Fon soruşturmasında devlet tüm birimleriyle kararlılıkla çalışıyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla hiçbir kişinin yaptıklarının karşılıksız kalmayacağı ve herkesin hesap vereceği vurgulanıyor. 17-25 Aralık sürecinde olduğu gibi bugün de kiralık kalemler ve bazı medya organları üzerinden yalan ve iftira kampanyalarıyla devlete operasyon çekilmeye çalışılıyor. A Haber Araştırma Planlama Servisi Şefi Burhan Aytekin, yaşanan tüm bu karanlık tezgahları mercek altına aldı.
Türkiye'nin istiklal ve istikbal mücadelesinde kritik dönemeçlerden biri olan 17-25 Aralık süreci, aradan geçen yıllara rağmen gündemdeki yerini koruyor.
Mayıs 2013'te IMF'ye olan borcun sıfırlanması ve yerli ve millî projelerle ekonomik atılımın hız kazanması, Türkiye'nin bağımsızlık yolculuğunda önemli bir dönüm noktası oldu. Ardından 17-25 Aralık süreci yaşandı.
17-25 ARALIK'TAN BUGÜNE: AYNI SENARYO, AYNI KARANLIK TEZGÂH
Bugün de sosyal medya üzerinden yayılan içerikler, geçmişte yaşanan gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. Yalan ve manipülasyonla kamuoyunun yönlendirilmeye çalışıldığı tartışmaları sürerken, devletin kurumlarına ve yürütülen soruşturmalara yönelik güveni hedef alan paylaşımlar gündeme geliyor.
FETÖ'NÜN MEDYA AĞI VE OPERASYONEL MANŞETLER
FETÖ, devlet kurumlarının yanı sıra medya yapılanmasıyla da 17-25 Aralık sürecinde etkili oldu. Zaman, Bugün ve Millet gazeteleri ile Cihan Haber Ajansını bünyesinde barındıran Feza Gazetecilik; Samanyolu TV, Mehtap TV ve Yumurcak TV'yi kapsayan Samanyolu Yayın Grubu ve Bugün gazetesinden Kanal Türk'e uzanan İpek Medya Grubu, örgütün medya yapılanması içinde yer aldı.
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt mensuplarına "Tweetleri ikiye katlayın" talimatı verdiği dönemde Herkul.org ve fgulen.com.tr gibi platformlar üzerinden de yoğun bir iletişim faaliyeti yürütüldü. Fuat Avni adıyla bilinen hesap, sosyal medyada yayılan iddialarla kamuoyunun gündemine oturdu. 17-25 Aralık sürecinde yolsuzluk iddiaları üzerinden yürütülen yayınlar, siyasi tartışmaların ve medya eleştirilerinin merkezine yerleşti.
17 Aralık sabahı emniyet ve yargı içindeki FETÖ mensuplarının harekete geçmesinin ardından Hürriyet gazetesi ve Habertürk, operasyon kapsamında elde edilen yasa dışı dinlemeleri manşetlerine taşıdı. Dönemin Başbakanı ve bakanlarını hedef alan haberler, sürecin medya ayağına ilişkin tartışmaları büyüttü.
Habertürk TV yöneticilerinin aynı sabah kanala gelerek örgüt fezlekelerini yayına hazırladığı da gündeme geldi. Yıllar sonra Oğuz Usluer, Erdal Şen, Abdullah Kılıç ve Cuma Ulus gibi isimlerin FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklanması, örgüt-medya ilişkisini yeniden tartışmaya açtı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 17-25 Aralık sürecinde yaşananlara ilişkin değerlendirmesinde, "Daha ilk gün adı konuldu: Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu. Adı böyle. Ardından bir sıfat daha takıldı: Tarihin En Büyük Yolsuzluğu. Daha ikinci günden itibaren gözaltı, sorgu, savunma, mahkeme aşamaları geçildi; medya tarafından, siyasetçiler tarafından doğrudan infaz yapılmaya başlandı." ifadelerini kullanmıştı.
Soruşturma sürecinde bilgilerin dışarıya sızdırılmasına tepki gösteren Erdoğan, "Bu arada içeriden dışarıya sürekli bilgi sızıyor. Güya gizlilik kaydı olan bir süreç. Bu nasıl gizlilik kaydıysa..." sözleriyle yaşananlara dikkat çekti. Kurumlar içindeki yapılanmalarla mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Şimdi burada bize düşen nedir? Ha burayı da temizlemektir." demişti.
Erdoğan, hukuk ve masumiyet karinesi konusundaki değerlendirmesinde ise "Bir taraftan 'Hukuk içerisinde beraat-i zimmet asıldır' diyeceksin, böyle yürüteceksin işi; öbür taraftan da dışarıya servis yapmaya devam edeceksin. Bu insanları kirletmeye kimsenin hakkı yok." ifadelerini kullanmıştı.
BUGÜN DE SAHNE AYNI, SENARYO AYNI: YALAN TÜCCARLARINA GEÇİT YOK
Aradan geçen yıllara rağmen sosyal medya üzerinden yayılan iddialar ve bunların kamuoyuna yansıma biçimi yeniden tartışılıyor. Ümit Özlale'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş hakkında gündeme getirdiği fon iddiaları, kısa sürede X platformunda dolaşıma girdi. Halk TV de söz konusu iddiaları yayınlarında gündeme taşıdı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturması kapsamında gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Soruşturma devam ederken sosyal medyadaki paylaşımlar, haberlerin sunuluş biçimi ve kamuoyunu etkileyen içerikler tartışılmayı sürdürüyor.
17-25 Aralık sürecinden bugüne uzanan tartışmalar, sosyal medyanın kamuoyu üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getiriyor. Fon soruşturmasında devletin tüm kurumlarıyla yürüttüğü süreç devam ederken, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması ve dezenformasyonla mücadele edilmesi önem taşıyor.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın da vurguladığı gibi, milletin hakkına, hukukuna ve malına yönelik ihlaller karşısında tavır net: Hukuk içinde hesap sorulacak, masum vatandaşların mağduriyetine izin verilmeyecek.

1 saat önce
20










English (US) ·