AK Parti MKYK sonrası Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar

2 ay önce 37

Oluşturulma Tarihi: Aralık 22, 2025 16:34

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti MKYK sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında 10 Mart mutabakatı ve SDG'nin Suriye Ordusu'na entegrasyonu konusuna da değinen Çelik, "Bir ülkede 2 ordu iç savaş çıkarır." dedi.

İşte AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamasından öne çıkan başlıklar:

Yılın sonuna gelinirken en önemli gelişmelerden bir tanesi Meclis'te terörsüz Türkiye Komisyonumuzun çalışmalarında sona gelinmesidir.

Terörsüz Türkiye'de raporlar yazıldı. Bu komisyona dönük eleştiriler de oldu. Asılsız suçlamaların bir yeri yok. Parlamenter siyaset demek farklı görüşleri bir araya getirerek bir sonuç çıkarmak demek.

Kuşkusuz partilerin raporları arasında farklılıklar var. Tabi ki olabilir. Zıtlıklar var. Zaten parlamento çalışmasının esası budur. Burada diyalektik bir sonuç çıkarılmaya çalışılacaktır. Cumhur İttifakı üyeleri olarak hem biz hem de Milliyetçi Hareket Partisi'nin verdiği raporlarda ortaya koyulan ilkeler benzerdir.

Bölgeyi terörsüz bir ortama kavuşturmak için çalışıyoruz. Süreçte yol haritası işliyor. Terörün amacına ulaşması engelleniyor.

AK Parti olarak komisyona sunduğumuz raporda görüşlerimizi net bir şekilde ortaya koyduk. Boşaltılan mağaralar ve sembolik düzeyde bırakan silahlar var. Terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla birlikte fesih edilmesi esas amaçtır. Fesih konusu fiili durum haline gelmeli. Retorik olmaktan çıkmalı. Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte pek çok konunun stresten kurtulmuş şekilde daha net bir şekilde ele alınabilmesi mümkün olacaktır. Odağımız PKK'nın feshi ve silahların yakılmasıdır.

Şimdiye kadar boşaltılan mağaralar var. Bırakılan silahlar var. Önümüzdeki dönemde silahların bırakılması konusunda atılacak adımlar terör örgütünün feshinin fiili olarak görülebildiği tespit ve teyit edilebildiği bir takım raporların ortaya çıkması bir sürü konuyu kolaylaştıracaktır.

Tabii bu süreç, entegre bir şekilde “terörsüz bölge” olarak ifade ettiğimiz süreçle de yakından ilişkilidir. PKK terör örgütünün; bütün şube ve uzantılarıyla, yani Suriye’deki SDG, ve Avrupa’daki ideolojik ve finansal illegal yapılanmalarıyla birlikte feshedilmesi esas amaçtır.

Terörün, yıllar içerisinde demokrasimiz üzerinde oluşturduğu bir stres, hukuk devletimiz üzerinde meydana getirdiği yüksek bir tansiyon vardır. Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte, bugün bu konularla ilgili hukuki ya da siyasi düzeyde tartışılan pek çok meselenin, bu stresten ve yüksek tansiyondan arınmış şekilde, daha net ve daha sakin bir biçimde ele alınabilmesi mümkün olacaktır.

Burada demokratikleşme ile ilgili pek çok gündem maddesi konuşulmaktadır. Biz bu demokratikleşmeyi meşru alan içerisinde değerlendirdik. Bu, her zaman bizim perspektifimiz olmuştur. Bunu, konuya özgü ya da meseleye özgü dar bir perspektif olarak ele almadık; bunu her zaman indirgemeci bulduk.

Tam tersine, tümdengelimci bir yaklaşımla Türkiye’nin önümüzdeki yıllardaki siyasal ihtiyaçlarını, ekonomik ihtiyaçlarını ve dünya sistemi içerisindeki büyük millî çıkarlarının korunmasıyla ilgili rolünü gerçekleştirebilmesini sağlayacak; milletimizin huzur ve refahına dönük ihtiyaçların karşılanmasına imkân verecek bir perspektif olarak ele aldık. Raporumuzda da buna değindik.

Dolayısıyla tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesi etrafında; ebedî kardeşliğimize ve ebedî birlikteliğimize sahip çıkarak, kaderdaşlık ve vatandaşlık ilkeleri çerçevesinde geleceğe yürüyeceğiz.

Tabii ki siyasi partiler arasında, bu konularla ilgili olarak da belirttiğim şekilde suçlama ve hakaretleri dışarıda tutuyorum, eleştiriler ve tartışmalar olmaktadır. Herkesin perspektifi farklıdır. Bunları bir noktada buluşturabilecek bir olgunlukla hareket etmemiz gerekmektedir.

Bu hafta aynı zamanda, Türkiye’nin millî egemenliğine, ulusal egemenliğiyle birlikte devletimizin tüm değerlerine yönelik bir saldırı anlamına gelen ve kamuoyunda 17–25 Aralık süreci olarak kodlanan, Fethullahçı Terör Örgütü’nün devletimize ve milletimize bir yargı darbesiyle saldırısının yıl dönümüdür.

Daha sonrasında 15 Temmuz’a giden bütün sürece baktığımızda, bu terör örgütünün söz konusu süreçler vasıtasıyla bir hazırlık yaptığı, geriye dönüp değerlendirdiğimizde çok daha net bir şekilde görülmektedir. Esasında 17–25 Aralık’tan 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan bu sürecin, Türkiye’nin millî egemenliğini gasp edip bu egemenliği birtakım yabancı odaklara devretmeyi amaçlayan bir yaklaşım olduğu daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.

Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın o gün ortaya koyduğu şaşmaz irade, hiçbir tereddüt göstermeden sergilediği güçlü duruş; hem 17–25 Aralık’ta hem de 15 Temmuz gecesi bu girişimlerin bertaraf edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla burada, belki de Türk devlet hayatının, siyasi hayatımızın ve toplumsal hayatımızın en büyük tehlikelerinden biri bu şekilde savuşturulmuştur.

17–25 Aralık’tan 15 Temmuz’a giden süreci bütün boyutlarıyla değerlendirmek; millî egemenliğimizi korumak ve millî egemenliğimize yönelmesi ya da musallat olması muhtemel saldırılar karşısında her zaman hazırlıklı olmak bakımından son derece önemlidir. Bunu da özellikle vurgulamak istiyoruz. Milletimizin desteğiyle, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine dönük her türlü saldırıyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Galip Ensarioğlu ve Yaşar Güler'in açıklamaları ile ilgili sorulan soruya cevaben

Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politikaya ilişkin çizdiği politika çizgisi hem kabinedeki bütün arkadaşlarımız tarafından hem de bizim genel başkanımız olarak aynen takip edilmektedir. Burada SDG konusunda Bakanlarımız arasında bir görüş farklılığı yoktur.

Diyar bakır vekilimiz Galip Ensarioğlu bir açıklama yaptı ve söylediklerinin yanlış anlaşıldığını belirtti. Galip Bey bugün bir açıklama yapmış kendisinin başka bir şeyi kast ederek bu sözleri söylediğini herhangi bir bakanımızı kast etmediğini ifade ediyor. Bunu da kayda geçirmiş olayım.

10 Mart mutabakatına uyulması halinde bu güç Türkiye için bir tehdit olmaz. Bir ülkede iki ordu olmaz. Bu iç savaş çıkartır. Devlet içinde devlet, ordu içinde ordu ilan ederseniz ki bu ilan etmelerin Kürt kardeşlerimizle bir ilgisi yok. Bu kadar zaman geçti bu konuda atılışmış bir adım yok.

DEM Parti'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi ile ilgili soruya cevaben:

Henüz onunla ilgili bir takvim yok. Biz bu tip görüşmelerde bir araya geldiğimizde nezaket içerisinde herkes görüşlerini ortaya koyuyor.

Meclis'teki kavgayla ilgili soruya cevaben:

Dün maalesef İshak arkadaşımıza dönük çok aleni bir şiddet gerçekleştirildi. Sözün cevabı sözle verilir. Bu saldırıyı lanetliyorum. 

Habere git