Giriş Tarihi: 15 Mayıs 2026 21:44 Son Güncelleme: 15 Mayıs 2026 21:52
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Dünya siyasetinin kalbi, ABD ve Çin arasındaki kritik zirveyle atıyor. Washington ve Pekin hattındaki bu dev kapışmada nükleer krizden Tayvan gerilimine, stratejik boğazların kontrolünden Pasifik’teki amansız rekabete kadar her şey masaya yatırıldı. A Haber ekranlarında Haktan Uysal’ın moderatörlüğünde, uzman isimler bu tarihi tanıklığın şifrelerini çözerek ‘sıcak bölge’deki yeni dengeleri deşifre etti. Krizin eşiğindeki dünyada, devlerin hamleleri askeri ve ekonomik birer 'ateş hattı' oluştururken, uzmanlar hangi tarafın masadan stratejik üstünlükle kalktığını tüm teknik detaylarıyla gözler önüne serdi.
Dünya siyasetinin kalbi, ABD ve Çin arasındaki 'sıcak temas' hattında atıyor. Nükleer krizden Tayvan gerilimine, stratejik boğazların kontrolünden Pasifik'teki amansız kuşatmaya kadar her detayın masaya yatırıldığı tarihi zirve, A Haber ekranlarında mercek altına alındı.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
ABD-ÇİN: KİM NE KAZANDI? UZMAN İSİMLER A HABER'DE DEŞİFRE ETTİ
A Haber ekranlarında Haktan Uysal'ın moderatörlüğünde, Aklın Yolu programında uzman isimler bu tarihi tanıklığın şifrelerini çözerek 'sıcak bölge'deki yeni dengeleri deşifre etti.
NÜKLEER DOSYASINDA İRAN KRİZİ VE DİPLOMATİK SATRANÇ
Haktan Uysal'ın görüşmenin nükleer boyutuna ilişkin "Amerika mı yoksa Çin mi kazançlı çıktı?" sorusunu yöneltmesi üzerine, Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, "İkisi bir kazançlı çıktı. İkisi de aynı fikirde; İran'ın nükleere sahip olması mümkün değil dediler ortaklaşa" sözleriyle iki dev gücün bu konuda fikir birliğine vardığını ifade etti. Ancak Bercan Tutar, Çin'in bu konudaki tavrının sanıldığı kadar net olmadığını belirterek, "Beyaz Saray'dan açıklama yapıldı ama Çin'in kendi resmi açıklamasında nükleer silahlanma ifadesi de kullanılmadı, İran nükleer programı ifadesi de kullanılmadı. İran'ın nükleer çalışmaları taraflarca uygun bir şekilde, belli bir iş birliğiyle ele alınmalı şeklinde muğlak bir ifade kullandı" şeklinde konuştu. Tutar, Çin'in İran'ı tedirgin etmeyecek diplomatik bir dili tercih ettiğini vurgulayarak, "Amerika Çin'den istediği desteği tam olarak alamadı, dolayısıyla bu konuda Çin daha güçlü çıktı" değerlendirmesinde bulundu.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
TAYVAN VE ÇİP SAVAŞLARI: ARIZONA'DAN PEKİN'E SICAK TEMAS
Tayvan konusundaki gerilimin masadaki yansımalarını değerlendiren Coşkun Başbuğ, Çin'in bu görüşmede "diş gösterdiğini" belirterek, "Çin aslında kibarca diş gösterdi. İleride aklından geçirirsen sakın ha bunu hayal etme, kararlıyız gerekirse savaşırız mesajını şimdiden duyurdu" ifadelerini kullandı. Başbuğ, Tayvan meselesinin temelinde yatan teknolojik savaşa da değinerek, "Çip konusunda 60'lı yıllarda hakimiyet Amerika'nın elindeydi. Trump, bunu 'aptal başkanlar' eliyle Tayvan'a teslim ettiler diyor. Çünkü üretim Tayvan'da yapılıyor, montaj Çin'de tamamlanıyor. Dünya pazarının %65'i Tayvan endeksli" sözleriyle ekonomik bağımlılığın altını çizdi. Amerika'nın bu bağımlılığı kırmak için Arizona'da 3 büyük fabrika ve 2 depolama tesisi kurduğunu hatırlatan Başbuğ, "Eğer o çip konusunda Tayvan'ın bağımlılığından kurtulursa Amerika, lafını dahi etmez" şeklinde konuştu. Bercan Tutar ise bu konuda Amerika'nın duruşunu koruduğunu belirterek, "Amerika'nın kırmızı çizgilerinin korunduğu, bunun da Tayvan'ın bağımsız statüsünün devam edeceği şeklinde dile getirildiği" görüşünü paylaştı. Tutar, Şi Cinping'in "İş birliği olmazsa ilişkiler savaşa evrilebilir" şeklindeki sert çıkışına rağmen Amerika'nın geri adım atmadığını vurguladı.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA ABLUKA VE PETROLÜN KADERİ
Enerji koridorlarının güvenliği ve Hürmüz Boğazı üzerindeki 'sıcak temas' ihtimalleri üzerine konuşan Coşkun Başbuğ, "Çin'in %40 petrolünün Hürmüz'den geçtiğini biliyoruz. Aslında Amerika bu ablukayı uyguluyor ve geçirmiyor. Ama Çin gemileri özel izinle geçti. Amerika'nın tavrı net; İran'la ilgili herhangi bir geminin girişi çıkışı asla olmayacak diyor" ifadelerini kullandı. Başbuğ, Çin'in bu petrol akışı sağlandığı takdirde nefes alacağını ve Hürmüz konusunda kazanan tarafın Çin olduğunu belirtti. Bercan Tutar ise bu konuda iki ülkenin boğazın açık kalması noktasında ortak tavır sergilediğini hatırlattı.
MALAKKA VE PASİFİK'TE AMANSIZ REKABET
Ticaret yollarının kontrolü noktasında Malakka Boğazı'nın kritik önemine değinen Coşkun Başbuğ, "Çin Hürmüz'ü açtırır, Malakka Boğazı'nda hakimiyeti sağlarsa Pasifik'teki ticaret yollarının neredeyse hakimi Çin olur" sözleriyle Pekin'in stratejik hedefini açıkladı. Bercan Tutar ise Amerika'nın Pasifik'teki karşı hamlelerine dikkat çekerek, "Amerika son yıllarda özellikle çok büyük hamleler yaptı; AUKUS hamlesi var, Avustralya ve İngiltere ile beraber ilan ettikleri şey. Malakka Boğazı üzerindeki tehditleri var" şeklinde konuştu. Tutar, boğazlardan geçişlerde askeri destek ve güvenlik harcamalarının ön plana çıkacağı yeni bir küresel seyrüsefer sisteminin devreye gireceğini belirtti.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
KÖRFEZ DENKLEMİ VE İRAN'IN SABOTAJ RİSKİ
Körfez bölgesindeki istikrarsızlık ve İran'ın bölge ülkeleri üzerindeki baskısını yorumlayan Coşkun Başbuğ, "İran'ın Körfez ülkelerine saldırıları halen bir risk ve bunu yapma ihtimali çok kuvvetli. Trump'ın 'Özgürleştirme Projesi' dediği şey İran tarafından ilk sabote edildi ve durduk yere Birleşik Arap Emirlikleri'ne 4 tane füze atıldı, tankerler yandı" ifadeleriyle 'dehşet anlarını' hatırlattı. Başbuğ, eğer mevcut durum korunursa bu denklemden Amerika'nın kazançlı çıkacağını savundu. Bercan Tutar ise Körfez ülkelerinin yeni dönemde stratejik bir değişim içinde olduğunu belirterek, "Suriye'nin inşasında Çin'in bir etkisi olacaktı, o tamamen yok edildi. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan; yeni dönemde bunların Amerika'ya veya Rusya'ya daha fazla yanaşacağı kanaatindeyim" diyerek bölgedeki yeni ittifakların sinyalini verdi.
ABD-ÇİN ZİRVESİNDEN SIZAN STRATEJİK ŞİFRELER DEŞİFRE EDİLDİ
Askeri stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger de küresel denklemin yeni yol haritasını tüm teknik detaylarıyla analiz etti.
NÜKLEER DOSYADA İRAN ÇIKMAZI VE ÇİN'İN STRATEJİK TARAFSIZLIĞI
Zirvenin en kritik başlıklarından biri olan İran nükleer programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Kemal Olçar, "İran nükleer konuda geri adım atmayacak. Çin'in İran'ın nükleer kapasitesi konusunda bir endişesi yok, bu yüzden orada nötr kaldı. Amerika Birleşik Devletleri bu konuda Çin görüşmesinden istediğini elde edemedi. Amerika, İran'daki nükleer kapasiteyi asla ortadan kaldıramayacak" ifadelerini kullandı. Konuya farklı bir perspektiften yaklaşan Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise meselenin zamana ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, "Nükleer meselede taraflar İran'ın nükleer güç haline gelmemesi konusunda konsensüs sağlamış gözüküyorlar. Trump, Çin'in de onayladığını söyledi ancak aslında Çin bunu kendisi de kabul etmiyor; Çin 1968 tarihli nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasına taraf ve barışçıl amaçlarla bu işi yürüttüğünü iddia ediyor. Çin'in onaylayıp onaylamadığı konusunda net bir bilgi yok" şeklinde konuştu.
TAYVAN GERİLİMİ VE 1979 YASASININ SARSILMAZ GÜCÜ
Tayvan üzerindeki egemenlik mücadelesine değinen Doç. Dr. Kemal Olçar, 1979 tarihli yasaya dikkat çekerek, "Amerika Birleşik Devletleri Tayvan'la ilişkisini 10 Nisan 1979 tarihindeki bir yasayla belirledi; bunun adı Tayvan-ABD İlişkileri Yasası. Bu konuda stratejik belirsizlik oluştu. Amerika Tayvan'ı kültürel, iktisadi ve savunma konusunda dolaylı malzeme vererek destekleyecektir. Çin bu yasayı değiştiremedi, dolayısıyla Amerika politikasını sürdürdüğü için kazançlı görünüyor" sözleriyle ABD'nin hukuki üstünlüğünü dile getirdi. Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger de ABD'nin kararlılığını sürdürdüğünü belirterek, "Şi Cinping konunun gündeme gelmemesi için uyarıda bulundu ancak Amerika Tayvan'ı 'egemen olmayan devlet statüsünde yapı' olarak tanımlasa da Çin'in etrafında bir çevreleme baskısı kurmak için de facto olarak desteklemeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
İRAN'A ASKERİ DESTEK: TRUMP'IN İDDİASI VE SAHADAKİ GERÇEKLER
Zirvede İran'a yönelik askeri kısıtlamaların da gündeme geldiğini belirten Doç. Dr. Kemal Olçar, "Trump'ın söylediğine göre Çin, İran'ı askeri yönden artık desteklemeyecekmiş. Demek ki bugüne kadar desteklemiş. Ancak Çin, İran'ı askeri malzeme vererek desteklemeye devam edecektir. Çin tarafından böyle bir taahhüt verilemez çünkü aralarında bir ortaklık anlaşması var. İran konusunda ABD masadan kayıpla döndü" değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise Çin'in İran'a sağladığı gizli desteğe vurgu yaparak, "Çin perde arkasında İran'ı istihbarat ve uydu desteğiyle güçlü biçimde destekliyor; füzelerin isabet etmesinde Çin desteği olmadan bu mümkün olmazdı. Çin meselenin muallakta kalmasından yana ağırlık koydu" şeklinde konuştu.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA ÇİN'İN PETROL OPERASYONU VE ABD'NİN KAYBI
Dünya enerji trafiğinin kilit noktası Hürmüz Boğazı üzerine yapılan analizlerde Doç. Dr. Kemal Olçar, "Çin zaten hep kazançlıydı, Hürmüz Çin'e hiçbir zaman kapatılmadı. Hatta bugün itibarıyla Çin gemileri İran limanlarına girmek için bir girişimde bulundu ve başardı. Hürmüz konusunda ABD hala kayıpta, Çin ise petrole olan ihtiyacı nedeniyle kazancını sürdürüyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise bölgedeki egemenlik tartışmalarına değinerek, "İran oranın ulusal egemenlik alanı olduğunu iddia ediyor ve diplomasiyle Hürmüz'e bir statü kazandırmaya çalışıyorlar. Burada Çin'in inisiyatif kullandığını söyleyebiliriz" sözleriyle 'sıcak temas' hattındaki dengeyi aktardı.
MALAKKA BOĞAZI VE PASİFİK'TEKİ AMANSIZ KUŞATMA
Stratejik geçiş güzergahlarındaki hakimiyet yarışını yorumlayan Doç. Dr. Kemal Olçar, "Çin'in Malakka'ya el atması mümkün değil çünkü Endonezya ve Malezya, bölgede ABD'yi istemeyen yegane ülkeler. Malakka Boğazı tartışmaya kapalıdır. Pasifik rekabetinde ise Güney Kore, Filipinler ve Japonya kritik ülkelerdir. ABD, Tayvan konusundaki yasası nedeniyle Pasifik rekabetinde bir adım önde görünüyor" dedi. Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, ABD'nin Çin'i çevreleme politikasından vazgeçmediğini belirterek, "2022 yılındaki NATO Madrid toplantısında Çin yeni hasım olarak gündeme getirildi. Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya bu kuşatmaya katılıyor. Hindistan'ın devreye girmesi de kritik bir yer değişikliğidir. NATO'yu küresel bir savunma örgütü haline getirmek istiyorlar" şeklinde konuştu.
KÖRFEZ DENKLEMİNDE YENİ AKTÖRLER
Körfez bölgesindeki güç boşluğuna ve ABD'nin gerileyen etkisine dikkat çeken Doç. Dr. Kemal Olçar, "Körfez denkleminde ABD net bir kayıp içinde. ABD'nin hiçbir taahhüdü yerine getirilmedi, üs bölgelerinin tekrar kurulması konusu konuşulmadı bile. Bu durum Çin'in işine gelen stratejik bir pozisyon oluşturdu" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise bölgedeki askeri hareketliliğe işaret ederek, "İran, 14 adet ABD üssünü balistik füzelerle vurdu ve artık eskiye dönme imkanı yok. Önümüzdeki dönemde Körfez'de ABD'nin yarattığı boşluğu iki ülke dolduracak: Birincisi Çin, ikincisi Türkiye" sözleriyle tarihi bir öngörüde bulundu.
Mobil uygulamalarımızı indirin

1 saat önce
38










English (US) ·