Giriş Tarihi: 23 Ekim 2026 20:17 Son Güncelleme: 23 Ekim 2026 20:23
ahaber.com.tr Haber Merkezi
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle İstanbul'da bir araya gelerek Türkiye'nin COP31 hazırlıklarından kentsel dönüşüme, deprem bölgesindeki seferberlikten kiralık sosyal konut hamlesine kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye'nin "Uygulama COP'u" yaklaşımını detaylandıran Bakan Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni taahhütler yerine mevcut taahhütlerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bugün dünya maalesef o 1,5 derece hedefinden uzak. Seller, yangınlar, yağışların şiddeti ve sıklığı artarak devam ediyor. Bunlar artık ülkelerin ekonomilerinde çok önemli izler bırakıyor, derin yaralar açıyor. Bu nedenle mücadeledeki samimiyetimizi ve tecrübemizi ortaya koyacağız. İstiyoruz ki tamam, konuşulanlar konuşuldu ama artık bunları hayata geçirmemiz lazım. Artık taahhüt konuşmayalım. Yeni taahhüt istemiyoruz. O taahhütleri uygulamaya geçirmek istiyoruz. Çünkü gençler, çocuklar ve dünya bizden bunu bekliyor. Bu nedenle gerekli iradeyi ortaya koyacak bir başkanlık sürecini ilk günden itibaren yürüttük. Sonuna kadar da bu duruşumuzu ve kararlılığımızı sürdüreceğiz."

"YAŞANACAK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA SINIRLARINIZI SAVUNSANIZ NE OLUR?"
COP31 Başkanı Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin NATO'nun savunma yatırımlarındaki kararlılığa benzer bir yaklaşımla ve finansman desteğiyle yürütülmesi gerektiğine işaret etti.
Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin ülkelerin varlığını sürdürmesi, üretimlerini artırması ve istihdam sağlaması açısından önem taşıdığını belirterek şöyle konuştu:
"Burada var olup yok olma meselesi var. Ülkelerin bu dönüşümden istifade ederek üretimlerini ve istihdamlarını artırması meselesi var. İşte tam da bu noktada tüm dünyanın dikkatini Antalya'ya çekmek istiyoruz. Geleceğimiz ve çocuklarımız için bu kararları almak zorundayız. Eğer bir NATO toplantısında ülkeler savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı alıyorsa iklimle mücadelede de tüm dünya aynı kararlılığı göstermek zorunda. Çünkü yaşanacak bir dünya kalmayacak. Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Suyunuzun, yeşil alanlarınızın olmadığı bir dünyada ne yapacaksınız? Avrupa'da olduğu gibi tarihî binalarınız olsa ne olacak? Yaşanan iklim göçleri nedeniyle başka krizlerle karşılaştığınızda bunları nasıl çözeceksiniz?"

"BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ZİRVESİ İLE EŞ DEĞERDE BİR ORGANİZASYON"
COP31'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kadar önemli bir organizasyon olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, iklim değişikliğiyle ilgili dünyayı ilgilendiren tüm konuların bu zirvede müzakere edildiğini belirtti.
Kurum, 196 ülkenin katıldığı zirvede ülkelerin iklim taahhütlerini, projelerini, hedeflerini ve tecrübelerini paylaştığını ifade ederek şunları kaydetti:
"Bu zirve, bugün tüm dünyaya baktığınızda 196 ülkenin katıldığı en büyük zirve. Bu ülkeler iklimle ilgili taahhütlerini, projelerini, hedeflerini ve tecrübelerini paylaşıyor. Ülkelerin verdikleri taahhütleri ne ölçüde yerine getirdikleri sorgulanıyor. Günlerce müzakereler yapılıyor. Dolayısıyla bu, Birleşmiş Milletler nezdindeki en büyük organizasyon. New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş değer diyebileceğimiz bir organizasyon. Biz ne elde edeceğiz? COP31 Başkanlığı olarak 196 ülke adına hareket ediyoruz. Şeffaf, hakkaniyetli ve adaletli bir başkanlık süreci yürüteceğimizi, COP31'de sonuç almayı hedeflediğimizi söyledik. Bu nedenle diyalog ve uzlaşıyla hareket edeceğiz ancak aksiyonla da sonuç alacağımızı üç kelimeyle tüm dünyaya ifade etmiş olduk."

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BELGESİNİ ALAN İLK COP ORGANİZASYONU ANTALYA
Bakan Kurum, toplantıda kendisine yöneltilen "COP31 kendi karbon ayak izini azaltmak için ne gibi bir strateji izliyor?" sorusunu da yanıtladı. Kurum, organizasyonun emisyonlarını azaltmak için ulaşım dâhil birçok alanda çalışma yürüttüklerini belirtti.
Türk Hava Yolları ile gelen misafirlerin emisyonlarının dahi dikkate alındığını ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
"Türk Hava Yolları ile gelen misafirlerin emisyonlarını bile düşünüyoruz. Sıfır emisyonlu bir organizasyon olmasını istiyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirlik belgesini alan ilk COP organizasyonu olduk. Dün Antalya'ya gittiğimizde bu belgeyi aldık. COP tarihinde de bu bir ilk. Buradaki transfer ve ulaşım araçları Euro 6 standartlarına uygun. Katılımcılar elektrikli ve doğal gazlı araçlarla ulaşım sağlayacak. Buraya yeni araçlar gönderdik. Türkiye'nin dört bir yanından belediyelerimize ait araçları da Antalya Büyükşehir Belediyemize gönderdik. Yeni 650 araç geldi ve bunların tamamı düşük emisyonlu araçlar. Otellerdeki organizasyondan ulaşımdaki ayrıntılara kadar sürdürülebilirliği esas aldık."

"AFET SONRASI YAŞANAN MADDİ KAYIPLARIN MALİYETİ 10 KATINA ÇIKIYOR"
COP31 Başkanlığı'nın dirençli şehirler başlığına dikkati çeken Bakan Kurum, afetlere karşı dayanıklı şehirler inşa etmenin, afet sonrasında oluşacak hasarları gidermekten çok daha düşük maliyetli olduğunu belirtti.
Kurum, afet öncesinde yapılacak yatırımların önemine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
"Afet sonrası yaşanan maddi kayıpların maliyeti 10 katına çıkıyor. Yani afet öncesinde yapabileceğiniz bir yatırım, afet sonrasında yapacağınız yatırıma kıyasla çok daha uygun. Bu nedenle hep birlikte gerekli iradeyi ortaya koymak zorundayız. En son yaşadığımız seller de bunu gösteriyor. Nepal'de yaşanan sıkıntılar, İspanya ve Brezilya'daki seller de bunu ortaya koyuyor. Bunlar insanların hayatlarına ve ekonomilerine maalesef zarar veriyor."
"ARITMA TESİSİNİZİ YAPMADIĞINIZ YERDE KÜLTÜR MERKEZİNE İHTİYAÇ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM"
İstanbul'un Ayazağa bölgesinde sel sonrasında yaptıkları incelemeyi örnek gösteren Bakan Kurum, dere ıslahı tamamlanmadan aynı noktada kültür merkezi inşaatının hızla sürdüğünü gördüklerini anlattı.
Belediyelerin şehircilik anlayışını iklim değişikliğine karşı dirençli şehirler hedefi doğrultusunda şekillendirmesi gerektiğini belirten Kurum, altyapı yatırımlarının önemine dikkati çekerek şöyle konuştu:
"'Altyapı yatırımı oy getirir mi? Vatandaşın gördüğü bir iş midir?' diye endişe duyan idarecilerimiz var. Ancak asıl mesele bu. Milletimizin de bunu sorgulaması gerekiyor. Yapılmayan bir dere ıslahı, yapılmayan bir yağmur suyu kanalı cana ve mala zarar veriyor. Sonuç bu. Bunları yapmak zorundayız. Altyapımız buna imkân vermiyorsa, hazır değilse veya yetersizse popülist yöneticilik yapmak yerine önceliklerimizi doğru belirlemeliyiz. Kültür merkezine ihtiyacınız olabilir, evet. Ancak altyapınızı ve arıtma tesisinizi yapmadığınız bir yerde kültür merkezine ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda çok netim. Her idarecinin, yerel yönetimlerin, belediyelerin ve merkezi idarenin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Yaşadığımız krizler ve seller de bunu açıkça ortaya koyuyor."

"BİZ ÇÖP İTHALATINA KESİNLİKLE İZİN VERMİYORUZ, GRANÜL MALZEME GELİYOR"
Türkiye'nin Avrupa'dan çöp ithal edip etmediğine ilişkin soruları da yanıtlayan Bakan Kurum, ham madde olarak kullanılabilecek formdaki geri dönüştürülebilir atıkların ithal edildiğini belirtti.
Türkiye'de geri dönüşüm sektörünün önemli bir konumda olduğunu ve bu alanda yeni organize sanayi alanlarının açılmasının istendiğini ifade eden Kurum, geri dönüştürülen plastiklerden boru, atık kablolardan elektrik kablosu, kâğıt atıklarından ise defter ve kitap üretildiğini anlattı.
Türkiye'deki ham madde kaynaklarının üretim tesislerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini belirten Kurum, atıkların ham madde olarak kullanılmasını önceliklendirdiklerini söyledi.
Kurum, çöp ithalatına kesinlikle izin verilmediğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Türkiye bu konuda diğer ülkelere kıyasla oldukça iyi bir konumda. Ham maddeye ihtiyacımız var. Ülkemizdeki ham madde, bu tesislerin üretim yapmasına yetmiyor. Kâğıdı ya atıklardan üretmek ya da ağaç kesmek zorundasınız. Biz atıklardan üretimi önceliklendiriyoruz. Ancak elinizdeki atık yeterli değilse atık ithal etmeniz gerekiyor. Bu nedenle üretimimizde ham madde olarak kullanmak üzere kotalar getirdik. Burada birbirinden ayırmamız gereken bir konu var: Biz çöp ithalatına kesinlikle izin vermiyoruz. Çöp ülkemize gelemez. Geliyorsa süreçte farklı yanlışlıklar vardır. Savcılıklar da gereğini yapar. Bize bildirin, biz de suç duyurusunda bulunalım. Eğer çöp ülkeye ithal ediliyorsa veya kaçak yollarla getirilmeye çalışılıyorsa bu hukuka ve mevzuata uygun değildir. Dolayısıyla bu yasaktır. Peki, ne geliyor? Granül malzeme geliyor. Öğütülmüş granül malzeme, ham madde olarak üretimde kullanılıyor. Peki, bu şekilde almaya devam mı edeceğiz? Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması ve Sıfır Atık uygulamasıyla geri dönüşüm oranlarımızı artırdıkça, COP31'de belirlediğimiz hedefleri hayata geçirdikçe ham madde ihtiyacımızı kendimiz karşılayabileceğiz. Hatta fazlasını üreterek yurt dışına da malzeme ihraç edeceğiz. Bu dengeyi yakalamaya çalışıyoruz."
"ADANA'DA KAÇAK YOLLARLA HAM MADDE GETİRİYORLAR. TESPİTLERİ YAPTIK, İŞLETMELERİ KAPATTIK"
Bakan Kurum, özellikle Adana ve Antalya kıyılarında görülen plastik kirliliğine ilişkin de ciddi yaptırımlar uygulandığını belirtti.
Adana'daki kirliliğin kaçak yollarla getirilen ham maddelerden kaynaklandığını ifade eden Kurum, tespit edilen işletmelerin kapatıldığını, idari yaptırımlar uygulandığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu söyledi.
Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Adana'daki durumda, oraya kaçak yollarla ham madde getiriyorlar. Bu tespitleri yaptık. Tespit ettiğimiz işletmeleri kapattık ve cezai işlem uyguladık. Mevzuatımıza uygun hareket etmedikleri için suç duyurusunda bulunduk. Bu durum devam ederse bize bildirin. İşletmeyi kapatırız. Kimin işletmesi olduğunun veya kiminle ilişkili olduğunun hiçbir önemi yok. Herkes mevzuatımıza ve kanunlara uygun hareket edecek. Sadece bu konuda değil, her konuda kanunlara uygun hareket etmemiz gerekiyor."

"DOA İLE AMACIMIZ ATIĞIMIZIN TAMAMINI DÖNÜŞTÜRMEK"
Bakan Kurum, döngüsel ekonomi kapsamında kaynakların sürdürülebilir kullanımını Türkiye'nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemiyle geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Sıfır Atık uygulaması başladığında yüzde 13 olan geri dönüşüm oranının yüzde 39'a yükseldiğini aktaran Kurum, DOA ile atıkların tamamının dönüştürülerek yeniden ekonomiye kazandırılmasının amaçlandığını ifade etti.
Kurum, geri dönüşüm çalışmalarının yalnızca cam, karton, metal ve plastik şişelerle sınırlı olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
"Sıfır Atık çalışmalarına başladığımızda geri dönüşüm oranımız yüzde 13'tü. Burada karton, metal, cam ve PET şişelerin ekonomiye kazandırılma oranından bahsediyorum. Şu an bu oran yüzde 39'a çıktı. DOA uygulamasıyla amacımız, atığımızın tamamını dönüştürmek ve yeniden ekonomiye kazandırmak. Üretim ve imalat sektöründeki yüzde 15'lik oran da bunu içeriyor. Atıkları toplayıp yeniden üretimde kullanacağız. Bu atıklar yalnızca cam, karton ve metalden ibaret değil. Tekstil, elektronik, inşaat ve tıbbi atıklar da bu kapsamda. Aklınıza ne geliyorsa bunlarla ilgili zorunlulukları zaman içerisinde artırmaya devam edeceğiz."
"BEN HİÇBİR BELEDİYE BAŞKANINI 'GEL GÖRÜŞELİM' DİYE DAVET ETMİYORUM"
AK Parti'ye katılan belediye başkanlarıyla ilgili görüşü sorulan Bakan Kurum, belediye başkanlarını görüşmeye kendisinin davet etmediğini, taleplerin belediye başkanlarından geldiğini söyledi.
İklim değişikliği ve deprem gibi konuların 86 milyon vatandaşı ilgilendirdiğini belirten Kurum, tüm belediye başkanlarıyla görüşmeye açık olduklarını ifade ederek şöyle konuştu:
"Ben hiçbir belediye başkanını 'Gel görüşelim.' diye davet etmiyorum. Kendilerinden görüşme talebi geliyor ve biz görüşmek isteyen her belediye başkanımızla görüşüyoruz. Görüşmek isteyenlerle görüşmeliyiz. Bakın, iklim konusu 86 milyonu ilgilendiren bir konu. Deprem de 86 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bir mesele. Bir önceki dönemi hatırlayın. Muhalefet partileri de 'Engelleniyoruz, işlerimiz yapılmıyor, yaptırılmıyor.' şeklinde bir siyaset ortaya koyuyordu. Bunun gerçeği yansıtmadığını ifade ettik. Belki de bu dönemde yapılan görüşmeler, bu gerçeği açıkça ortaya koymuş oldu. Dolayısıyla böylesine hassas konularda herkesle görüşürüz ve görüşmeye devam edeceğiz. Bu görüşmelerde şehirlerin ihtiyaçlarını ve beklentilerini konuşuyor, kararlar alıyoruz. Bu çok önemli."
DEPREM BÖLGESİNDE BELEDİYELERLE İŞ BİRLİĞİ ÖRNEĞİ
Deprem bölgesinde belediyelerle yapılan iş birliğinin önemini sahada gördüklerini anlatan Bakan Kurum, iki yılda 500 bin konutun inşa edilmesinin ortaya konulan irade ve kararlılığı gösterdiğini söyledi.
Kurum, belediyelerin şehirlerine hizmet etmek ve yatırım yapmak amacıyla merkezi yönetimle daha yakın çalışmak istediğini belirterek muhalefetin bu konuda kendi yaklaşımını sorgulaması gerektiğini savundu.
Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Deprem bölgesinde iki yılda 500 bin konut yapıyor olmamız, şehirler için kurduğumuz hayalleri ne kadar kısa sürede hayata geçirdiğimizi açık ve somut bir şekilde gösterdi. Bence burada muhalefetin gözden kaçırdığı konu şu: Her belediye başkanı, örneğin İzmir'den bir belediye başkanı, 'Ben şehrime hizmet etmek, yatırım yapmak istiyorum. Dolayısıyla bu konuda sizinle daha yakın çalışmak istiyorum.' dedi. Muhalefetin burada dönüp kendisine bakması gerekir. Muhalefetteyken bu işi meclis üyeleriyle, genel merkeziyle ve milletvekilleriyle neden uyum içinde yürütemiyor? Neden bu kararları alamıyor ve hayata geçiremiyor? Bunu sorgulaması gerekirken başka konulara değiniyorlar. Sanki biz herkesi çağırıyor, herkese baskı uyguluyoruz. 'Arka odalarımıza alıp tehdit ediyoruz.' diyorlar. Görüşmeye gelen belediye başkanlarının hepsi burada. Kendileri de bunu çok net bir şekilde ifade edebilir. Bunların hepsi yalan ve iftira. Daha konuşacak çok şey var ancak bence bu toplantının ortamına uygun olarak bu kadar konuşayım. Sonuçta görüşmeye devam edeceğiz."

KİRALIK SOSYAL KONUT PROJESİNDE YAKLAŞIK 2 BİN KONUT HAZIR
Deprem bölgesinde tamamlanan afet konutlarının tamamının afetlere dayanıklı ve iklim değişikliğine karşı dirençli olduğunu belirten Bakan Kurum, benzer bir anlayışın 500 Bin Sosyal Konut Projesi'nde de hayata geçirildiğini vurguladı.
Kurum, 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında İstanbul'da hayata geçirilen kiralık sosyal konut projesinde yaklaşık 2 bin konutun kurasının kasım ayının sonunda veya aralık ayının başında çekileceğini açıkladı. Kurum, kura çekiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılacağı bir törenle gerçekleştirileceğini bildirdi.
"AVRUPA'YA GİDİN, BAKIN; 600 BİN KONUTUN PROJESİNİ ÇİZEMEZLER"
Türkiye'nin deprem bölgesinde dünyada benzeri görülmemiş bir başarı ortaya koyduğunu savunan Bakan Kurum, 500 bin sosyal konut projesinin önemine de değindi.
Kurum, deprem bölgesinde 455 bin konutun geçen yıl aralık ayı itibarıyla teslim edildiğini, 550-600 bine yakın konutun ise tamamlanma aşamasına geldiğini belirterek şunları söyledi:
"500 bin sosyal konut çok önemli. Neden önemli? Türkiye'de enflasyonla birlikte artan kira ve konut fiyatlarını dengeleyeceğimizi söyledik. İşe deprem bölgesinden başlayacağımızı ifade ettik. Deprem bölgesinde 455 bin konut hedefi koyduk ve bunları geçen yıl aralık ayı itibarıyla teslim ettik. Şu anda 550-600 bine yakın konut bitme aşamasına geldi. Bu ne demek? Depremde mağdur olan yaklaşık 2,5 milyon vatandaşımızın şehirlerine, ilçelerine ve köylerine dönmesi demek. Büyükşehirlerdeki yükün azalması demek. Biz evimizi açtık, soframızı açtık; işimizi ve aşımızı paylaştık. Bugün artık o şehirler yeniden ayağa kalktı. Ankara, İstanbul ve İzmir'deki misafirlik sona erdi. Vatandaşlarımız kendi şehirlerinde eski hayatlarına devam edecek.
İki yılda 600 bin konutu tamamlayabilmek bugün dünyanın hiçbir yerinde yok. Avrupa'ya gidin, bakın; 600 bin konutun projesini çizemezler. Böyle bir projenin iki yılda çizilmesi bile mümkün değil. Biz ise iki yılda tamamladık ve teslim ettik. Bu, önemli bir irade göstergesidir. İkinci konu ise sosyal konut. Türkiye'de bugüne kadar 1 milyon 700 bin sosyal konut yapılmış. Biz 500 bin konut daha yapacağımızı ve bunları 2028'de teslim edeceğimizi söyledik. Bu kapsamda yaklaşık 100 bin konut bitme aşamasına geldi. Bu yıl 170 bin konutun ihalesini yapacağız. Gelecek yıl kalan konutların ihalelerini gerçekleştirerek 500 bin konutu 2028'de vatandaşlarımıza söz verdiğimiz gibi teslim edeceğiz."

"İKLİME UYUM HAYATİ BİR MESELE"
Bakan Kurum, konuşmasının sonunda iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerle merkezi idarenin iş birliği içinde hareket etmesinin önemini bir kez daha vurguladı.
İklim değişikliğine uyumun deprem kadar önemli ve hayati bir mesele olduğunu belirten Kurum, yerel yönetimlerin altyapı yatırımlarını ertelememesi gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
"İklim değişikliğine uyum bu anlamda çok önemli, hayati bir mesele. Deprem kadar önemli ve hayati bir konu. Zamanla insanlar bunun önemini görecek, isteyecek ve tercih edecek. Belki bugün farklı öncelikleri konuşuyoruz ancak ateş düştüğü yeri yakıyor. Ayazağa'da yaşanan acıyı ve korkuyu yaşayan vatandaşlarımıza sorduğunuzda, bu konuda irade ortaya konulması gerektiğini açıkça söylüyorlar. İsteriz ki bunlar yaşanmadan gerekli adımlar atılsın. Tüm yerel yönetimlerimizin, iktidar veya muhalefet ayrımı gözetmeksizin bu konuda sorumluluk almasını istiyoruz. Örneğin, müsilajla mücadele için gerekli iradeyi ortaya koymazsanız müsilaj yeniden ortaya çıkar. Arıtma tesislerini, yağmur suyu kanallarını yapmalı ve dere ıslahını tamamlamalısınız ki bu krizleri en az hasarla atlatalım. İnsanların evleri, arabaları gitti. Millî servetimiz zarar gördü, binlerce araç kullanılamaz hâle geldi. Yazık değil mi?"
Mobil uygulamalarımızı indirin

1 saat önce
20










English (US) ·