Önceki gün karşıma çıkan, 2016 yılında Milliyet’te kaleme aldığı yazıda bakın, Ayşe Teyze’ye nasıl seslenmiş:
“Sizin bizim gibi küçük birikim sahiplerinin altın alıp satarak para kazanmaları çok güç. Kısa sürede altın alıp satanlar genelde zarar ediyorlar. Birikimlerini uzun sürede altında tutanlar genelde kazançlı çıkıyorlar.”
Altın, İran savaşı öncesinde hızla yükselerek yatırımcıları cezbetti. Ancak savaşın ardından beklenenin aksine sert dalgalanmalar yaşadı. Tam ‘barış geldi, yükseliş yeniden başladı’ derken ibre bir kez daha tersine döndü. Peki ama altında kısa vadeyi görmezden gelip tam da Güngör Uras’ın 10 yıl önce dediği gibi neden uzun vadeli bakmak lazım? Gelin, inceleyelim...
MADENLER MERKEZ BANKALARINA ÇALIŞIYOR
SON 10 yılın Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine baktığımızda karşımıza ilginç bir durum çıkıyor. Gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları, küresel yaptırım risklerinden kaçınmak ve rezervlerini çeşitlendirmek için son 4-5 yıldır adeta altın toplama yarışına girdi. Pandemi öncesinde yılda ortalama 400 ton alım yapan merkez bankaları, son yıllarda bu miktarı yıllık
1.000 tonun üzerine çıkardı.
Yani madenlerden çıkan altının 3’te 1’i daha piyasaya bile düşmeden doğrudan merkez bankalarının kasalarında kilit altına alınıyor.
FİYAT YÜKSELMEZSE PİYASA TIKANIR
MADENLERİN yetmediği, merkez bankalarının piyasayı kuşattığı bu noktada sistemin imdadına ‘Geri Dönüşüm’ yetişiyor. Eski bilgisayar çipleri, endüstriyel vs. var ama bu mekânizmanın yüzde 90’ı vatandaşın eski takılarından oluşuyor. Yeryüzünde bugüne kadar çıkarılmış yaklaşık 200 bin ton altının neredeyse tamamı hâlâ bir yerlerde duruyor ve piyasanın ‘emniyet sübabı’ olarak görev yapıyor. Peki dünya vatandaşları durup dururken altınını satar mı? Nakit ihtiyacı dışında insanları altınlarını satmaya ikna etmenin en etkili yolu fiyatların yükselmesidir. Bu nedenle piyasa, madenlerin karşılayamadığı 1200 tonluk açığı kapatabilmek ve yastık altındaki altını sahaya çağırabilmek için fiyatları yukarı itmek zorunda.

DÜNYA SÜT LİMAN OLSA DA YÜKSELİR
ÖNÜMÜZDEKİ 10 yıl boyunca dünyada sıfır kriz olduğunu bir düşünün. Yani savaşlar bitti, jeopolitik gerilimler tarihe karıştı, enflasyon sıfırlandı ve her şey süt liman... Altın fiyatları ne olur? Altın iki sebepten yine yükselir. Birincisi altın dünyada ons bazında dolarla fiyatlanıyor. Dünyada ülkelerin enflasyon hedeflemesi gereği yıllık yüzde 2-3 artış devam edeceğine göre altın da nominal olarak değer kazanacaktır. İkincisi ve daha önemlisi çıkarması kolay ve yüzeye yakın altın yatakları bittiği için maden şirketlerinin işi artık daha zor. Artık aynı miktarda altını çıkarabilmek için her yıl daha derine inmek, daha çok kayaç işlemek ve daha fazla enerji harcamak gerekiyor. Madenlerin 3 bin 600 tonluk seviyeyi koruyabilmesi için maliyetler nedeniyle fiyatların yükselmesi gerekiyor.
GÜNGÖR URAS’IN NASİHATİ ÖNEMLİ
KISACASI altının hikâyesi artık yalnızca savaşların, krizlerin ve korkunun hikâyesi değil. Aynı zamanda giderek zorlaşan üretimin, artan maliyetlerin ve merkez bankalarının bitmeyen iştahının hikâyesi. Bu nedenle altına bakarken yalnızca bugünkü fiyat hareketine değil, gelecek 10 yılın arz-talep dengesine, yıllık 1200 tonluk açığa da bakmak gerekiyor.
Vatandaşın güncel sorusu ile bitirelim: Altın alınır mı?
Cevabı Güngör Uras, yıllar önce Ayşe Teyze’ye vermiş:
“Başkalarının tavsiyesiyle altın alınıp satılmaz. Altın alıp satacakların risklerini, kazançlarını tartarak ne yapacaklarına kendileri karar vermelidir.”
1200 TONLUK ‘KARA DELİK’
DÜNYANIN en ücra köşesindeki devasa altın madenlerini hayal edin. Binlerce işçi, devasa kamyonlar, gece gündüz çalışan rafineriler... Madenlerden her yıl
ortalama 3600 ton yeni altın yeryüzüne çıkarılıyor. İlk bakışta muazzam bir miktar gibi görünüyor, değil mi? Değil... Dünyanın tüm madenleri tam kapasite çalışsa bile, küresel altın talebini karşılamaya yetmiyor.
Üretim 3 bin 600 ton, küresel talep ise 4 bin 800 ton... Yani dünya her yıl yaklaşık 1.200 tonluk bir altın açığıyla karşı karşıya. Peki, nasıl oluyor da bu piyasa çökmüyor, dükkânlardaki
vitrinler boş kalmıyor ve sistem tıkır tıkır işlemeye devam ediyor? Cevap, tam olarak sizin kolunuzdaki bilezikte, kasadaki çeyrek altından oluşan o
meşhur ‘yastık altı’ dünyasında gizli.
ALTINDA SON 10 YILIN ARZ TALEP DENGESİ (TON)

5 gün önce
39










English (US) ·