Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten Gülistan Doku mesajı

2 saat önce 36

Adalet Bakanı Akın Gürlek Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada 11 tutuklu olduğunu beliterek "Davada sonuna kadar gidilecek" mesajı verdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı televizyon programında Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin önemli mesaj vererek "Sonuna kadar gidilecek" dedi.

Bakan Gürlek'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Ben 86 milyonun Adalet Bakanıyım. Yani burada adalet ihtiyacı neredeyse oradayım ben. Mağdur ve haklı kimse sonuna kadar onun yanındayım, bunu daha önce de söyledim, sürekli olarak da söylüyorum; adalet ihtiyacına kim ihtiyaç duyuyorsa ben onun yanındayım. Şimdi burada tabii toplumu yaralayan bazı olaylar var. Yani Gülistan Doku kardeşimiz, tekrardan ailesine taziye dileklerimi iletmek istiyorum. Bu tarz bazı simge isimler var; Gülistan Doku, işte Rojin Kabaiş gibi. Burada tabii Gülistan Doku gencecik bir kızcağızımız, yani hayatının baharında, öldüğü mü ya da intihar mı ettiği şu an henüz belli değil. Bir savcılık, Tunceli Başsavcılığımız bir soruşturma yapıyor. Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak."

"Bu tabii elbette çok önemli bir olay. Aile mağdur, toplumda da derin yaralar bıraktı. Kamuoyu da bu olaya çok özellikle ilgiliydi. Tabii Başsavcımız 2025 yılından sonra tabii dosyada bir hareketlenme olduğunu söyledi. 2020 yılında biliyorsunuz Gülistan Doku'nun kaybolması var. 6 yıl önce yani. 2025 yılında tabii bir ihbar geliyor, ihbar üzerine bir gizli tanık dinleniliyor. Bizim usulümüz şöyle: Dosyada takipsizlik kararı verilse bile iddia makamı yeni delil varsa o dosyayı her zaman açar. Yani burada yeni delil var."

"Yeni delil var. İlk başta tabii tanığın beyanlarına itibar edilip edilmeyeceğine savcılık makamı karar veriyor. Yani tanık geliyor, bazı şeyler anlatıyor, anlattığı şeyler örtüşüyor, baz istasyonu çalışması yapılıyor, daraltılmış baz istasyonu çalışması yapılıyor, PTS kayıtları, görüntü kayıtları inceleniyor. Yani burada savcılık yeni bir çalışma yapıyor, yeni bir delil incelemesi yapıyor. Hatta yani burada bir mezar yerini söylüyor gizli tanığımız, mezar yerine de gidiliyor, oradan örnek alınıyor, orada biliyorsunuz Jandarma Kriminal'in bir raporu var. O raporda da bu toprak yapısı itibarıyla buraya bir işte cesedin gömüldüğü, bu toprak yapısının yumuşak doku olduğu, hatta silahla birlikte gömüldüğü, silahın toprağa dokununca oksitlenme oluştuğuna dair bir rapor düzenleniyor. Burada da artık gizli tanığın beyanlarına itibar edilmesi gerektiğine kanaat getiriyor Tunceli Başsavcımız. Ondan sonra da tabii soruşturma kendiliğinden devam ediyor."

"Şimdi öncelikli olarak şunu vurgulamamız gerekiyor: Burada soruşturmayı yapan iddia makamı. Biz Adalet Bakanı olarak soruşturmaya kesinlikle müdahale etme yetkimiz yok. Anayasaya göre biliyorsunuz hakimler, savcılar kendi kararlarını kendileri verirler, onlara kimse talimat, telkin ve tesellide bulunamaz. Adalet Bakanı da dahil, bu anayasada yazılı, 138. maddesinde yazılı. Burada öncelikle Başsavcılığımız yani çok titiz bir araştırma yapıyor, inceleme yapıyor. Soruşturma evre evre gidiyor. Yani buradaki gizli tanık beyanlarından sonra telefon kayıtları inceleniyor, baz istasyonu kayıtları inceleniyor, tanık dinleniliyor, HTS kayıtlarına bakılıyor, PTS kayıtlarına bakılıyor, kamera görüntüleri inceleniyor."

"Tabii bu soruşturma aşamasında bir kısım itirafçılar çıkıyor, biliyorsunuz işte bir itirafçı çıktı polis memuru, işte dedi ki: 'O dönemin valisi benden telefon hattını çıkartmamı istedi, ben telefon hattını daha sonradan Ankara'da birine gönderdim.' O gönderdiği kişi sonra tekrar onun beyanı alındı, o beyanda da 'İşte o telefon hattını, sim kartını ben taktım, içindeki bilgileri sildim' dedi. Yani bunlar artık dosyaya giren bilgiler olduğu için, yani soruşturma gizli ama bunlar artık kamuoyunda bildiği bilgiler olduğu için, herkesin bildiği bu şekilde evre evre gelişen bir şey var. Bildiğim kadarıyla şu an 11 tutuklu var, 3 tane adli kontrol var. Şu anda Tunceli eski valisi de sanıyorum hala devam ediyor sorgusu, belki de tutuklanma kararı çıkıp çıkmayacağı bu akşam belli olacak."

ABD'DEKİ UMUT ALTAŞ'IN BEYANLARININ ALINMASI GEREKİYOR

"Belli olacak. Şimdi burada bir kırmızı bülten çıkarttık, Umut Altaş var. Bu Amerika'da, tabii bu soruşturmanın en kilit ismi. Buna tabii biz biliyorsunuz Adalet Bakanlığı kırmızı bülten çıkartıyoruz iadesi için. Özellikle bu Umut Altaş'ın beyanlarını mutlaka alınması gerekiyor. Tabii bu Umut Altaş burada abisi işte avukatına bir kısım beyanlarda bulunuyor, savcımıza beyanlarda bulunuyor ama bizzat bunu getirerek beyanlarının alınması gerekiyor. Yani bu aşamada soruşturma devam ediyor. Başsavcılığımız soruşturmayı yapıyor. Soruşturmanın nasıl sonuçlanacağıyla ilgili bir kanaat belirtmeyeceksiniz tabii ki, onu Başsavcılık ve oradaki adli makamlar yapacak."

TEK UĞRAŞIMIZ MEZARI VARSA AİLENİN MEZARINDA DUA ETMESİ

"Şunu bazıları söylüyorlar, iki mesele var burada: Bir tanesi, bu olay 6 yıl önce meydana gelmiş. 6 yıldır neredeydiniz? 6 yıldır bu işe niye el atılmadı? Ama diyorsunuz ki yeni delil çıktı. Tabii yeni delil çıktı ve burada bizim amacımız, bizim uğraşımız kızcağızımızın bir mezarı varsa ailesinin o mezarının yerini bilmesi, dua etmesi. Bizim tek uğraşımız bu. Başsavcılığın uğraşı da o, bizim de amacımız, temennimiz bu. Yani bir mezarı varsa onun ortaya çıkması, ailesinin de mezarını bilip dua etmesi. Bizim amacımız, uğraşımız bu."

Bakın yargıda şöyle bir şey yoktur: İşte o vali, o kaymakam, o siyasetçi, o belediye başkanı... Yargı bunlara bakmaz, yargı dosyanın kapağındaki isme bakmaz, makamına, mevkisine bakmaz. Burada suç var mıdır, yok mudur yargı buna bakar. Ben özellikle açıklamalarımda da bunu söyledim; yani ucu nereye giderse gitsin derken zaten bizim savcılarımız da bunlara bakmaz. Bakın ben başsavcılık yaptım, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptım. Burada dosyanın kapağında yazılan isimler önemli değildir. Burada suç var mıdır, yok mudur, deliller var mıdır ve hakim vicdani kanaatine göre ve dosyadaki delillere göre karar verir."

"Burada da başsavcılığımız elbette delilleri topluyor, deliller toplandıktan sonra kendisi ya iddianame düzenleyecek ya da tekrardan takipsizlik kararı verilecek. Şimdi burada şunu ayırmamız gerekiyor: Daha önceden takipsizlik kararı, yani ben normalde onun hukuki ismi 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar'dır ama halk tabiriyle takipsizlik kararı verilen dosyalarda her zaman açılabilir. Burada zaman aşımı süresi var, burada da öyle, başka dosyalarda da öyle. Bakın Rojin Kabaiş'te de öyle, diğer dosyalarda da öyle, biz şu an bakıyoruz onlara. Takipsizlik verildi diye o işte dosyada fail bulunamadı ya da işte o olay intihar oldu diye böyle bir şey yok, rafa kalkmaz."

"Rafa kalkmaz. Yani onun zaman aşımı var, daimi arama dosyasına alınır. Burada da bu dosya kapsamında da 2025 yılından sonra dosyada hareketlenme başlıyor; ihbarlar geliyor, yeni delil... İşte az önce söyledim Ahmet Bey, gizli tanık beyanı ortaya çıkıyor, savcılık bir keşif kararı yapıyor, mezar yerine ilişkin araştırma yapıyor, kamera kayıtları inceleniyor, daraltılmış baz istasyonu kayıtları dediğimiz şahısların o tarihte nerede bulundukları, kimlerle görüştükleri... Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Yani bu dosyalar ve daha önce... Aradan geçen süreden sonra bu gelişmeler olduğu için bu dosya yeniden açılıyor. Peki mesela sizin bir bakan olarak, Adalet Bakanı olarak diyorsunuz ki 'ben Adalet Bakanı olarak müdahale etmem', yetkimiz yok zaten diyorsunuz. Soruşturma yapma makamı savcılık.

Özel bir ekip kuruldu. Gizli tanığın beyanıyla deliller örtüşüyor. Gerçekten gizli tanığın söylediği yerde ceset varmış. 'Ceset yoksa cinayet yoktur' diye bir algı var. Böyle bir şey yok. Buna dair birçok karar var. 2 delil var. Sim kartın aileden alınarak özel siber polisine gönderilerek verilerin silinmesi ve hastane kayıtların silinmesi var. Delilleri karartma suç isnattı olur herhalde. Bizim ceza işleri genel müdürlüğümüz var. Dosyalara bu ekipteki arkadaşlar farklı bir gözle bakıyor. Elbette soruşturmayı yapan ilgili savcılık. Biz soruşturma makamı değiliz. Savcılığın yerine geçip karar teyit etmiyoruz.

NARİN GÜRAN DOSYASI

Narin davasıyla ilgili anne, baba, amca ve kardeş hakkında ağırlaştırılmış müebbet verildi. Nevzat Bahtiyar hakkında Yargıtay, buradaki eylemin daha ağır olması gerektiğine karar vererek 17 yıl ceza verdi.

Ancak yeni bir delil ortaya çıkarsa yargılamanın yenilenmesi yapılabilir.

Ayrıntılar geliyor...

Habere git