Kaynak:CNN TÜRK
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda Ankara’nın Suriye’de PKK/YPG’ye yönelik izlediği “stratejik sabır” yaklaşımında sona yaklaşılıyor. Özellikle YPG ve SDG yapılanmasına tanınan sürenin dolmak üzere olduğu belirtilirken, Türkiye’nin hem sahada hem de diplomasi masasında eş zamanlı ilerleyen somut adımlar attığı vurgulanıyor.
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir’e göre, kamuoyunda sıkça dile getirilen YPG’nin 100 bin silahlı unsura sahip olduğu iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Şendir, “Bu rakamın yarısı kadar bile yok. SDG’nin içinde PKK’ya bağlı YPG unsurları var ama aynı zamanda büyük çoğunluğu Arap aşiretlerinden oluşan bir yapı söz konusu. Arap aşiretlerinin oranı yaklaşık yüzde 80” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara’nın çok katmanlı stratejisi
Şendir, Ankara’nın tek boyutlu bir askeri plan yerine çok katmanlı bir strateji izlediğini belirterek, “Türkiye bir yandan Şam yönetimiyle, diğer yandan Washington’la görüşüyor. Askeri operasyon seçeneği masada duruyor ancak Ankara, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Suriye’nin güneyindeki Dürziler örneğinde olduğu gibi Kürtler üzerinden yeni bir rol üstlenmesini istemiyor” dedi.

Aşılan kritik eşikler
Terörsüz Türkiye sürecinde bugüne kadar önemli eşiklerin aşıldığını ifade eden Şendir, PKK/YPG’nin Suriye ayağının tek parça bir yapı olmadığını vurguladı. Örgüt içinde entegrasyona tamamen karşı çıkan ve sahada silahlı unsurları bulunan gruplar ile daha pragmatik kanatlar arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşandığını belirten Şendir, “Ankara bu iç tartışmaları yakından takip ediyor. Washington’un da bu süreçte Ankara ile birlikte hareket etmeye istekli olduğu görülüyor” diye konuştu.
Yeni adımlar ve risk alanları
Önümüzdeki dönemde kamuoyunun daha net adımlar görebileceğini söyleyen Şendir, stratejik sabrın sınırsız olmadığının altını çizdi. “Ankara mesajlarını çok açık veriyor. Sabır kötüye kullanılmaya başlandığında ‘bir dakika’ denilecek noktaya gelinir” ifadelerini kullanan Şendir, İmralı’dan gelen ilk çağrının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Şendir, sürecin temelinde müzakere ya da pazarlık olmadığını vurgulayarak, “Terörsüz Türkiye hedefine toplumda geniş bir destek var. Ancak Öcalan’ın adının sürece dahil edilmesi kamuoyundaki desteği düşürüyor. Karşı tarafın olmayan sıfatlar ve roller üzerinden söylem üretmesi, sürecin özüne zarar vermese bile gereksiz bir gerilim yaratıyor.” değerlendirmesini yaptı.
Ankara’nın hem sahadaki gelişmeleri hem de diplomatik temasları yakından izlediği süreçte, stratejik sabrın hangi noktada sona ereceği ise önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.











English (US) ·