Türk kadın basketbolunun zirvesinde artık tartışmasız bir gerçek var: Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı.
2023 yılında, Cumhuriyet’in 100. yılına yakışır bir gecede, bir final sahnesi kuruldu.
Rakip ÇBK Mersin Yenişehir Belediyespor…
Skor: 99-60.
O gece Fenerbahçe, sadece bir kupayı değil, yılların yükünü kaldırmıştı omuzlarından.
Ardından 2024…
Bu kez sahnede Villeneuve d'Ascq LM vardı.
Skor tabelası yine acımasızdı: 106-73.
Kadınlar EuroLeague’de 100 sayı barajının aşıldığı ilk final olarak tarihe geçti.
Ama asıl fark, o gün sahaya yansıyan karakterdi.
Artık bu takım sadece kazanmıyor, hükmediyordu.
ZİRVEYE GİDEN YOL
Ve dün gece…
Bir final daha, ama bu kez bambaşka bir anlamla.
Rakip Galatasaray.
Skor: 68-55.
Dün gece, 12 yıl önce kaybedilen finalin, içte büyütülen bir sızının, sabırla taşınan bir yaranın kapanışıydı.
KÜLLERİNDEN DOĞDU
Bu hikâye kolay yazılmadı.
2013… İlk final, ilk hayal kırıklığı.
2014… Aynı sahne, bu kez rakip Galatasaray. Itri'nin bir türlü tamam olmayan bestesi gibi, bir kez daha eksik kalan bir cümle.
2017… Dinamo Kursk karşısında bir başka kırılma.
2022… İstanbul’da, kendi evinde, Sopron Basket karşısında yutulan bir düğüm…
Her final bir yara bıraktı.
Ama hiçbir yara bu takımı durdurmadı.
Şeytanın bacağı kırıldı.
Son 4 sezonda 3 EuroLeague şampiyonluğu.
Bu, sadece bir başarı değil; bir hakimiyet ilanıdır.
Başarının arkasında sadece oyuncular, teknik heyet yok.
Bir vizyon var.
Aziz Yıldırım döneminde atılan temeller, Ali Koç yönetiminde büyüdü, Sadettin Saran ve sponsorların katkısıyla güç kazandı.
Dün geceki zaferin bir başka anlamı daha var.
Finalde bir kez daha ülkenin en güzide iki TEMSİLCİSİ kozlarını paylaştı.
Bu, sadece bir maç değil; Türk basketbolunun geldiği seviyenin ilanıdır.
Kazanan Fenerbahçe olsa da aslında kazanan, ülkemizin spor kültürüdür.
KUPALARLA YAZILAN SEZON
Sezonun bilançosu ise başlı başına bir destan:
- Cumhurbaşkanlığı Kupası (14. kez)
- Türkiye Kupası (15. kez)
- Lig şampiyonluğu (namağlup, üst üste 8. toplam 20.)
- Ve EuroLeague zaferi… (3. kez)
Dört kulvar, dört kupa.
Bu artık başarı değil, alışkanlık.
Bu özellik, dün geceki galibiyetle bir kez daha tezahür etti.
Bu kulüp, hiçbir zaman sporu sadece futboldan ibaret görmedi.
Pandemi sürecinde futbol dışındaki branşlarına kilit vuran ancak sadece futbola harcama yapan rakiplerine öykünmedi.
12 yıldır futbolda şampiyonluk hasreti çekse de mücadele ettiği diğer branşlara üvey evlat muamelesi yapmadı.
Cuma gecesi Rizespor karşısında yaşanan hayal kırıklığının hemen ardından gelen bu zafer, kırılmış bir ruhu onaran, sarsılmış bir kalbi yeniden ayağa kaldıran bir teselli oldu.
Fenerbahçeli olmak böyle bir şey olsa gerek.
Bir yerde yıkılırsın…
Ama başka bir yerde yeniden ayağa kalkarsın.
Son söz mü?
Hayır.
Bu hikâyenin sonu yok.
Çünkü bu takım artık sadece kupalar kazanmıyor…
Bir geleneği, bir karakteri, bir direniş ruhunu temsil ediyor.
Ve o ruhun adı: Fenerbahçe.

2 saat önce
38










English (US) ·