İlk kez 2016 yılında hayata geçirilen ve ekonomik olarak sıkışık dönemlerde (pandemi, sıkı para politikası süreçleri vb.) periyodik olarak yeniden başlatılan bu program, tamamen KOBİ’lerin nakit akışını rahatlatmayı hedefliyor.
Bu kredi sisteminin nasıl çalıştığını şu şekilde özetleyebilirim:
TOBB ile bağlı oda ve borsalar, kendi mevduat kaynaklarını anlaşmalı bankalara yatırıyor.
Bankalar, odaların yatırdığı bu paranın belirli bir katı kadar (kaldıraç etkisiyle) kredi hacmi oluşturuyor.
Krediye başvurmak isteyen ancak yeterli teminatı (gayrimenkul, ipotek vb.) olmayan KOBİ’lere, Kredi Garanti Fonu (KGF) yüzde 80-85 oranında kefil oluyor. Böylece risk minimize ediliyor.

Dün Ekonomi Gazetesi’nden Hüseyin Gökçe’nin aktardığına göre geçtiğimiz günlerde limiti 3 milyon liraya yükseltilerek yeniden başlatılan TOBB Nefes Kredisi’nde 25 milyar lira olan ilk dilim, henüz iki hafta geçmesine rağmen neredeyse tükendi. Yüzde 34 faizle 25 milyar liralık ilk dilimin hızla tükenmesi üzerine Kredi Garanti Fonu (KGF) yetkililerinin Merkez Bankası ile limitin 25 milyar liralık ilave ile 50 milyar liraya yükseltilmesi yönünde görüşmelere başladıkları öğrenildi.
Peki, KOBİ’lerin bu krediye adeta hücum etmesinin arkasında ne var? Deyim yerindeyse bu kredi neden neredeyse yok satıyor? Gelin maddeler halinde özetlemeye çalışalım:
Finansmana erişim zorluğu: Uygulanan dezenflasyon programı ve sıkı para politikası gereği, bankaların ticari kredi büyüme hızlarına sert sınırlar (Merkez Bankası’nın getirdiği yüzde 2-3’lük büyüme limitleri) uygulanıyor. Bu yüzden bankalar piyasaya kredi vermekte zorlanıyor ve limitleri çok dar tutuyorlar. Neredeyse KOBİ’ler normal şartlarda bankalardan kredi alamadıkları bir dönemden geçiyor.
Merkez Bankası sınırdan muaf: Bu kredinin en kritik özelliği, Kredi Garanti Fonu (KGF) ve hazine garantili kefalet kapsamında olduğu için Merkez Bankası’nın bankalara koyduğu o kredi artış sınırlamalarına tabi olmaması. Yani bankaların bu krediyi kullandırmak için yasal limiti var, bu da piyasada ‘taze para’ anlamına geliyor.
Nispeten uygun faiz: Serbest piyasada, ticari kredi bulabilen firmalar bile şu an yüzde 50-60’ları, hatta bazen daha yüksek faiz oranlarını görebiliyor. Nefes Kredisi’nin sunduğu yüzde 34 ve yüzde 36’lık faiz oranları, mevcut enflasyonist ortamda ve piyasa gerçeklerinde KOBİ’ler için oldukça cazip ve sübvanse edilmiş bir maliyet sunuyor.
6 ayı ödemesiz uzun vade: Nakit akışı sıkışan işletmeler için 6 ay boyunca anapara ödemeyecek olmak süper bir nefes alma alanı yaratıyor. Ayrıca toplam vadenin 48 aya kadar uzatılabilmesi, aylık taksit yükünü hafifletiyor.
Teminatlar KGF’den: KOBİ’lerin bankalardan kredi alırken yaşadığı en büyük problem gayrimenkul veya varlık teminatı gösterememek. Bu kredide Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti devreye girdiği için, teminat yetersizliği olan küçük işletmeler de kolayca sisteme dahil olabiliyor.
Özetle piyasada kredinin hem çok pahalı hem de kelimenin tam anlamıyla “zor bulunduğu” bir dönemde; yüzde 34-36 faizle, 6 ay ödemesiz ve devlet garantili 3 milyon TL’lik bir limit, KOBİ’ler için piyasada bulunabilecek en rasyonel “can suyu” konumunda. Umarım görüşmeler olumlu sonuçlanır ve toplam limit bir an önce 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkar. Böylece bu zor dönemde çok daha fazla KOBİ bu cazip krediden faydalanma imkânı bulur.

3 hafta önce
35










English (US) ·