AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Ateşkesin önündeki engel savaş lobisi

1 saat önce 30
 Ateşkesin önündeki engel savaş lobisi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, katıldığı televizyon programında dünyanın bir numaralı gündem maddesi ABD-İsrail ve İran arasında bir ayı aşkın süredir devam eden savaşa dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Çelik'in açıklamasından öne çıkan başlıklar şöyle oldu:

Bir yanda İsrail'in başını çektiği bir savaş lobisi var ve bu lobinin Amerika içerisinde de ciddi bir karşılığı bulunuyor. O lobi, bu sürecin sürmesi gerektiğini, hatta hedefin tamamen rejimin çökmesi ve değişmesi olduğunu savunuyor. Öte taraftan da bu işe girilmemesi gerektiğini ya da girildiği andan itibaren bir yerde durması gerektiğini söyleyen bir lobi var; bu iki yapı kendi içinde bir mücadele veriyor.

Bir yanda 'bir gecede yok etmekten' bahsediliyor, bir yanda da kağıtlar gidip geliyor, yoğun bir kağıt trafiği yaşanıyor. Ancak bu trafik savaş çıkmadan önce olsaydı bir anlam ifade edebilirdi.

Devlet başkanı öldürülmüş, bombalanmış, ağır bir saldırıya uğramış bir İran'ın kabul edebileceği bir çerçeve değil bu" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu. İran'ın talebi öncelikle geçici bir ateşkes değil, kalıcı bir barış olması yönünde. Ayrıca bu sürecin kademeli değil, iki tarafın da aynı anda aynı noktaya gelmesiyle çözülmesini istiyorlar. İran, karşı karşıya kaldığı bu ağır zararın nasıl tazmin edileceğini ve bu saldırıların telafisinin ne olacağını sorguluyor.

MÜZAKERE MASASINDA İHANET

İran iki kere müzakere masasındayken saldırıya uğradı. Şimdi onların sorduğu soru şu: Yarın öbür gün ateşkes geçici olursa, bunun üzerinden daha ağır bir saldırıyla gelmeyeceklerinin garantisi nedir? Bu soruya mutlaka bir cevap verilmesi gerekiyor. Çünkü uluslararası hukuka aykırı bir durum var, Birleşmiş Milletler kararı yok ve Umman'ın ara buluculuğunda müzakereler sürerken bir ülkeye 'rejimi değiştireceğim' diye saldırıyorsunuz.

Bu artık bir bölge meselesi haline geldi. Amerika ve İsrail'in bu haksız, hukuksuz saldırganlığından sonra İran'ın verdiği cevaplar da bölge ülkelerine yönelik saldırılara dönüştü. Buradan çıkışın yolu, bölgesel bir güvenlik mimarisinin de masada olmasından geçiyor. Bu konu artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.

GÜNEY AFRİKA'DAKİ G20 ZİRVESİ

İyi bir noktaya bağlanmış olan nükleer süreci, ilk döneminde Başkan Trump ortadan kaldırdı. Bunun arkasında, o günden beri bu durumu fiziksel bir saldırıya dönüştürmek isteyen İsrail'deki savaş lobisi vardı. Bu, İran'ın devrimden 25 yıl sonra yaptığı ilk uluslararası anlaşmaydı. İsrail ayağa kalksa da İran, elindeki zenginleştirilmiş uranyumu üçüncü bir ülkeye devretmeye razı olmuştu. Cumhurbaşkanımız ile Lula sohbet ederken, yaklaşan savaşın ayak sesleri duyuluyordu. Sayın Lula, 'Burada ne yapabiliriz?' diye sorduğunda aklıma o eski toplantı geldi. Aslında o gün bu iş halledilmişti. Trump tarafından bozulmasaydı, nükleer silah ile nükleer enerji kısmı birbirinden ayrılmış ve İran denetime açılmıştı.

ERDOĞAN'IN İRAN DOSYASINA HAKİMİYETİ

Eğer Umman yerine Türkiye arabuluculuk yapsaydı, taraflar masadan bu kadar kolay kalkamazdı. Cumhurbaşkanımızın İran dosyasına hakimiyeti, şu anda dünyadaki hiçbir devlet başkanında yok. Demokratik seçimlerle iş başına gelmiş liderler içinde en tecrübelisi Cumhurbaşkanımızdır.

Diplomasi rakibinizle, düşmanınızla yapılır. Masaya oturmuş birinin tepesine bomba yağdırmak, onun devlet başkanını öldürmek; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin artık kalktığı anlamına gelir. Artık kimse bu düzenin varlığından bahsedemez.

KÜRESEL SİSTEMİN DİKİŞLERİ PATLADI

Hani biz diyorduk ya, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzen sarsılıyor, bu düzen kalkmıştır artık. NATO'nun kurulduğu dönemden bu tarafa baktığımızda en temel göstergelerden bir tanesi Japonya ve Almanya'nın silahsızlanmasıydı ancak bugün bu dikişlerin patladığını görüyoruz.

ŞİMDİ CANAVARLAR ZAMANI

Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğamıyor, şimdi canavarlar zamanı... Bugün hiçbir kural yok; bir devlet başkanını öldürüyorsun, bir devlet başkanını kaçırıyorsun. Barışın teminatı kurala dayalı düzendir ancak şu an kimse kurala dayalı bir düzen var diyemez.

MAĞDUR İRAN, SALDIRGAN ABD-İSRAİL

Burada mağdur olan taraf İran'dır. Saldırgan olan taraf Amerika-İsrail tarafıdır. Bu bir ilke meselesidir ve biz bunu söylemekten geri adım atmayız.

TAM DA İSRAİL'İN İSTEDİĞİ ORTAMI YARATIR

Siyasi mezhepçilik bölgemiz için bir felakettir. Biz mazlumun mezhebine bakmıyoruz, siyasi mezhepçiliği kategorik olarak reddediyoruz. İran'ın kendisine saldıranlara cevap vermesine, meşru müdafaa hakkına kimse bir şey diyemez. Ancak komşu ülkelere füze gönderilmesi tabloyu değiştiriyor. Bizim en korktuğumuz senaryo budur; saldırganlığın tarafında olmayan kardeş ülkeler arasında çatışmanın derinleşmesi tam da İsrail'in istediği ortamı yaratacaktır.

Netanyahu 7 Ekim'den sonra 'Orta Doğu haritası değişecektir' dedi. Kafasındaki Siyonist planı hayata geçirmek için zemin bulduğunu düşündü. 'Davut Koridoru'nu kuracağız' diyerek Goyim ve Amalek gibi dini kavramları kullanıyor. 'Hz. İsa'nın Cengiz Han karşısında hiçbir şansı yoktur' diyerek büyük bir hadsizliğe imza atıyor ve bu zihniyet küresel düzeyde gıdadan enerjiye büyük bir kriz oluşturuyor.

Liberal demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, hukuk devleti... Bütün bu kavramlar hakkında en çok yayın yapmış ülkelerin sustuğu bir noktadayız. Batı'nın siyasi literatürü bu vahşet karşısında çökmüştür.

Habere git