye’nin 40 yeni F-16 Blok 70 uçağı ve 79 modernizasyon kiti talebi yaklaşık 23 milyar dolarlık bir paket olarak şekillendi. Senato’da satışın engellenmesine yönelik girişim 79’a karşı 13 oyla reddedildi. Bu önemli bir eşikti. Ayrıca 259 milyon dolarlık F-16 yazılım ve modernizasyon paketi de gündeme gelmişti. Bu paketlerin anlamı ise şöyle:

◊ Mevcut F-16 filosunun ömrü uzatılacak. ◊ AESA radar, gelişmiş görev bilgisayarları, modern haberleşme sistemleri ve yeni nesil mühimmat uyumluluğu ile uçakların kabiliyeti artırılacak.

◊ KAAN gelene kadar Hava Kuvvetlerinin operasyonel boşluk yaşaması engellenecek.

◊ Bu yüzden F-16 modernizasyonu taktik değil, stratejik bir ihtiyaç.

PUTİN’İN MESAJI

Türkiye’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri uluslar arası krizlerde tüm aktörlerle konuşabilen tek ülke olması. NATO Zirvesi’nden önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya’ya yaptığı ziyaret dikkat çekmişti; özellikle de Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesi. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajını iletmişti. Trump-Erdoğan görüşmesine belli ki Rusya’dan gelen mesaj da damgasını vuracak. 

SURİYE VE ENTEGRASYON

ABD Başkanı zirve çerçevesinde Suriye Devlet Başkanı ile de ikili bir görüşme yapacak. O görüşme öncesinde Suriye meselesi de Trump-Erdoğan görüşme başlıklarından biri. Suriye’nin Şara yönetimindeki mevcut haline gelmesine “Türkiye ve ABD’nin ortak çalışması sayesinde ulaşıldığını” hatırlatacak olan Ankara, hem Suriye genelinde hem de SDG’nin entagrasyon sürecinde bu ortaklığın sürmesinin önemine dikkat çekecek.

İkili ve heyetler arası görüşmelerde NATO’da kolektif savunma ve savunma harcamalarının artırılması ile külfet paylaşımı da gündemde olacak. Ankara, NATO’nun bir bütün olarak kalmasının önemli olduğunu düşünüyor. Bu kapsamda Trump’ın külfet paylaşımı anlayışını da savunuyor. Bir yandan Avrupalılarla bu konuda görüşmeler yürütüyor.  Trump’a bir yandan Avrupalılarla yapılan bu görüşmeler anlatılacak ve külfet paylaşımına verilen destek anlatılacak. Diğer yandan ise Avrupa’nın Türkiye’yi dışlayan bir güvenlik şemsiyesi oluşturmaması gerektiği söylenecek.

NETANYAHU’YA FREN

Türkiye, “Bölge ülkelerinin bölge sorunlarını çözmesi” tezini hayata geçirmişti. Trump’a bu konuda verilmesi beklenen mesaj ise şöyle; Bölgede istikrar için birçok ülke bir arada çalışıyor. Bu istikrarın önündeki engel Netanyahu hükümeti. Bu fırsat önemli, bölge istikrarı Netanyahu’nun çıkarlarına kurban edilmesin.

BİTİRİRKEN...

İki liderin görüşme başında tıpkı Beyaz Saray’da olduğu gibi gazetecileri içeri alarak kısa açıklama yapabileceği ve soruları yanıtlayabileceği belirtiliyor. Zirvenin ardından ise her iki lider ayrı ayrı kürsüde olacak. Türkiye açısından zirve kadar Trump-Erdoğan görüşmesinden çıkacak sonuçlar dikkatle takip edilecek. Gelelim ne olur sorusunun yanıtına... Buna farklı senaryolarla yanıt veririz ama bence en gerçekçi senaryo şöyle olabilir; 

◊ CAATSA için takvimlendirilmiş bir süreç başlar.

◊ F-16 modernizasyonunda hızlanma olur.

◊ KAAN motorlarında yönetim iradesi korunur, 9 Temmuz tarihi sorunsuz atlatılır.

◊ F-35 için hemen dönüş değil, teknik ve hukuki inceleme mekanizması kurulur.

◊ NATO deklarasyonunda Türkiye’nin rolü güçlü biçimde vurgulanır.

Trump’ın Ankara’ya “hediye paketi” ile gelip gelmediği Amerikan basınının sevdiği bir başlık olabilir. Ama Türkiye açısından mesele hediye değil. Mesele hak edilen savunma sanayi işbirliğinin, müttefiklik hukukuna uygun biçimde yeniden kurulmasıdır. Türkiye, F-35 programına para yatırmış, parça üretmiş, pilot eğitmiş bir ülke. Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordularından birine sahip. Türkiye, Karadeniz’de, Suriye’de, Irak’ta, Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da ve Ortadoğu’da masada olmayan hiçbir denklemin tamamlanamayacağı bir ülke. Bu nedenle Ankara’daki zirve bir fotoğraf karesi değildir. Bu zirve, Türkiye’nin yeni güvenlik mimarisindeki yerinin yeniden tarif edildiği bir dönemeç olabilir.

Son olarak diplomaside bazen en önemli kazanım kilitli kapının açılmasıdır. Trump ziyaretinin başarısı, açıklanacak cümlelerde değil; CAATSA, F-16, F-35 ve KAAN dosyalarında önümüzdeki aylarda atılacak somut adımlarda görülecek.

Habere git