TRUMP’IN RESMİ ZİYARETİ
Liderlerin buluşacağı zirveden bir gün önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde resmi ziyarette ağırlanacak. KAAN uçak motorlarının satış onayını açıklaması beklenen Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan önce baş başa görüşecekler, sonra da heyetler arası görüşmede biraraya gelecek. İki liderin ortak basın toplantısı da düzenlemesi bekleniyor;
- ABD Başkanı her ülkeye olduğu gibi Türkiye’ye de özel araçlarını ve helikopterini de getirecek.
- Başkanlık helikopteri demonte olarak uçağa yüklenecek, Ankara’da Amerikalı teknik heyetler tarafından montajı yapılacak.
- Trump’ın çocuklar tarafından karşılanması planlanıyor. Külliyede ise resmi törenlerde; tarihte kurulan 16 büyük Türk devletini temsil eden özel kıyafetli askerler hazır bulunacak.

Masadaki dosyalar ise kapsamlı. İlk sırada savunma sanayii ve güvenlik başlığı yer alıyor. KAAN savaş uçağı için motor tedariki, F-35 programı, CAATSA yaptırımları ve yeni savunma projeleri ele alınacak. Suriye’de Türkiye’nin güvenlik beklentileri, PKK/YPG konusunda Washington’dan beklenen adımlar ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı da en kritik gündem maddeleri arasında. Gazze’de ateşkes süreci, İsrail-İran gerilimi, Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz’in güvenliği ve NATO çerçevesindeki iş birliği başlıkları da liderlerin önündeki dosyalar arasında bulunuyor. Ankara’da beklenti, bu görüşmenin yalnızca mevcut sorunların ele alındığı bir temas olmanın ötesine geçerek, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni dönemin çerçevesini belirleyecek stratejik kararların alınabileceği bir zirve olması yönünde.

NATO BİLDİRİSİ NE İÇERİYOR?
Çok sayıda ikili görüşmenin yapılması beklenen NATO Zirvesi’nde liderler 8 Temmuz’da biraraya gelecekler. Zirve sonunda açıklanacak bildiride şu hususlara dikkat çekilmesi bekleniyor:
- NATO’nun müttefiklerinden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağını belirten beşinci maddesine bağlılık.
- NATO ülkelerine yönelik başta terörizm, Rusya gibi tehditlerin sıralaması.
- Savunma sanayi harcamalarında Avrupa’nın artık elini taşın altına koymasının teyidi, yani 2035’e kadar her üye ülkenin GSYH’sinin yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle ilgili alanlara ayırması...
- Yol haritasında asker, silah, mühimmat, kuvvet yapısını kapsayan doğrudan savunma alanı ile alt yapı, siber güvenlik, kritik tesisler, lojistik, savunma sanayini kapsayan güvenlik başlıklarında kapasite birleşmesini içeren savunma sanayi eko sisteminin bir mutabakat altına alınması. Bunun için zirvede mutabakat imzalanması.
- Ukrayna’ya destek fonları ve yönetimi.
TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ KOZLARINDAN BİRİ
Ankara Zirvesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri, savunma sanayiinin ilk kez liderler zirvesinin merkezine yerleşmesi. Bu durum Türkiye açısından ayrı bir önem taşıyor. Çünkü son yirmi yılda Türkiye savunma sanayiinde önemli bir üretim kapasitesi oluşturdu. Zirve hazırlıklarında da Türkiye’nin, İttifak’ın kısa vadede ihtiyaç duyduğu üretim kapasitesine sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasında bulunduğu değerlendirmesi yapılıyor. Bu durumun hem NATO’nun ihtiyaçları hem de Türkiye’nin katkısı açısından önemli olduğu vurgulanıyor.
- Savunma sanayii kapasitesinin artırılması, yeni finans modelleri, ortak projeler, yeni üretim hatları Avrupa’nın gündeminde.
- Ankara’ya göre Avrupa’nın savunma alanında atacağı adımlar NATO’yu tamamlamalı, NATO’nun yerine geçmeye çalışan alternatif yapılar oluşturmamalı.
- Ayrıca Avrupa Birliği üyesi olmayan NATO müttefiklerinin de bu sürece dahil edilmesi gerekiyor. Bu yaklaşım, Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği temel tezlerden biri.
KÜLFET PAYLAŞIMI VE ANKARA’NIN BAKIŞ AÇISI
Ankara Zirvesi’nin en çok duyulacak ifadelerinden biri de külfet paylaşımı olacak. ABD uzun yıllardır Avrupalı müttefiklerden daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Türkiye ise bu tartışmayı yalnızca bütçe açısından değerlendirmiyor. Ankara’nın yaklaşımına göre gerçek külfet paylaşımı;
- Daha fazla üretmek, yatırım yapmak, sorumluluk almak, askeri yetenek geliştirmek anlamına geliyor.
- Bu nedenle Türkiye, savunma harcamalarının gerçek askeri kapasiteye dönüşmesini savunan ülkeler arasında yer alıyor.
- Türkiye’nin, şekillenmekte olan yeni güvenlik mimarisindeki yeri de fiilen test edilecek. Belki de Ankara Zirvesi’nin Türkiye açısından en önemli sonucu tam da bu olacak.
- Türkiye, artık yalnızca NATO’nun doğu sınırını koruyan bir müttefik değil; güvenlik, üretim, diplomasi ve strateji başlıklarında İttifak’ın geleceğini şekillendiren ülkelerden biri olarak görülmek istiyor.
- 7 Temmuz sabahı düzenlenecek olan NATO Savunma Sanayii Forumu da tüm bu nedenlerle büyük önem taşıyor. NATO yetkilileri ve savunma sanayi şirketlerinin yöneticileri bir araya gelecek.
AYNI ANDA ÜÇ AYRI ZİRVE
- Ankara’da ilk akşam ilginç bir diplomasi trafiği yaşanacak. Saatler ilerledikçe aynı anda üç farklı üst düzey toplantı gerçekleştirilecek.
İlk çalışma yemeği, NATO-Ukrayna Konseyi formatında dışişleri bakanlarını bir araya getirecek. İkinci çalışma yemeğinde ise savunma bakanları, Asya-Pasifik Dörtlüsü olarak bilinen Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda temsilcileriyle buluşacak. Üçüncü organizasyon ise liderler düzeyinde gerçekleştirilecek resepsiyon olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek bu davet, diplomatik protokol açısından önemli olduğu kadar gayriresmî temaslar açısından da dikkat çekiyor. NATO liderlerinin yanı sıra Ukrayna Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği kurumlarının başkanları ve Asya-Pasifik ortaklarının liderleri de resepsiyona davetli. Uluslararası zirvelerde çoğu zaman en kritik temaslar resmî toplantı salonlarında değil, işte bu tür gayriresmî ortamlarda gerçekleşir. Kısa sohbetler, ayaküstü değerlendirmeler bazen aylar süren diplomatik müzakerelerin önünü açabilir.
BUNDAN SONRA NE OLACAK ?
7 Temmuz sabahı Ankara’ya peş peşe devlet başkanlarını taşıyan uçaklar inmeye başladığında dünyanın dikkati Ankara’ya çevrilecek. Televizyon ekranlarında liderlerin tokalaşmaları, aile fotoğrafı ve zirve salonundan ilk görüntüler yer alacak. Ancak Ankara’da yaşanacak asıl değişim objektiflerin göremediği masalarda şekillenecek. Çünkü bu zirve yalnızca iki günlük diplomatik bir buluşma değil. 1949’da kurulan NATO’nun, değişen dünyanın şartlarına göre kendisini yeniden tanımlama çabası. Ve Türkiye açısından da sadece başarılı bir ev sahipliği değil; jeopolitiği, savunma sanayii, diplomatik ağırlığı ve bölgesel rolüyle yeni güvenlik mimarisinin kurucu aktörlerinden biri olduğunu gösterme fırsatı. Peki bundan sonra ne olacak?
- Uluslararası güvenlik açısından asıl önemli süreç, zirvenin bittiği gün başlayacak. Çünkü Ankara’da alınacak kararların büyük bölümü hemen uygulanmayacak. Asıl değişim önümüzdeki beş ila on yıllık dönemde görülecek.
- Cevap bekleyen en önemli soru ise; Avrupa gerçekten silahlanabilecek mi? Avrupalı müttefikler yıllardır savunma harcamalarını artıracaklarını söylüyor. Ancak savunma yalnızca bütçeden ibaret değil. Fabrikalar kurulması gerekiyor. Yeni üretim hatları açılması gerekiyor. Mühimmat stoklarının büyütülmesi gerekiyor. Elektronik harp sistemleri geliştirilmeli. Hava savunma ağları genişletilmeli.
ABD’NİN ROLÜ NASIL DEĞİŞECEK?
- Ankara’dan sonra en fazla tartışılacak başlıklardan biri de bu olacak. Washington artık Avrupa’nın güvenliğinden tamamen çekilmeyi planlamıyor. Ancak Avrupa’nın güvenliğinin tek yüklenicisi olmak da istemiyor.
- Bu nedenle yeni dönemde ABD’nin stratejik liderliği sürecek. Ancak Avrupa daha fazla asker, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, daha fazla sorumluluk üstlenecek.

1 gün önce
31










English (US) ·