Açgözlülük

1 saat önce 8

"Artık, yeter!" dedim içimden; "hepimiz şu konunun üzerinde derinlemesine durmalıyız..." Geç bile kaldık...
Dünyaya bu açıdan bakmalıydık, sohbetlerimizde basit dedikodunun ötesine geçmeliydi...
AÇGÖZLÜLÜK...
Bundan bahsediyorum...
Gece gece kitaplığımı indirdim, direk bu mesele üzerine yoğunlaşmış çalışmalar aradım.
Hınç...
Haset...
Öfke...
Rekabet ve yarışma duygusunun karanlık dinamikleri...
Hepsi üzerine dolu kitap vardı...
Ama "açgözlülük" indekslerde bile yoktu...

***

Dijital kütüphanemi karıştırdım, birkaç makale buldum sadece...
Lafını etmekten bile korkuluyor muydu ne?
Yoksa maddi açgözlülüğü bir sofraya oturduğumuzdaki iştahtan ayırt etmez hale mi gelmiştik?
Göbeğimizin şişmesiyle paralel olarak giden açlığımız gibi sıradanlaşmış mıydı yoksa?

***

Oysa KİTAP...
Esas kitap...
Kuran durmadan maddi hırs ve mal sevgisine karşı uyarıyordu insanı...
Neden?
Mearic Suresi 19. ayet açıktı...
"İnnel insane hulika helua" ("İnsan hırslı yaratıldı")
Bilenler, oradaki "helua"nın "hırslı, doyumsuz, huysuz, sabırsız, aşırı derece düşkün" anlamlarını taşıdığını bilirler...

***

Gel de sorma şimdi...
İnandığımız kitap bizi sürekli uyarırken biz niye açgözlülüklerimizi dizginleyemiyor, bu meseleyi bu kadar hafife alıyoruz?
Niye ninelerimizin, büyük dedelerimizin bu konulardaki titizliği çekti gitti?
Niye durmadan "kazanıyoruz" arkadaş?
Niye yeterinden fazlaya sahipken yetmez sanıyoruz?
Niye durmadan biriktiriyoruz?
Geniş kitleler eksilirken; maddi varlıkları gitgide azalırken üstelik...

***

Biliyorum...
Sadece kişisel bir meseleyle karşı karşıya değiliz.
Bizi çepeçevre saran toplumsal düzenin payı büyük...
Fakat öyle diye...
İşin kişisel yanından kaçacak, yine lafı boğuntuya mı getireceğiz?

***

İlginçtir...
Davranışsal ekonominin babalarından Marcel Zeelenberg açgözlülük konusunda yaptığı araştırmalarında ilginç bir noktaya değinir: "Zenginlik hırsı bir takıntıdır, bir obsesyondur."
Yani nasıl takıntılarımızı bir yerden sonra akılcı biçimde kontrol edemiyorsak, zenginlik arzusu da öyledir...

***

Şimdi burada kesiyorum...
Ama üzerine düşünüp konuşmayı sürdüreceğiz; sürdürmemiz gerekiyor.

***


NOT DEFTERİ
Bütün ömrüm böyle, artık sihri kalmamış çatlak bir aynaya aksetmiş gibi eğri büğrü, perişan halde... hayatımı bir türlü tabii manzarasına iade edemiyorum. (REFİK HALİT KARAY / Nilgün)

Habere git