Fotoğraf-AA
Von der Leyen'in açıklamalarının ardından Komisyon sözcüsü ve sözcülük tarafından açıklamalar yapıldığını anımsatan Çelik, "Bazı aktörler, sözcüler vesaire toparlamaya çalışıyor ama bu toparlanacak bir durum gibi gözükmüyor. Burada esas mesele, yazılımın değiştirilmesi lazım. Avrupa Birliği'nin hem Balkanlar'a dönük kullandığı yazılım hem Türkiye'ye dönük kullandığı yazılım baştan aşağı yanlıştır." diye konuştu.
Türkiye'nin, AB adaylığı sürecinde müzakerelerin tamamen durdurulduğunu hatırlatan Çelik, fasılların müzakerelerinin bile yapılmadığını, bu durumun, "kategorik olarak karşı karşıya gelme" anlamı taşıdığını söyledi.
"BU VİZYONSUZLUĞA AYNI VİZYONSUZLUKLA CEVAP VERMEYECEĞİZ"
Türkiye'nin, güçlü bir Balkan, Karadeniz, Akdeniz, Asya ve Avrupa devleti olduğunu vurgulayan Çelik, son olaylara bakıldığında, Avrupa demokrasilerini kurtaran birçok yaklaşımı Türkiye'nin ürettiğinin altını çizdi.
Fotoğraf-AA
Ömer Çelik, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla Türkiye ile ilgili kurulan bu cümleler bir kere daha gösteriyor ki Avrupa Birliği, kendisine dışarıda rakip aramasın. Avrupa Birliği'nin en büyük rakibi kendi vizyonsuzluğudur. Biz bu vizyonsuzluğa aynı vizyonsuzlukla cevap vermeyeceğiz. Bir aday ülke olarak, Avrupa vizyonunun, bugünkü çatışmaların dünyasında nasıl olması gerektiğini söylemeye devam edeceğiz. Avrupa Birliği'nin bir Hristiyan kulübü değil, bir değerler Avrupa'sı olması gerektiğini söylemeye devam edeceğiz. Avrupa güvenliğini başka ülkelere karşı, bir siyasi şantaj gibi kullananlara karşı daha vizyoner olmalarını ifade etmeye devam edeceğiz.
Yani günün sonunda Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan, sözde Rum kesimi gidiyor, Akdeniz'de İsrail'le işbirliğine giriyor. Ama bir Avrupa Birliği üyesi olan İspanya ise İsrail'in bu soykırımcılığına karşı yüksek, asil bir tavır ortaya koyuyor. Avrupa'nın siyaset üretme konusunda entegre olmadığı gözüküyor. Dolayısıyla (von der Leyen'in) Türkiye'ye dönük söyledikleri, Türkiye'ye hiçbir şekilde zarar verecek sözler değil. Kendi vizyonsuzluklarının, kendileri tarafından tescil edildiği sözler. Bu, o sözcünün falan düzelteceği bir mesele de değil, doğrudan von der Leyen tarafından düzeltilmesi gereken bir mesele."
"ÇOK BÜYÜK BİR SAYGISIZLIK, ÇOK NİTELİKSİZ BİR YAKLAŞIM"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözlerine de değinen Çelik, "CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ismini, Netanyahu gibi bir katille aynı cümlede yan yana zikretmesi, hem çok büyük bir saygısızlık hem de siyasi olarak çok niteliksiz bir yaklaşım." değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, Özel'in bu sözlerinin, siyasetin nasıl yapılmayacağının bir mottosu olduğunu ifade etti.
Özel'in, sık sık İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'i referans verdiğini ancak Sanchez'in Filistin konusundaki tavrının baştan itibaren çok net olduğunu belirten Çelik, "Sanchez, Cumhurbaşkanı'mızın en güçlü sesi olduğu insanlık ittifakının, son derece değerli seslerinden bir tanesi. Halbuki Özgür Özel, olayların başında 'Hamas'a terör örgütü' dedi. Filistinli çocuklara 'İsrailli çocuklar' diyor. Bunu hiçbir şekilde düzelten bir yaklaşım da görmüyoruz. Sonra gelen tepkiler üzerine ne dedi? 'Ben Hamas'a terör örgütü demedim, terör yapıyor dedim.' dedi. Özgür Özel, bu olaylar başladığından beri en savruk, en niteliksiz açıklamaları yapan siyasetçilerin başında geliyor, bu şekilde markalaştı ve kendisini maalesef bu hale getirdi." diye konuştu.
CHP adına konuşanlara, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistin hassasiyetini sorgulayan bu sözleri Filistin'de, Gazze'de, Batı Şeria'da, Kudüs'te söylemeleri çağrısında bulunan Çelik, Filistinlilerin CHP'lilere ne cevap vereceğinin o zaman görülebileceğini kaydetti.
"ÖZGÜR ÖZEL'İN BU DURUMA DÜŞMESİNİ İSTEMEZDİM"
Çelik, Netanyahu zihniyetinin iki şekilde destek bulduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir doğrudan Netanyahu'yu destekleyen birtakım liderler, siyasetçiler var ve bunlar kendilerine farklı bir dinden bile olsalar siyonist olarak bir sıfat takıyorlar. 'Siyonistim' diyen bir sürü lider, siyasetçi vesaire var. Bunlar doğrudan destek veriyorlar. Bir de Netanyahu zihniyetine verilen dolaylı bir destek var. O da şudur, Cumhurbaşkanı'mız gibi, İspanya Başbakanı Sanchez gibi, İsrail'in soykırımcı şebekesi karşısında net duruş sergileyenleri yıpratmaya çalışmak, onların bu konudaki duruşunu kendilerince yanlış bir temelde sorgulamaya çalışmak, gölge düşürmeye çalışmak şeklinde faaliyet yürütenler var. Özgür Özel'in bu duruma düşmesini doğrusu istemezdim. Ama uzun zamandır Özgür Özel'in en büyük mesaisi, İsrail'e ve Netanyahu zihniyetine karşı olmaktan çok, Cumhurbaşkanı'mızın Filistin hassasiyetini sorgulamaya sarf edilmiş durumda. Biz buradaki yazılımı, tavrı görmüyor değiliz. Bunun hangi çıktıyı elde etmeye çalıştığını görmüyor değiliz.
"AÇIK VE NET NETANYAHU YANDAŞLIĞIDIR"
Özgür Özel, bu sözleri Gazze'de, Batı Şeria'da, Kudüs'te söylese ne ile karşılaşır, kendisi bunu çok iyi biliyor. Orada Cumhurbaşkanımızı bu şekilde sorgulayan birisinin niteleneceği sıfat, 'Netanyahu'nun yandaşı'dır. Dolayısıyla bu yandaşlık bazen doğrudan destek şeklinde, bazen de bu şekilde dolaylı destek şeklinde ortaya çıkar. Yani Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nı bu sözlerle ifade etmeye çalışan kişi, o sözleri kendisi için bir etiket haline getirmiş olur ve gerçekten üzüntü verici bir durumdur onun için, siyasetinin düştüğü durum için, bu trajedi için."
Özel'in sözlerine dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Cumhurbaşkanı'mızın Filistin hassasiyetini sorgulamanın doğal neticesi, bunu sorgulayan her kimse, Cumhurbaşkanı'mızın Filistin hassasiyetine saldıran her kimse onun kendini konumlandırdığı yer, Netanyahu yandaşlığıdır, bu açık ve nettir." dedi.

2 ay önce
47










English (US) ·