ABD basını perdeyi araladı: Tel Aviv’i tedirgin eden ‘Türk gücü’

1 saat önce 30
 Tel Aviv’i tedirgin eden ‘Türk gücü’

Kaynak:Milliyet

 ABD basınından savunma haberleri sitesi Defense Post’ta ABD’li gazeteci Charbel A. Antoun, Türkiye’yi mercek altına alan çarpıcı bir analiz kaleme aldı.

‘İSRAİL’İN YENİ RAKİBİ’

“İsrail’in yeni rakibi” başlıklı analizde, Suudi Arabistan-Türkiye savunma ortaklığının bölgedeki güç dengesini değiştirebileceği ve İsrail’in teknolojik üstünlüğünü zorlayabileceği savunuldu.

Antoun analizinde “Washington gözünü başka yöne çevirirken, Suudi Arabistan-Türkiye savunma ortaklığı hızla yükseliyor ve bu ortaklık, Tahran'ın şimdiye kadar yaptığından daha fazla İsrail'in teknolojik üstünlüğünü zorlayabilir” ifadelerine yer verdi.

‘SESSİZ AMA DERİN ORTAKLIK’

Orta Doğu’daki en önemli değişimlerin çoğu zaman “büyük bir tantanayla gelmediğini, sessiz ama derin ilerlediğini” belirten Antoun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Riyad ziyaretine dikkat çekerek “Erdoğan'ın bu ayın başlarında Riyad'a yaptığı ziyaret, rutin bir diplomasi ziyareti olarak nitelendirildi. Ancak bana kalırsa durum hiç de öyle değildi. Suudi Arabistan ve Türkiye çok daha önemli bir şeye işaret etti: Camp David Anlaşmaları'ndan bu yana Orta Doğu'nun en önemli askeri ortaklığının sessizce kurulması ve bu ortaklığın tamamen Washington'ın yörüngesinin dışında kurulması” dedi.

 Tel Aviv’i tedirgin eden ‘Türk gücü’

‘MODERN ASKERİ GÜCÜN TEMELLERİ’

Antoun, Ankara-Riyad hattında “endüstriyel entegrasyon” sürecinin başladığını vurgulayarak “Yüzlerce anlaşma imzalanmasına gerek de yoktu. Bunun yerine endüstriyel entegrasyon ortaya çıktı: fabrikalar, tersaneler, ortak üretim hatları ve teknoloji transferi. Bunlar modern askeri gücün temelleridir ve Suudi Arabistan ile Türkiye şu anda bunları birlikte hızla inşa ediyorlar.”

‘EN KRİTİK GELİŞME FABRİKA KATINDA YAŞANDI’

Analizde Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki en dikkat çekici gelişmenin bir basın toplantısından ziyade üretim sahasında yaşandığı öne süren ABD’li gazeteci şu değerlendirmeye yer verildi:

En kritik gelişme bir basın toplantısı değil, fabrika katında yaşandı. Türkiye'nin en dinamik denizcilik üreticilerinden biri olan ARES Tersanesi’nin Suudi Arabistan’da üretim tesisleri kurdu. Böylece Türkler, Dammam ile Cidde’nin yakında devriye gemileri ve korvetler için montaj hatlarına, ayrıca bakım ve idame altyapısına ev sahipliği yapacak.

‘BİR İLK OLACAK’

Bununla birlikte Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı programı KAAN’a yatırım yapmayı ciddi olarak düşündüğünü ifade eden Antoun, her an imzaların atılabileceğini ifade etti.

Antoun, bunun resmiyet kazanması halinde Riyad’ın doğrudan ABD kontrolü dışında beşinci nesil uçak projesinde pay sahibi olan ilk Körfez ülkesi olacağını ve bunun “on yıllarca süren neredeyse tamamen Batı bağımlılığından stratejik bir ayrılışı işaret ettiğini” kaydetti.

‘TEL AVİV’İN ENDİŞESİNİN ASIL NEDENİ’

Analizde İsrail açısından durumun karmaşık olduğu belirtilen Antoun “İsrail için sonuçlar karmaşık. Endişenin asıl nedeni yakın bir çatışma değil, yapısal bir değişim: Türkiye gibi güçlü bölgesel bir aktörün, Washington'ın geleneksel denetim mekanizmalarının ötesinde havacılık ve denizcilik yeteneklerini hızlandırması” dedi.

‘HİÇ HESABA KATMADILAR’

Antoun, İsrail’in yıllardır savunma planlamasını İran’ın füze mimarisi ve vekil güç ağı üzerine kurduğunu hatırlatan ABD’li gazeteci Türkiye ve Suudi Arabistan’ın farklı bir yörüngeyi temsil ettiğini, Tel Aviv’in de bunu hiç hesaba katmadığını belirterek “Suudi Arabistan ve Türkiye farklı bir yörüngeyi temsil ediyor. Birlikte, Körfez sermayesini, Türk üretim deneyimini, savunma özerkliği etrafındaki siyasi uyumu ve dış baskıyı azaltma konusundaki ortak ilgiyi bir araya getiriyorlar. Bu, İsrail'in yıllardır ilk kez potansiyel bir konvansiyonel rakiple karşı karşıya kalmasıdır” dedi.

 Tel Aviv’i tedirgin eden ‘Türk gücü’

‘ABD’NİN KÖR NOKTASI’

Analizde ABD’ye yönelik dikkat çekici bir karşılaştırmada yer alırken “ABD yapısal değişimi gözden kaçırıyor. Bu onların adeta kör noktası oldu. Türkiye’nin sunduğu avantajlar ise çok açık. Ankara, Washington’ın sunamadığı şeyleri sunuyor: Kongre'nin geciktirmesi yok. İnsansız hava araçlarına, gemilere veya savaş uçağı teknolojisine kısıtlama yok. Yaptırımlar veya ihracat dondurmaları korkusu yok” dedi.

‘BİR KEZ KURULDUKTAN SONRA GERİ DÖNÜŞÜ YOK’

Analizde, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığının İsrail’in askeri açıdan da zorlayabileceğine işaret edilirken Türkiye’nin insansız hava aracı sektörünün Libya’dan Ukrayna’ya kadar savaş alanlarını değiştirdiği belirtildi.

Suudi Arabistan’ın Türk firmalarıyla yerel üretime yönelmesinin üretim derinliği, fikri mülkiyet paylaşımı, sürdürülebilirlik bağımsızlığı ve potansiyel bölgesel ihracat hedefleri anlamına geldiği belirtilen Antoun “Bunlar bir alıcı-satıcı ilişkisinin değil, bir savunma ekosisteminin bileşenleridir. Bir kez kurulduktan sonra geri dönüşü olmaz. İsrail ve ABD’nin bunu göz ardı etmemesi gerekiyor” ifadesinde bulundu.

‘İSRAİL’İ KISKACA ALACAK GÜÇ MAKİNESİ’

Son olarak Antoun, bölgedeki dönüşümün daha geniş bir sürecin parçası olabileceğini belirterek “Orta Doğu, ABD etkisi sonrası yeni bir tedarik dönemine giriyor olabilir; bu dönemde bölgesel güçler, ittifakların yerine değil, ittifaklarla birlikte özerklik arayışına gireceklerdir. Ankara ile Riyad, zaman içinde bölgenin hiyerarşisini uzun zamandır tanımlayan teknolojik mesafeyi ortadan kaldırabilecek endüstriyel kapasiteler inşa ediyorlar. İsrail’i kıskaca alacak savunma makinelerini sahaya sürerek güç dengesini kökten değiştirmeyi planlıyorlar ve bu makinenin inşası çoktan başladı bile” dedi.

Habere git