Ağrı’da, Türkiye’nin altın ithalatındaki tabloyu değiştirebilecek 250 milyon dolarlık yeni bir yatırım hayata geçirildi. Yatırımın, Türkiye’deki yerli altın üretiminin artırılması ve ekonomiye daha fazla katma değer sağlanması açısından önemli bir adım olması bekleniyor.
Türkiye Varlık Fonu bünyesine katılmasının ardından Türk Altın'ın üretime kazandırdığı ilk altın madeni olması bakımından Mollakara'nın ayrı bir anlam taşıdığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şunları söyledi:
"Mollakara'da yapılan yatırımın tutarı 250 milyon dolardır. Bu yıl üretimin 1 ton civarında olmasını bekliyoruz ve şu anda planlanan 5 yıllık süreçte 17 tona yakın altın üretilecektir. Yeni aramalar devam ediyor. Biz altına biraz meraklı bir milletiz. Türkiye, her sene 150 tondan fazla altın ithal ediyor. Altın ithalatı geçen sene olmasaydı, cari açığımız neredeyse olmayacaktı. Yani petrolden, enerjiden sonra en önemli cari açık kalemimiz altın ithalatı. Ziynet eşyalarını kastetmiyorum yanlış anlaşılmasın. O bizim kültürümüz. O elbette devam edecek ama ülkemizde altınla tasarruf yapma anlayışı da maalesef biraz fazla güçlü. En azından bu altınların sisteme daha fazla girmesi, üretime, yatırıma dönüşmesi beklentimiz."

İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Elif Kaya, Türkiye’nin toprak altında kesinleşmiş yaklaşık 1.500 ton altın rezervi bulunduğunu, ancak bunun yıllık yaklaşık 30 tonunun işlenerek üretime kazandırıldığını söyledi.
“TÜRKİYE’DE KESİNLEŞMİŞ 1.500 TONLUK ALTIN REZERVİ VAR”
Dr. Elif Kaya, Türkiye’nin altın rezervleri ve üretim kapasitesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’nin aslında toprak altında olan kesinleşmiş 1.500 ton kadar bir rezervi var ve bunun her yıl 30 tonu işlenerek çıkarılıyor. Aslında enerjiden sonra en çok parayı harcadığımız alan, yani cari açıkta büyümelerin oluşmasına sebep olan en büyük alanlardan bir tanesi altın ithalatı. O yüzden bu alanda üretimimizin artması, özellikle hedeflenen 50 tona ulaşılması için bu bölgelerde çıkarılacak olan altının üretime katılması, ekonomiye katılması oldukça büyük bir katma değer yaratacaktır. Bu ciddi bir miktar olmakla beraber bütün sorunların çözümü olacak bir yerde değil. Bu adımların atılması, kademeli olarak ekonomiye katkısının sağlanması, özellikle cari açığın kapatılması alanında oldukça önemli etkiler ve katkılar yaratacağı için adım adım bu bölgelerin temizlendikten sonra üretime katılması, bölgesel eşitsizliğin yok edilmesi, buranın sağlayacağı istihdamın doğrudan olan katkısının yanı sıra, sağlayacağı istihdam ve bölgede güvenin ve istikrarın tesisi ile beraber yaratacağı diğer katkılarla, bölgesel eşitsizliklerden tutun da cari açığa kadar birçok alanda bu kademeli geçişlerle beraber katkılarını sağlayacağı ve büyüyeceğini söyleyebiliriz.”

“YERLİ ALTIN ÜRETİMİ EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞI GÜÇLENDİRİR”
Yerli altın üretiminin artırılmasının Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı açısından önemine de dikkat çeken Kaya, merkez bankalarının son dönemde altın rezervlerini artırmasının arkasındaki nedenlere işaret etti:
“Biz son dönemlerde özellikle altın alımlarının merkez bankaları tarafından çok fazla yapılmaya başlandığını biliyoruz ve bu çok yoğunlaşan altın alımlarının temelinde aslında şurası var. Daha öncesinde dolara bağımlılığın ya da doların yoğun bir biçimde kullanılmasının ülkeler üzerinde yarattığı tehdit ve o ambargoların ya da varlıkların dondurulması gibi durumlarla karşı karşıya kalmanın dışına çıkmak için ülkeler kendi rezervlerini çoğunlukla altına doğru yönlendiriyor. Altının varlığı sizin rezervleriniz üzerinde ne kadar artarsa, dışa dayanıklılığınız o kadar artar anlamına geliyor. İşte Merkez Bankası’nın rezervlerini bir taraftan artırırken, bir taraftan da bu üretimi artırarak, altın üretimini artırarak, yani dışarıdan alacağımıza kendi içeriden ürettiğimiz ve maliyeti düşük bir şekilde üretimini sağladığınız bu ürünle, MTA ile beraber aslında ekonomide güçlenmeye yol açacak adımların atıldığını söyleyebiliriz. Çünkü burada dışarıya bağımlılık, yani enerjiye ve dışarıya bağımlılığa benzer bir şey bu. Ekonomiyi güçlendirmek için bile dolarla alışverişini yapmanız gereken bir MTA’ya muhtaçsınız bir şekilde. İşte bunun bağımlılığını ne kadar azaltırsanız ekonominizi o derecede güçlendirmiş olursunuz. Bu büyük bir oran olmakla beraber tamamen bu sorunları çözecek noktada olmasa bile ilk aşama için kademeli olarak artışların, bu alanda üretim artışının gerçekleşmesi oldukça önemli bir yere denk düşüyor.”

“AĞRI’DAKİ ALTININ ÜRETİME KAZANDIRILMASI ÖNEMLİ”
Türkiye’de kesinleşmiş 1.500 tonluk altın rezervi bulunduğunu yineleyen Kaya, Ağrı’daki rezervin üretime kazandırılmasının önemine dikkat çekti:
“Çünkü Türkiye’de kesinleşmiş 1.500 tonluk bir altın var . Ancak biz bunu 30 tonla üretiyoruz. Ağrı’da işte bu altın rezervinin üretime çıkması ve üretilmesi, işlenmesi oldukça önemli bir yere denk düşüyor. Bu şu anlama da geliyor: Biz demek ki aşama aşama bunları gerçekleştirerek ekonomiye kazandıracağız.”

“CARİ AÇIK SORUNU TEK BAŞINA ÇÖZÜLEMEZ”
Kaya, altın üretimindeki artışın ekonomiye önemli katkı sağlayacağını ancak cari açık probleminin yalnızca bu yatırımla çözülemeyeceğini belirtti:
“Çünkü ithalat yaptığımız ürünlerin dolar üzerinden alınması, doların değerinin yükselmesi ve jeopolitik risklerin de bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin tamamını, biz de dahil olmak üzere, hatta gelişmiş ülkelerin büyük bir kısmını da tehdit ediyor olması aslında bu alanlarda biraz ekonomik sıkışmaların görüldüğünü ve görülmeye bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Fakat bu hamleler en azından bu ekonomik sıkışmaları, daralmaları rahatlatacak, önemli ölçüde katkı sağlayacak bir noktada duruyorlar.”











English (US) ·