Le Monde’a, The Times’a, Wall Street Journal’a, Guardian’a...
Ve şunu gördüm.
NATO Zirvesi öncesi ve sonrasında Türkiye’ye bakışta ince ama çok önemli bir değişim var.
Türkiye artık sadece “eleştirilen ülke” değil; “hesaba katılması gereken” bir ülke.
Daha da önemlisi...
Türkiye artık vazgeçilmezliği yeniden fark edilen ülke.
Bunu en çarpıcı biçimde Le Monde’un satırlarında gördüm.
Fransız gazetesi Türkiye’yi anlatırken iki kelimeyi yan yana kullandı.
“Zor ortak” ama aynı zamanda “vazgeçilmez ortak...”
Batı, Türkiye’den her zaman memnun değil ancak Türkiye’siz de yapamıyor.
Le Monde’un yazdığı tam da buydu.
Çünkü haritaya bakınca bütün yollar yeniden Ankara’dan geçiyor.
Karadeniz’e bakıyorsunuz; Türkiye var.
Ukrayna savaşına bakıyorsunuz; Türkiye var.
Rusya ile Batı arasındaki ince diplomatik hatta bakıyorsunuz; Türkiye var.
Suriye’ye, İran’a, enerji koridorlarına, göç yollarına, savunma sanayisine bakıyorsunuz; yine Türkiye var.
Batı basını bunu artık daha açık yazıyor.
Eskiden Türkiye haberlerinde ilk paragraf çoğu zaman demokrasi, hukuk, basın özgürlüğü, insan hakları olurdu.
Bunlar elbette hâlâ yazılıyor.
Ama dosyanın üzerine yeni ve daha kalın bir dosya konmuş durumda.
O da jeopolitik...
Wall Street Journal’a bakıyorsunuz.
Orada Türkiye başka bir dille anlatılıyor.
Amerikan gazetesi Türkiye’yi artık bir güvenlik mimarisi meselesi olarak okuyor.
Bu da Washington aklının değiştiğini gösteriyor.
Bence en dikkat çekici başlıklardan biri de Trump’ın Erdoğan için gelişi meselesi.
İngiliz basınında bu hava çok belirgin.
The Times’ın satırlarında Erdoğan kadar Trump da var.
Hatta bazen daha fazla Trump var.
Çünkü Batı medyası şunu görüyor.
Trump’ın dünyasında Erdoğan sıradan bir müttefik değil.
Konuşulması gereken, pazarlık yapılması gereken, hatta bazı konularda kapısı çalınması gereken bir lider.
Batı’nın Türkiye ile ilişkisini yeniden ayarlama denemesi başlıyor.

TÜRKİYE’SİZ EKSİK KALIYOR
NATO Zirvesi’nin ardından Batı basınında gördüğüm fotoğraf şu.
Türkiye artık kenarda duran ülke değil.
Türkiye artık parantez içindeki ülke değil.
Türkiye artık not düşülen ülke değil.
Türkiye cümlenin içinde.
Hatta bazı başlıklarda cümlenin tam ortasında.
Ve bu, uzun zamandır ilk kez bu kadar görünür.
Belki de yeni dönemin en kritik sorusu şu.
Batı Türkiye’nin vazgeçilmezliğini
yeniden keşfetti.
Peki Türkiye bu vazgeçilmezliği nasıl bir geleceğe çevirecek?
Cevapları birlikte bulacağız.
NATO’NUN EN ZOR KARARI
MANTI MI KABURGA MI
BEŞTEPE’deki
liderler yemeğinin mönüsüne baktım.
Mönüde hamburger yoktu; pizza, sushi yoktu. Ama taş fırın pidesi vardı. Kayseri mantısı, deniz levreği, dana kaburga, Sütlü Nuriye vardı.
Türkiye, diplomasiyi kendi mutfağının diliyle anlatmayı seçmişti.

Sonra aklıma şu geldi.
Acaba Trump neyi seçti? Levreği mi, kaburgayı mı?
Ben kaburga diyorum.
Çünkü Trump’ın siyasi tarzına, gastronomi tercihine daha çok yakışıyor gibi.
Macron’u düşündüm; büyük ihtimalle levreği tercih etmiştir.
İngiltere Başbakanı?
Muhtemelen mantıya biraz mesafeli durmuştur. Çünkü mantının içine yoğurt dökmek, İngiliz mutfağı açısından açıklanması zor bir olay olabilir.
Ama gecenin asıl kazananı bence tatlıydı; Sütlü Nuriye...
İsmi bile başlı başına diplomasi. Baklava deseniz herkes bilir.
Ama Sütlü Nuriye...

Türkiye misafirlerine “Bizim anlatacak daha çok hikâyemiz var” diyor anlayacağınız.
Mönüye bakınca bir ayrıntı daha dikkatimi çekti.
Her tabağın altında şehir isimleri vardı.
Trabzon tereyağı; Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat yaprağı, Maraş dondurması,
Ayaş salçası...
Yani anlayacağınız Türkiye haritası servis edildi.
Anadolu masaya kondu.
Belki de NATO zirvesinin en yumuşak mesajı bildirgede değil, mönüdeydi.

MACRON GÖZLÜK SATIŞLARINI PATLATTI
FRANSA Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yine o mavi camlı pilot gözlükleriyle ortaya çıktı. Ocak ayında Davos’ta başlayan “Top Gun Macron” hikâyesi Ankara’da devam etti.
Fransız basını şöyle yazdı.
“Gözündeki zararsız bir damar çatlamasını gizlemek ve ışığa hassasiyet nedeniyle bu gözlükleri takıyor.”
Bir gözlük, bazen bir konuşmanın önüne geçebiliyor.
Kimi “Top Gun Macron” dedi.
Kimi “Maverick Élysée Sarayı’na taşınmış” diye takıldı.
Kimi de “Rocky’nin ‘Tiger Eye’ ruhu NATO’ya geldi” yorumunu yaptı.
NATO’nun ortak savunma planı değişir mi bilmem...
Ama Macron’un gözlük markasının satışlarının yeniden artacağına neredeyse eminim. Davos’ta da aynısı olmuş, gözlükler kısa sürede viral olmuş, üreticinin internet sitesi yoğun ilgi nedeniyle çökmüştü.


1 hafta önce
35









English (US) ·